kapat

ÇARŞAMBA 07 EKİM 1998

Kriz Hyundai Assan'a yaradı!

Kriz cenderisindeki Asya'da peşpeşe gelen develüasyonlar Güney Kore çıkışlı yedek parçaların ucuzlamasını beraberinde getirdi.

Bu gelişmeden en çok yararlanan şirketlerden biri de Hyundai Assan oldu. Ucuz girdi, otomobil fiyatlarını düşürünce kampanyalar birbirini izlemeye başladı. Hyundai Assan'ın Başkanı Ali Kibar, "Otomobil almanın tam zamanı" diyor

Asya'daki kriz, Güney Kore Grubu "Hyundai" ile Kibar Holding ortaklığıyla kurulan Hyundai Assan'a yaradı. Kriz cenderisindeki Asya ülkelerinde birbiri ardına gelen develüasyonlar Güney Kore çıkışlı yedek parçaların ucuzlamasını beraberinde getirdi. Bu gelişmeden en çok yararlanan şirketlerden biri Hyundai Assan oldu. Ucuz girdi, otomobil fiyatlarını düşürünce kampanyalar birbirini izlemeye başladı. Hyundai Assan'ın Başkanı Ali Kibar, "Hem hayli zorlaşan pazar şartlarında Hyundai Assan soluklanıyor hem de müşteri son derece uygun fiyatlarla otomobil sahibi oluyor" diyor. Çünkü, belki otomotiv satışlarında adet bazında artış var, ama kârlar neredeyse sınırda. Kısacası otomobil almanın tam zamanı!

Bu arada 2000 yılında, İzmit'teki fabrikada, Güney Kore ile aynı anda yeni bir modelin üretimine başlayacaklarını açıklayan Ali Kibar, "Yeni yüzyıla Hyundai Assan'a yakışır şekilde gireceğiz" diyor.

Otomobil fiyatları bir önceki yıla göre ne kadar düştü?

1 yıl öncesine göre yüzde 9 ile 10 arasında bir gerileme oldu fiyatlarda.

Pazar koşulları son derece zor. Maliyetler düştü. Müşteri son derece avantajlı fiyatlarla otomobil alabiliyor. Neredeyse her hafta bir kampanya yapıyoruz. Firmalar otomobil tüketimini artırmak için arayış içindeler. Fiyatlarda tüketici lehine bir hayli düşüş oldu. Otomobil almanın tam zamanı.

Kampanyalar satışlara nasıl yansıdı?

Pazar payımızda artış var. Bu artış önümüzdeki günlerde de devam edecek. Geçtiğimiz yıl 16 bin 350 adet otomobil, 13 bin adet de ticari araç olmak üzere toplam 29 bin adetlik bir satışımız var. Bu yıl, ilk 9 ayda ise 24 bin adet satış yaptık. Geçtiğimiz seneye oranla pazar payımızda yüzde 30'lara varan bir büyüme var.

"1998 için 37 bin üretim hedefliyoruz" demiştiniz. Kriz programınızı etkiledi mi?

Hayır. Programımızda hiçbir değişiklik olmadı. Ancak, 19 Aralık'ta ramazan başlıyor. Bu dönemde insan çalıştırmada sorun yaşıyoruz. Üretim düşecek. Ama yine de hedefi tutturacağız. Hyundai hedefleri tutturur. Yeter ki devletten engel görmeyelim. Gümrük Birliği'nden sonra Avrupa'dan gelen araçlara 0 gümrük vergisi uygulanıyor. Üçüncü ülkelerden gelen araçlara ise yüzde 26-29. Bizler yarışa iki adım geriden başlıyoruz. Ama bu şartlarda bile bu pazar payını tutturuyoruz. Vergiler düşerse önümüz açılır ve Türkiye'de daha fazla yatırım yapabiliriz.

Yeni bir model üretimi düşünüyor musunuz?

Şu anda yoğun olarak Accent'i üretiyoruz. Ama yeni model için çalışmamız var. Üretim bandına ilave modeller gelecek. 2000 yılına, Hyundai'ye yakışır biçimde girmek istiyoruz. Kore ile aynı anda devreye sokacağımız yeni bir model üreteceğiz. Yani, Kore 2000 yılında dünya pazarına hangi ürünü verecekse, biz de aynısını Türkiye'de üreteceğiz.

Üretim adetleriniz ne olacak?

Yeni bir ürün modelinde, 300 bin adetten aşağı üretim yapılırsa ekonomik olmaz. Ancak bu adetlerde üretimle dünyanın her ülkesiyle rekabet edebilirsiniz. Ama Türkiye'de 100 binden fazla adetler çıkmıyor üretim bandından. Bu yüzden rekabetimiz belli bir noktada olabiliyor. Ülkeler kendi iç piyasalarını temel kapasite olarak tespit edip, dışarıya verdiği ilave üretimle de maliyetleri aşağıya indirip dünya pazarlarında rekabet edebiliyorlar.

Türkiye pazarı için hedef nedir?

Yılda 120 bin adet üretim kapasitemiz var. Bu kapasiteye 4 yılda ulaşmayı hedefliyoruz. Aslında piyasada daralma var. İnsanların alım gücününü kampanyalarla destekliyoruz. Şimdiye kadar bayağı kampanya yaptık.

Önümüzdeki günlerde yeni bir kampanya var mı?

Mevcut bir kampanya vardı. Yoğun talepten ötürü birkaç gün daha uzattık. Bu kampanyada, taşıt alım vergisi olmadan ya da üç aylık sıfır faizle otomobil satış kampanyamız vardı. Bazıları mali milattan sonrası için rezervasyon yaptırdı. Paramızı bankada bloke edip sonra otomobil almak istiyoruz dediler. Araba alınca da yastık altındaki para kayıt içine giriyor ama, böyle istediler. Bu yüzden kampanya süresini uzattık. Yakında yeni maliyetleri de destekleyecek şekilde şirket sermayesini 3.5 trilyon liradan 10 trilyona çıkartacağız.

Böyle bir dönemde sermaye artışına gitmenin göstergesi nedir?

Uzakdoğu'daki krize rağmen, şirketler olaylara daha tepeden bakıyorlar ve bünyelerini kuvvetlendirerek lider hale geliyorlar. Bu haftasonu Hyundai'nin yüzde 100 kendi sermayesiyle kurduğu Hindistan'daki fabrikasının açılışı var. Yatırım tutarı 625 milyon dolar. Bu şirketin kendi gelişim politikasını iyi kötü devam ettirebileceğinin bir işareti. Kore'deki fabrikada yılda 1 milyon 300 bin adet otomobil üretiliyor. Bir süre öncesine kadar 45 bin işçi çalışıyordu, 10 bini erken emekli edildi. Bu da Hyundai'ye dünya pazarlarında daha ekonomik şartlarda otomobil üretme kabiliyetini sağladı. Dolayısıyla Hyundai'nin maliyetleri daha da düşecek. Pasifik Asya'daki kriz en dibe vurdu. Düzelmeye doğru gidiyor. Önümüzdeki 1-1.5 yıl içinde eski düzene ulaşılır.

Peki Türkiye'deki yatırım da krizdeki şirket için bir avantaj mı?

Tabii. Türkiye'de bu yatırımın olması onların bir damarının daha rahat çalışması demek. Türkiye, dünyadaki 180 ülkeden biri.

Ne kadar ciro hedefliyorsunuz?

Bu yıl 400 milyon doların üzerinde ciro bekliyoruz. Geçtiğimiz yıl şirketler ayrı ayrıydı. Bu yüzden bu rakamın yüzde 70-75'i oranında gerçekleşmişti ciromuz. 2000 yılında ihracata da başlayacağız. Ayrıca şu anda 26 tane plaza açtık. Bir yıl içinde bu rakamı ikiye katlayacağız. Hedefimiz plaza sayısını 80'e; şu anda 86 olan bayi sayısını da 116'ya çıkartmak.

İşçi çıkartmak gündeme gelecek mi?

Hayır. Şu anda 900 işçi çalışıyor. İstihdam politikamız dengeli bir şekilde devam ediyor.

Koç'a bedava arsasiyasi tercihtir

Koç'un Ford yatırımı için Cumhurbaşkanı "gerekirse Çankaya'nın bahçesini veririm" demişti. İzmit'teki fabrikayı kurarken size de benzer kolaylıklar sağlanmış mıydı?

Bu bir siyasi tercih meselesi. Ford'a arazi verilmesi çok büyük bir olay değil aslında. Ford da, Koç da isteselerdi bu araziyi rahat rahat satın alabilirlerdi. Keşke bir sürü firmaya bedava yer verilse de yatırım yapılsa. Nitekim Avrupa'da da pekçok şirkete bedava arazi veriliyor. Bizim zamanımızda böyle bir uygulama yoktu. Biz arsayı kendi paramızla aldık. Ama, tabii ki bizim arazi Ford'unkiyle karşılaştırılamaz bile. Çünkü onların liman yapma imkanı var. Ama otomotivde hiçbir yatırım teşvik belgesiz yapılmıyor.

Ford da bedava arsanın yanısıra teşvikten de yararlanıyor mu?

Yeni vergi mevzuatında, 1.1.1999 tarihinden itibaren 250 milyon doların üzerinde yatırım yapan kuruluşlar için yüzde 200 yatırım indirimi hakkı tanıyan bir kanun maddesi var. Teşvik belgesi müracaatını Ocak 1999'dan itibaren yaparak, bu kanun maddesinden istifade etmek istediklerini duyuyoruz. Şimdiye kadar 100 dolarlık yatırımınız varsa, 100 dolarlık da yatırım indiriminden yararlanabiliyordunuz. Oysa yeni kanunun anlamı, 100 dolarlık yatırım yapıp, 200 dolarlık kârın vergisini ödemeyeceksiniz demektir.

Siz de 400 milyon dolarlık bir yatırım yaptınız... O zaman nasıldı?

Burada bir düzeltme yapmak gerekiyor. Başlangıçta yatırım tutarı olarak 400 milyon dolar öngörmüştük. Ama sonra, yatırımın bu kadara mal olmayacağını görerek, rakamları revize ettik. Fabrika 260 milyon dolara tamamlandı. Çünkü özellikle makine ve ekipman bedelleri, yani maliyetlerimiz düştü.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr