kapat

SALI 22 EYLÜL 1998

Eğlencenin kralları

FÜSUN MUTLU

Azerbaycan'daki her şey gibi gece hayatının ardında da Türkler'in imzası var. Eyüp Barkan ile ortağı Ercan Günalp, Bakü'de "Eğlence kralları" olarak tanınıyor

Akşamüstü Bakü şehir merkezinde birbirinden güzel genç kızları görmek mümkün... İnce, uzun boylu, uzun bacaklı, çoğu esmer, bir kısmı sonradan sarışın...

Cemile ya da kısa adıyla Cema (21) ve Sabrina (23) bu kızlardan ikisi... Cema yakında manken olacak... Büyükanneleri İspanyol olduğu için adı Sabrina olan ablası ise "Türklerle çalışıyorum. Aselsan cep telefonlarının satış elemanıyım" diyor. Ve tabii elinde bir Aselsan cep telefonu...

"Buralarda gece gidilecek güzel yerler var mı?.."

Geceler rengarenk

"Var tabii.. Cinema Club Restaurant, içinde lokantaları, Viyana kafesi, yüzme havuzu, Türk hamamı, saunası, bowling salonu olan Bakü Eğlence Merkezi, Teras Barı ve Garden Barı olan Club Filarmoni, Black Jack, Escobar... Çok yerimiz var... Hepsini de Türkiye'den gelenler; sizinkiler açtı..."

Bakü Eğlence Merkezi gerçekten görülmeye değer... İçindeki palmiyelerden, büyük yüzme havuzuna, lokantalara kadar büyük bir itina ile ve batı standartlarında inşa edilmiş... Belli ki şehrin en gözde yeri... Sahibi Eyüp Barkın... Günlük hayatın pırıltılarını anlaşılan Türkler sağlıyor... Neredeyse her karşılaştığım güzellikte ve yenilikte Türkler'in parmağı var.

Eğlence Merkezi'nde bulunan Bakü'nün en şık mağazalarının birinde İrade çalışıyor... Çocuk doktoru olduğu halde tezgâhtarlığı seçmiş... "40-50 dolar mı, 150 dolar mı?" diyor nedenini sorunca...

Hava kararmadan Cinema Club'a gidiyorum... Azeri taksi şoförü "Cinema Club" der demez kafasını salladığına göre, burası bizim İstanbul'un Paşa'sı gibi tanınmış bir... Gerçekten de Paşa gibi bir açıkhava mekânı... Eski bir yazlık sinemayı lokanta haline getirmişler... Perdesi duruyor... Yemek yenirken klipler, çizgi filmler, arasıra da sinema filmleri seyredilebiliyor. Aynı zamanda Paris'in ünlü Budha Bar'ını aratmayacak kadar da güzel müzik çalınıyor... Bir de Bakü'nün elektrik kesintileri olmasa burada keyifler tam olacak... Bir tarafta piliçler, etler çevriliyor, öte yanda odun fırınında pideler pişiriliyor...

Krizden zirveye

İstanbullu turizmci Eyüp Barkan 1992 yılında gelmiş buraya...

"Körfez Krizi işlerimi hayli etkilemişti... Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bu topraklar yeni yeni dünyaya açılıyordu... Cebimde bin dolarla kalkıp geldim... İşte görüyorsunuz..."

Şaka maka Bakü'deki neredeyse tüm eğlence yerlerinin sahibi Eyüp Bey...

Abaza kökenli Eyüp Barkan'ı biraz da bu topraklar çekmiş. Ailesini de burada kurmuş. Türkiye Büyükelçiliği'nde çalışan katibe Demet Hanım'la evlenmiş.. Şimdi burada krallar gibi yaşıyor... Lincoln otomobillerde geziyor... Yanında yüzde 90'ı Azeri tam 600 kişi çalıştırıyor...

Barkan'ın Bakü macerasına birlikte atıldığı kader arkadaşı ise bir zamanlar Ortaköy'deki sosyetenin uğrak yeri Memo's'un sahibi olan Ercan Günalp...

Arnavutköy'deki 'Merhaba'yı da işletmiş Ali Kocatepe orada söylerken...

İki arkadaş önce birlikte çalışmışlar, çok büyüyünce de işleri paylaşmışlar... Lokantalar, eğlence yerleri Eyüp Barkan'a, inşaat şirketi ve distribütörlükler de Ercan Günalp'e kalmış...

Ercan Bey'de Eyüp Bey gibi her yönden burada ikinci hayatına başlamış. O da arkadaşı gibi ikinci evliliğini burada yapmış... Yüzelli yıldır Bakü'de yaşayan bir ailenin dünyalar güzeli kızı İra (İrina) ile evlenmiş... Babası Gürcü, annesi Ukraynalı bir Azerbaycanlı gelinimiz daha olmuş.. Dört yaşında da bir oğlu var; adı Alper...

İkinci vatanımız

"Azerbaycan'ı ikinci vatanımız gibi hissediyoruz. Hiçbir zaman da kendimizi İstanbul'dan, Türkiye'den uzakta görmedik. 15 milyonluk bir şehirde doğup büyüdüğüm için Bakü bana küçük bir şehir olarak geldi. Her yenilik burada aynı gün olmasa bile hemen ertesi gün duyulur. Biz Eyüp'le burada tam 29 tane firma kurmuşuz... 7 lokanta açmışız.. Bunları kurduk, devrettik, yardımcı olduk...

1992 yılında geldiğimiz zaman Bakü bomboş bir şehirdi. Bütün mağazalarda insanlar boş boş oturuyorlardı. Tek mal paslı kapakları olan cam balonlardaki domates turşularıydı... Ama her zaman iki şey vardı Bakü'de... Havyar ve şampanya... Mahallemizdeki ekmekçi kadına fazladan para veriyordum ekmeğimizi ayırması için... Ama yol üstünde pazarda havyar ve şampanyamızı buluyorduk.

Yarın: Büyük değişim


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr