ÇARŞAMBA 07 EKİM 1998

"Geçmişteki görüş ayrılıklarımızdan rahatsızlık duyuyoruz. Gelecekteki tutumunuz ne olacak? "Büyük sermaye, Anadolu sermayesi, küçük sermaye gibi ayrımlar yapıyorsunuz. Buna karşıyız, bu tutumunuz devam edecek mi?" "Refah Partisi tehlikelidir. Bu tehlikeyi önlemek istiyorsanız bizi seçin deyip op topladınız. Sonra Refah Partisi ile koalisyon yaptınız. Önümüzdeki dönemde seçmene giderken bu kez de Fazilet Partisi ile ilgili olarak aynı sözleri söyleyecek misiniz?"
TÜSİAD'ın liderler turu dün DYP Lideri Tansu Çiller ile devam etti. Çiller, TÜSİAD Başkanı Muharrem Kayhan ve üyelerin soru yağmuruna tutuldu.
Kayhan toplantının açılışında yaptığı konuşmasında Tansu Çiller ile geçmişte ciddi görüş ayrılıkları olduğunu anımsatarak, "Bununla ilgili çekince ve rahatsızlıklarımızı bu ortamda açıkça belirtmek, gelecekteki tutumumuzu ortaya koymak açısından faydalı olacaktır kanaatindeyim" dedi. Çiller'in seçime ve reformlara bakışı merak ettiklerini belirten Kayhan, uygun şartların ortaya çıkması halinde FP ile bir koalisyonu düşünüp düşünmeyeceğini, bu partinin uçlara kaymasını önlemek için yine DYP'ye ihtiyaç olup olmadığını bütün kamuoyu merak ettiğini söyledi.
Sosyal güvenlik reformu, enerji özelleştirmelerinde yap-işlet modelinin kullanılmasını sağlayacak hukuki düzenlemeler, dokunulmazlıkların sınırlandırılması, siyasi partiler yasası gibi konularda DYP'nin alacağı pozisyonları partinin en etkili ağzından duymanın kendilerini memnun edeceğini ifade eden Kayhan, daha sonra Çiller ile geçmişte yaşadıkları görüş ayrılıklarından ikisi üzerinde durmak istediğini belirtti.
TÜSİAD'ın Demokratik Standartların Yükseltilmesi Raporu'nun yayınlandığı dönemde DYP'den bu raporda dile getirilen sorunlar ve öneriler, çözümler üzerine herhangi bir destekleyici katkı görmediklerini vurgulayan Kayhan, şöyle konuştu:
"Aksine Sayın Erez, Sayın Paçacı ve Sayın Akşener'in ağzından tartışmaktan çok polemik yaratmaya yönelik eleştiriler duydum. DYP, bugün bir demokratikleşme programıyla ortaya çıkıyor. Sizin dile getirdiğiniz demokratikleşme ihtiyacı hangi sorunlara, hangi kaynaklara dayanmaktadır? O gün TÜSİAD'ın ifade ettiklerinden farkı nedir?"
Tansu Çiler ise, TÜSİAD'a seslenirken büyük sermayeye değil tekelciliğe, devletle ahbap-çavuş ilişkilerine, ayrımcılığa karşı olduklarını belirtirken, ağırlıklı olarak istikrar ve demokrasiye değindi.
Çiller, Refah Partisi ile yaptığı koalisyon konusunda şunları söyledi:
"ANAYOL kurulurken, Başbakanlığı veriyoruz, meclis başkanlığını veriyoruz. Meclise daha soruşturma falan inmemiş. O gün çok şahidim var ama bir bölümü TÜSİAD üyeleridir. O gün söylediğim, eğer bu azınlık iktidarı başarılı olamaz ise RP'nin denenmesi kaçınılmaz olur. Bunu da ben kurarım. Çünkü kendime daha çok güveniyorum. Şahitlerim burda, Sabancılar falan bir kısmınız oradaydınız. Öyle bir ortamda "RP, artık denenmelidir, demokrasinin gereğidir" deniliyordu. Biz, RP'ni istemiyorsanız, ANAYOL azınlık iktidarına çok destek verin" dedik.
Türkiye de sorunların değişmediğini vurgulayan Çiller, her bunalımdan sonra Özal, Menderes örneğini vererek, ya iktidardan gidenlerin sorumlu tutulduğunu ya da sistemin sorumlu tutulduğunu ve "Demokrasi bize göre değil" denildiğini anlattı. Türkiye'nin demokratik tercihinin, "inançsız, güvensiz, iki yüzlü, dostlar alışverişte görsün" tercihi olduğunu öne süren Çiller, ortak bir demokrasi perspektifine ihtiyaç bulunduğunu söyledi. İktidara geldiklerinde vergi yasasını değiştireceklerini de ifade eden Çiller, kamu zamlarının yarısı yapılarak toptan eşya enflasyonunun düşük tutulduğunu savundu. Çiller, "Bu ertelenmiş enflasyondur, daha doğrusu bu ertelenmiş krizdir" dedi.