kapat

PAZAR 27 EYLÜL 1998

Asaf Savaş Akat (e-posta:aakat@sabah.com.tr )

Siyaset yasaklanamaz

Bu köşede daha çok analiz yazısı yazıyoruz. Ekonomi ve siyaset başta, toplumsal konuları açıklamaya çalışıyoruz. Özellikle ekonomide taraf tutmadan gelecekle ilgili tahminlerimizi veriyoruz.

Bazen, gözden kaçan ama önemli olayları gündeme getiriyoruz. Ya da, gündemdeki bir olaya farklı bir perspektiften de bakılabileceğini gösteriyoruz. Kıssadan hisseler çıkartıyoruz.

İki hususa dikkat ediyoruz. Birincisi, ilke olarak kişilerle polemiğe girmiyoruz. Okuyucunun köşe yazarları arasındaki kavgalardan keyif aldığı yönünde rivayetlerin bol olmasına rağmen...

İkincisi, özellikle siyasi konularda pozisyon yazılarından kaçınıyoruz. Çünkü, meraklı okuyucu için analiz ve bilginin şahsi pozisyonların ilanından daha ilginç olacağını varsayıyoruz.

Türkiye'de yaşadıklarımız bazen bizi bu kuralları çiğnemek zorunda bırakıyor. İşin özündeki zihniyet boyutunu vurgulamak gerekiyor. Kuru bir analizin yerini ahlaki değerlerin açıklanması alıyor.

Erdoğan'ı savunalım

İstanbul anakent belediye başkanı Erdoğan'ın cezasının kesinleşmesi beni böyle bir durumla karşı karşıya getirdi. İfade özgürlüğü ve demokrasi anlayışımı açıklamak ihtiyacını duydum.

Erdoğan kim? Pek çok Avrupa ülkesinden daha kalabalık bir kenti dört buçuk yıldır yöneten kişi. O göreve vatandaşın özgür iradesini ifade ettiği bir seçimle gelmiş bir siyasetçi. Genel kanı, bu süre içinde başarılı olduğu şeklinde.

Suçu ne? Partisinin bir mitinginde yaptığı konuşmada kullandığı sözcükler. Bunların Ziya Gökalp tarafından yazılmış bir şiirden alınmış olması bence ikincil. Öyle olmayabilirdi. Kendisi söyleyebilirdi.

Mitingde olay çıkmış mı? Mitingden sonra olay çıkmış mı? Hayır. Neden cezalandırılıyor? Fikrini güçlü bir şekilde ifade ettiği için. Sorumlu makamlardaki siyasi kadrolar için bile ifade özgürlüğünün söz konusu olmadığı kanıtlanıyor.

Toplumların barış ve huzur içinde gelişmesinin temel koşulunun en geniş anlamı ile tanımlanmış ifade özgürlüğü olduğu kanısındayım. Sadece benim için değil. Benden farklı düşünenler için de bunu talep ediyorum.

Bu konuda taviz vermeye razı değilim. Kavramların sulandırılmasına da karşı çıkıyorum. Erdoğan'ın partisine hiç oy vermedim. Hatta, eminim hiç aynı partiye oy vermedik.

İslamcı kanadın demokrasi ve özgürlük anlayışında en az laik kesim kadar ciddi zafiyetler olduğunu düşünüyorum. Bunları, onun ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına destek olmak ya da makul karşılamak için yeterli bulmuyorum.

Seçilme özgürlüğü

Üstelik, olay orada bitmiyor. Verilen ceza tek değil. İki ayrı ceza var. Biri, mahpusluk. Diğeri siyaset yasağı. Erdoğan artık seçimle gelinen görevlere aday olma hakkını kaybediyor.

Benim değer yargılarımın ve demokrasi anlayışımın böyle bir cezayı kabul etmesi mümkün değil. Bir ülkede özgür seçim yapılıyorsa, kamu yöneticiliğine kimin geleceğine seçmenler karar verecektir. Başka türlü olamaz. Olmamalıdır.

Yapılan nedir? Önce ifade özgürlüğünü kısıtlayarak bir siyasi suç ihdas ediyorsunuz. Sonra, bu siyasi suçu işledi diye siyasetçinin elinden seçilme özgürlüğünü alıyorsunuz. Dolayısı ile, seçmenin söz konusu kişiyi seçme özgürlüğü de kalmıyor. Burada yasaklanan sadece Erdoğan değil. Ona oy veren yada vermeyi düşünen herkes.

Bu mantığı demokrasi ilkeleri ile bağdaştırmak imkansızdır. Kayıtsız şartsız karşı çıktığımın kayda geçmesini istiyorum.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr