kapat

PAZAR 27 EYLÜL 1998

Çetin Altan (e-posta:caltan@sabah.com.tr )

Eroin sorunu çözümlenmedikçe...

Her sabah saat 6-7 arasında kalkıp da tüm gazeteleri tekrar tekrar gözden geçirmeye başladığınızda, hem toplum terziliğine sıvanmış kadroların -sık sık güncel çıkarların miknatıslarına yapışarak- ne ölçüde makas hataları yapmakta olduğunu görürsünüz, hem de evrensel dialektiğin Türkiye'yi de çalkalaya çalkalaya hangi boyutlarda çalıştığını...

Şimdi bakın bizim sabah keyfinin dünkü basından çiçeklenen haber ve yazı malzemesine kısaca şöyle bir göz atalım.

Necati Doğru, son 20 yıldaki Türk siyasal oluşumunu yıldırım ışıklarıyla aydınlanmış berrak bir ambalaj içine oturtarak şöyle diyordu:

"... Süleyman Demirel, kertenkelelerin çete olup, devlete vidalanmaya başladığı yıllarda sokaklarda oluk oluk kanlar akarken, 'Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezmisiniz...' diyordu ve gazetelerin yayınladığı; 'Demirel kardeşler, devlet bankalarından Koç'tan fazla kredi kullandı...' haberleri üzerine de, 'Bu iddiaları ortaya atanlar ispat etmelidirler' diyordu.

Bugün de aynı şeyi söylüyor...

1980 öncesi bugün de sürüyor...

Ve devlete vidalanan çeteler...

Emniyet müdürlerini tahsildar, Özel Tim elamanlarını tetikçi, polis şeflerini uşak, Türkiye Cumhuriyeti elçiliklerini yatakhane, polis karakollarını ikametgah, pasaport şubelerini hücre evi, milletvekili dokunulmazlığını suçluları saklama apartmanı, katilleşmiş eski tetikçi ülkücüleri maşa, İçişleri Bakanlığı'nı Çatlı'ya, Çakıcı'ya lojistik destek veren birim, bakanları Çakıcı'ya, 'Seni yakalamaya adam gönderdiler durma yer değiştir...' demesi için telefon sekreteri gibi kullananlar, kullandıranlar..."

* * *

Hürriyet'de Gülden Aydın'ın sürmanşetten 8 sütunluk haber başlığı:

"Eroinciye ihale -Eroin kaçakçılığından hem DGM'nin, hem de İnterpol'ün aradığı mafya babası Hikmet Sevcan, ordunun 90 bin yataklık ihalesini kazandı."

Yine Hürriyet'e Reha Erus'un haberi:

"... 1997 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi tiyatrocu ve yazar Dario Fo, Türkiye'ye hakaretler yağdırdı...

... İnsan kaçakçılığının 'Türk mafyasıyla Silahlı Kuvvetler işbirliğinin eseri' olduğunu, İtalya'nın da sınırlarda bu tuzağa düşerek, Kürtlere kötü muamele ettiğini savundu. Fo, her zaman bu katliama karşı savaşacağını da yazısında vurguladı..."

* * *

Sabah'dan bir dış haber:

"Türkiye'yle savaşırız -Rus Parlamentosu'dan Türk-Rus savaşı sesleri yükseldi. Parlamento Savunma Konseyi yetkilisi Arbatov, 'Türkiye S-300 füzelerine müdahale ederse savaşa çıkar' dedi"

İsterseniz önce bu sonuncu haber üstünde duralım. Rus Parlamentosu Duma'nın Savunma Konseyi Başkan Yardımcısı Alexei Arbatov, Güney Kıbrıs devlet televizyonuna bir açıklama yapmış. S-300 füzelerinin Ada'ya nakli sırasında Türkiye bir müdahalede bulunursa, bunun Rusya ile Türkiye arasında savaş anlamına geleceğini belirtmiş. Ve yine belirtmiş ki, Kıbrıs Rum Devleti ile Rusya arasında bir Savunma İşbirliği Antlaşması imzalanırsa, o zaman S-300'lerin Ada'ya yerleştirilmesinden sonra yapılacak bir Türk müdahalesinde de Rusya, Kıbrıs Rum Devleti'nin yanında taraf olur...

Burada önemli olan konu, Rusya'nın netleştirmeye başladığı Doğu Akdeniz politikasına karşı, Ankara ile askeri işbirliği içinde olan İsrail ve ABD'nin nasıl bir tavır takınacağı?

Ankara Kuzey Kıbrıs ilişkilerinin bugünkü boyutlarına, gerek Kudüs'ün, gerek Washington'un hangi oranlarda onay verdiği net olarak çok belirgin değil bizce...

Sanıldığından çok daha önemli bir durumdur bu. Parlamentonun da üstünde durması gerekir ama... Nerdeee?

* * *

Fikri Sağlar, Olağanüstü Hal Bölgesi'nde, eroin kaçakçılarının hiç bir zaman yakalanmadığını vurgular durur...

Ve nedense Parlamento yine hiç durmaz bu iddalar üstünde de...

Görünen o ki Türkiye şu eroin sorununu çözümlemediği sürece, ne içerdeki ekşilemelerden kurtulabileceğe benzer, ne de dışardaki itibar kaybından...

Sezdiğimiz kadarıyla TÜSİAD dahi aynı kanıda...


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr