kapat

PAZAR 27 EYLÜL 1998

Cengiz Çandar (e-posta:ccandar@sabah.com.tr )

"Gözlemcilik"...

Bir süredir bu sütunda çıkan yazı başlıkları, içinden geçtiğimiz dönemin özelliklerini ve durumu tanımlıyor herhalde... Daha "Çakıcı bantları" sıra sıra ortaya dökülmeden önce, "Sorun derinde" başlığını atmıştık. Arka arkaya yazdığımız yazılarda, içinde bulunduğumuz ortamın tüm sakatlıklarının, tarih” kökleri olduğunu ve toplumun kendi iç kıvrımlarını enfekte eden nitelikler taşıdığını vurgulamaya çalıştık...

İki hafta önce Türkiye'nin bir "yoğun bakım odası"nda uzanıp kaldığını belirtmiştik. Dünkü yazı başlığımız "Mıntıka temizliği" idi... "Mıntıka temizliği"ni, "siyasi yoğun bakım odasında tedavi" diye de değiştirebilirsiniz. Baksanıza, Eyüp Aşık'ın ardından, "Çakıcı bantları" aracılığıyla Meral Akşener de "menzil"e girdi.

Şöyle bir geri kaykılıp, siyaset fotoğrafı çekmek isteyen herhangi ve serinkanlı bakış sahibi biri, son hercümercin, Eyüp Aşık ve Meral Akşener gibi bireylerin üzerinde yoğunlaşan girişimler olmadığını, işin bu isimlerin ötesine taşabileceğini anlayabilir.

Eyüp Aşık, "mıntıka temizliği"ni Mesut Yılmaz'a uzatan "geçit"in adı. Meral Akşener de, tabiatıyla, "via Özer Çiller" DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'e yönelebilecek "güzergâh"ın...

Siyaset panoramasının "Fazilet vektörü"nün geleceği, Tayyip Erdoğan'a getirilen ceza ve siyaset yasağı ile zaten ipotek altına alındı. Yakın bir gelecekte, Fazilet'in Refah'ın akıbetini paylaşmayacağını kimse kolay kolay iddia edemez.

Diğerlerine ilişkin şimdilik ortada bizim görebildiğimiz bir "siren sesi" ya da "sinyal" yok. Olmayacağı anlamına gelmiyor. Bizler, sonuç olarak, seyirci ve gözlemci konumundayız.

"Çakıcı bantları"nın ilki piyasaya sürüldüğünde, bir dostuma, "Bu ülkede iki şey çok tehlikeli: Biri taraf olmak, diğeri tahlilci olmak" demiştim... İktidar mücadelesinin taraflarından biriyseniz, kendinizi galip sanmaya başladığınız anda bile başınıza nereden, ne zaman çorap örüleceğini bilemezsiniz. İşte Mesut Yılmaz-Eyüp Aşık'ın kumpanyasının bugünkü hali.

Bu kumpanyanın başına gelene el çırpmaya hazırlanıyorsanız, acele etmeyin; işte Tansu Çiller-Meral Akşener kumpanyasının başına gelmesi muhtemel gelişmeler...

Türkiye'nin içinde yol aldığı "labirent geçit"in bir başka göstergesi, kitle iletişim araçlarının mülkiyetinde ve bu sektördeki sermaye ve "personel" hareketlerinde son bir ay içinde ortaya çıkan başdöndürücü gelişmeler... Bunun sadece bir başlangıç olduğunu, "topun yuvarlanmaya henüz başladığını" söyleyenler mevcut.

Türkiye'de son dönemde iktidar mücadelesinde, siyasi ve iktisadi rant paylaşımında kitle iletişim araçlarının gücü ve önemi göz önüne alınırsa, "Çakıcı bantları"yla startı verilen süreçte, kitle iletişim araçlarının mülkiyet değişikliklerinin bu süreçten bağımsız ve münferit gelişmeler olduğunu düşünmek pek zor.

Taraf olmak kadar güçlük taşıyan, tahlil yapmak... Böylesine sarsıntılı siyasi bir iklimde, oturaklı siyasi tahlil yapmak neredeyse imkânsız. Böyle bir ortamda, günlük ve güncel tahliller dikiş tutmuyor.

En doğrusunu TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı sıfatıyla Bülent Eczacıbaşı yaptı; "Temel sorunun adını doğru koymalıyız. Türkiye'de "Fazilet Partisi sorunu", "Asker sorunu", "Basiretsiz liderler sorunu", "Sorumsuz politikacılar sorunu" yoktur. Türkiye'de "siyasi sistem sorunu" vardır" diyor...

Bizler bunu beş yılı aşkın süredir yazdık, söyledik, defalarca vurguladık. Bu, bizler için yepyeni bir tespit değil. Biliyoruz. Milyonlarca kişi de bunun farkında. Yetmiyor. Siyasi sistemi düzeltmek ya da yeniden düzenlemek için sahneye çıkmaya kalkarsanız, başınızı belâdan kurtaramıyorsunuz.

Bu da bir "sorun". En iyisi, ne taraf olmak, ne de tahlil yapmak. En iyisi "gözlemcilik".

"Gözlem" yapmaya devam edeceğiz...


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr