PAZAR 27 EYLÜL 1998
Erbakan Hoca'yla Tayyip Erdoğan... Her ikisine de siyaset yasak. Her ikisine de bu yasak mahkeme kararıyla konmuş durumda.
Ama tabii siyaset yasak diye siyaseti bırakacak değiller. Politika sürecek her ikisi için de. Perde arkasında lider olarak, güç odağı olarak kalmaya gayret edecekler. Dizginleri mümkün olabildiğince elden bırakmayacaklar.
Tayyip Erdoğan 44 yaşında.
Liderliğe çoktan soyundu. Kendisine siyaset yasaklandı diye bu iddiasından vazgeçecek değil. Yarışı bırakmayacağı çok açık...
Ama şu da biliniyor:
Tayyip Erdoğan'ın bu iddiası kendisini Erbakan Hoca'yla karşı karşıya getirmeye devam edecek.
Yani kavga kaçınılmaz!
Erbakan Hoca'yla Tayyip Erdoğan'ın yolları çoktan ayrılmıştı. Şimdi Tayyip Erdoğan'ın ömür boyu siyaset yasağına çarptırılmış olması, Hoca'yı rahatlatmış da olabilir.
Niye?
Bir kere, Tayyip Erdoğan'ın yasaklanmasıyla partide genel başkanlık mücadelesinin şimdilik bittiğine kanaat getirmiş olabilirler.
Erbakan Hoca ve kurmayları ya da Milli Görüş oligarşisi öteden beri Fazilet Partisi'ni Tayyip Erdoğan'a, "yenilikçiler"e kaptırmaya hiç de niyetli değiller.
Ayrıca, Fazilet'in de Refah'ın akıbetine uğramasını engellemek istiyorlar. Yani parti kapansın istemiyorlar. O yüzden, Fazilet'i ılıman bir limana çekmenin peşindeler. "Sistemle barışık" bir hale getirmenin yollarını arıyorlar. Fazilet'in meşruiyet krizini aşabilmek için de yumuşak, ılımlı bir çizgi izlemenin doğru olacağına inanıyorlar.
Bu nedenle parti içinde Tayyip Erdoğan'ın yol açabileceği liderlik kavgalarından tedirginlik duyuyorlardı.
Onun içindir ki:
Tayyip Erdoğan'a gelen siyaset yasağının şimdi bu ihtimali ortadan kaldırdığını düşünüp derin bir nefes almış olabilirler.
Ancak Fazilet kulisindeki esintiler, Tayyip Erdoğan'ın mücadeleyi bırakmayacağına işaret ediyor. Erdoğan'ın Hoca'yla liderlik kavgası önce şu minderlerde öne çıkabilir:
(1) İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adaylığı...
(2) Fazilet Partisi Genel Başkanlık koltuğu...
(3) Milletvekili adaylığı...
Özellikle bu üç alanda Erbakan Hoca'yla Tayyip Erdoğan arasında kavga kopması yakın ihtimal. Her ikisi de kendi adaylarını, kendi adamlarını bu minderlere sürecekler.
Kimin şansı daha fazla?
Kim daha güçlü?
Bu soruya yanıt daha çok Erbakan Hoca diye veriliyor. Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasaklı hale gelmesi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi büyük bir güç kaynağını kaybetmiş olması, Hoca karşısında kendisini fena halde dezavantajlı bir konuma itmiş durumda...
Kimine göre, Tayyip Erdoğan mahkumiyet kararından daha önce liderlik şansını zaten yitirmişti.
İki nedenle:
(1) Hoca kendisine karşıydı.
(2) Partiyi, hareketi, "derin devlet"le, sistemle barışık hale getirebileceğine dair işaret verememişti. Bu açıdan herhangi bir becerisi olmadığı ortaya çıkmıştı.
Kimileri ise Tayyip Erdoğan'dan bir Turgut Özal yaratmak istediler. İsminin etrafında bir Adnan Menderes havası yaratmaya kalkıştılar.
Ama kimine göre de, böylesi arayışlarda Tayyip Erdoğan'ın çapının yetmediği görüldü. Erdoğan'ın yeni bir lider olabilecek, yeni bir şeyler söyleyebilecek çaptan yoksun olduğunu belirten bazı gözlemciler, çok önceden Tayyip Erdoğan'ın çevresinin boşalmaya başladığını söylediler.
Tayyip Erdoğan ne yapabilir?
Daha çok genç.
Sabırlı olmasını bilebilirse, kendini yenileyebilirse, demokrasiyi araç olmaktan çıkarıp, gerçekten içine sindirdiğini gösterebilirse, gün gelir, yeniden yükselişe geçebilir.
Yok eğer hırsı, hareketini sokağa dökebilecek kadar aklının önüne geçerse, bunun için radikalleşmeye kalkarak sistemle hesaplaşma yolunu seçerse, marjinalleşir gider.
Bugün için söylenebileceklerin özetine gelince: Tayyip Erdoğan, Erbakan Hoca açısından çıban başı olmaya devam edecek gibi gözüküyor. Ama Hoca bir bakıma rahatladı. Şimdi öncelikli çabası, öyle anlaşılıyor ki, hareketin sokağa dökülmesini önlemek ve Fazilet'i kazasız belasız seçimlere götürmek. Tayyip'le kavgası Hoca'nın gündeminde bugünlük alt sıralara iniyor...