kapat

PAZAR 27 EYLÜL 1998

Yılmaz Karakoyunlu (e-posta:yilmazk@sabah.com.tr )

Bedevilik ve Secah Bint Haris

DYP danışmanı Mümtazer Türköne'nin Refah Partisi'ni "Bedevilik"'le tanımlaması; Çiller'in de Refahlılar'ı bu tarif içeriğinde yorumlaması üzerine eski Refahlılar Tansu Hanım'ı Secah bint-i Haris'e (Haris'in kızı Secah'a) benzetmişler. Her iki benzetmede de İslami terminolojinin istihza edebiyatı var. Anlaşılıyor ki, iki taraf da sistematiğini kavrayamadığı konularda pratiğin şaşkınlığına kapılmış...

Bedevilik nedir? Secah bint-i Haris kimdir?

* * *

Dinler tarihinin en ilginç örneği ensabi dinlerdir. Ensab, Arapça neseb sözcüğünün çoğuludur. Soy sop dinlerini tanımlamak üzere kullanılır. Ensabi dinlerin ilkel örneklerinde inanç ve ibadet garipliğine hayret edersiniz. İlkel toplulukların ibadetleri aklın ve ahlakın kabul edeceği şeyler değildir.

Karaip Adaları'nda Vudu dininde muhalif gruplar önce birbirlerinin üstlerini başlarını kirletirlermiş. Ellerine geçirdikleri insan pisliklerini karşı tarafın yüzüne atarlarmış. Ne kadar çok kirletirlerse o kadar çok itibar göreceklerine inanırlarmış. Bu beklentiyle atmadık pislik bırakmazlarmış.

Birbirini çamur atarak kirleten bu grupların en ilginç yönü, kirletme işleminden sonra kol kola girip birbirlerinin çamaşırını yıkamalarıymış. Dün kirletmeyi meziyet sayanlar, ertesi gün aklamayı iftihar olarak sunarlarmış. Sonra yeniden yüzlere pislik atmak savaşını başlatırlarmış.

* * *

Dinler tarihi ilkel insanların, kendilerini güdenlere mabud olarak taptıklarını gösteriyor. Bu mabud, çıkarını her şeyin üstünde tutan zaafın yularını ele geçirmiştir. Vahye dayanan dinler bu ilkelliği kaldırmak için gelmişti. İslam'ın akıl ve ahlak ile yücelen ihtişamı buydu.

Türkiye'nin siyaset gündeminde ilkel dinlerin ibadet biçimleri yeniden görülmeye başladı. Geçmişte birbirlerinin gözünü oyanlar, işlerine gelince can ciğer kuzu sarması olmuşlardı. Refahyol Hükümeti, ensabi dinlerin ibadetine benzeyen bir kirletme ve aklama işletmeciliğini andırıyordu. Sıra birbirlerini suçlama aşamasına gelmiştir.

Şimdi sorumuza dönelim. Bedevilik nedir? Secah bint-i Haris kimdir?

* * *

Bedevilik, bir sosyolojik sistemin soylu değerlerine sahip olmayan varlığın tanımlaması olarak yorumlanıyor. İçeriğinde biraz ayıplama, biraz aşağılama yatıyor. Terbiye edilmesi gerekli cehalet teşhiri olarak değerlendirildiği de dikkat çekmekte.

Secah bint-i Haris, yalancı peygamberlik iddiasıyla bedevileri aldatmaya kalkışan kadının adıdır. Kendisine dinin yıldızı adını veren yine bir başka yalancı peygamber Müseylime ile birleşerek kendilerine vahiy geldiğini söyleyip çevreyi aldatmayı amaçlamışlardı.

Hazreti Muhammed'in ölümünden sonra bu iki yalancı peygamberin insanları nasıl aldattıklarının hazin öyküsü Şeyh Nefzavi'nin ünlü "Itırlı Bahçe" kitabında anlatılır. Şu ünlü erotik tekniklerin ustası Tao'nun kitaplarına benzer.

Nefzavi'ye göre Secah bint Haris, güzel kadındı... Vahiyler aldığını söyleyip kendine göre bir Kuran uydurmuştu. Kır atına binip vahaları dolaşır, amber kokuları sürülmüş örtüler dağıtırdı. Turunç yaprağının özü ile ovulmuş gibi baygın kokardı. Gözlerinde Taif bağlarının yeşili, saçlarında Temmuz mehtabının sarışınlığı vardı. Bu güzellikle bedevi kabilelerini kandırmıştı. Kendine dinin yıldızı adını takan Müseylime'yi diz çöktürmüştü: "Erkekler kadının eteğinde diz çöker; asıl secde budur. Bende bu güzellik oldukça, secdeye varacak çok erkek bulurum" diyordu.

Hazreti Ebubekir, bu yalancı peygamberleri yok etmek için üzerlerine Halid bin Velid'i göndermişti. Hazreti Hamza'nın ciğerini söken Vahşi de komutanlar arasındaydı. Halid bin Velid'in orduları bu yalancı peygamberleri perişan etti. Orduları darmadağın oldu. Vahşi ünlü mızrağını Müseylime'nin yüreğine sapladı. Secah bint-i Haris de yalancı peygamberlikle uyuttuğu bedevilerin hücumuna uğradı.

* * *

Her kıssanın bir hüküm cümlesi vardır.

Nefzavi diyor ki, "Sonunda kul hakkı yiyenler tövbe ederek değil, hakkı teslim ederek kurtulabileceklerini öğrendiler. Lakin her ikisinin de hak teslim edecek inançları yoktu; kaçmayı yeğlediler."

Nitekim, Secah bint Haris uzaklara, çok uzaklara kaçtı ama akıbet değişmedi. Çünkü yalancı peygamber macerasını derviş sabrıyla karşılayanlar gerçek islam ahlakının iksiriyle can buldular.

Bu yazının hiçbir kimseye telmihi yoktur. Sadece, benzetmelerin hatırlattığı bir İslam tarihi sayfasını özetlemiştir.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr