kapat

PAZAR 27 EYLÜL 1998

Zeynep Göğüş (e-posta:zgogus@sabah.com.tr )

Çarşafa girmek

Gazetedeki masamın üzerinde Hint işi bir küllük, Mısır'dan bir kutu, cam vazoda mavi yeşil çakıl taşları duruyor. Odamdaki siyah beyaz "Atatürk fotoğrafı"nı ise Fransız fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson 1968'in 23 Nisan törenlerinde çekmiş. Aslında bu doğrudan bir Atatürk fotoğrafı değil, bir afiş. Kocaman bir çelengin ortasına ay yıldız biçiminde beyaz karanfiller dizilmiş. Ayın içine Atatürk fotoğrafı yerleştirilmiş. Çelenk o kadar büyük ki taşıyan küçük kız görünmüyor, ama alttan ayakları çıkmış.

Fotoğrafın ön planında kara önlüklü beyaz yakalı bir başka kız çocuğu var, eli çenesinde derin düşüncelere dalmış... Çelenkteki beyaz yıldız ise sanki o küçük kızın başının üzerinde duruyor.

Odamdaki eşyaların bir dili olduğunu düşünmemiştim. Oysa bütün bu saydıklarım sözsüz iletişime dahil edilebilirmiş. Tıpkı kıyafetimiz gibi, çalışma masamızın üzeri görüntümüzü tamamlayan nesneler olarak sözsüz iletişimin parçası. Bu bilgileri Prof. Otto Schoober'in Beden Dili adlı kitabında okudum.

Fakat beden diline takılmamının asıl nedeni masam değil, Hülya Avşar'ın çarşafa girmesi.

Hülya Avşar televizyon programında kara çarşafa büründü. Ertesi gün gazetede iki kare resim vardı: Birinci karede çarşaflı Hülya, ikincisinde ise çarşafını açıp göbeğini gösteren Hülya. Baktım kimsenin göbekle ilgilendiği yok, beylerin ve hanımların tercihi çarşaflı Hülya'dan yana.

Aynı gün bir başka gazetede İranlı Devrim Muhafızı kadınların fotoğrafı vardı. Hülya da çarşaflı, o kadınlar da, ama aradaki fark müthişti ve bu sadece bizim Hülya'nın aslını bilmemizden doğan bir algı hatası değildi.

Bana öyle geliyor ki farkı yaratan, beden dili... Duruş, oturuş... Çünkü sadece çarşafa girmek değil, onu nasıl taşıdığınız da önemli. İstediğiniz kadar kapanın yine de baştan çıkarıcı olabilirsiniz. Hatta açılıp saçılan kadınlardan daha da ilginç gelebilirsiniz insanlara... Boynu yukarı uzatmak flörte davet işaretiymiş kadınların beden dilinde. Bu hareketi yapan çarşaflı, kambur duran askılı elbiseli bir hanımdan çok daha cazip gelirmiş erkeklere.

Türban krizi denilen talihsiz olayın, bunca yıl bekledikten sonrda imaj çağında başımıza gelmesi bir tesadüf mi? Fakat iyisi mi, imaj için giyip çıkardıklarınıza fazla güvenmeyelim biz. Çünkü asıl önemli onları taşıyan bedenin başka bedenlerle kurduğu sözsüz iletişim. Dekolte tek başına bir çağrı mesajı olmadığı gibi çarşaflı kadın libidonun kaplama alanı dışında değil.

Karşımdaki Atatürk fotoğrafında başına ayın yıldızı konan küçük kız derin derin düşünmekte bunları.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr