kapat

PAZARTESİ 21 EYLÜL 1998

Rauf Tamer (e-posta:rtamer@sabah.com.tr )

Haber değeri...

Çeşitli partilerin sözcüleri her gün basın toplantısı yapıyorlar.

Çoğu mükerrer, bir dizi kıraat.

Eh... Konuşan Türkiye'de kim kime karışır? İsteyen, dilediğini söyler.

Her sabah, oturur bunlara bakarız.

- Ne demişler?

- Haber değeri var mıymış?

Hayli düşünürüz.

Ve tartışırız:

- Aynı laflar birader... Geçen gün de bunları dediydi.

- Nesi haber bunun? On kere tekrarlandı.

Evet.

Her sabah, her gazetede aynı manzara.

Yüreğimizi hoplatan, şöyle, dört başı mamur ve de "yeni" diyebileceğimiz tek laf yok...

Efey zamandır da dersimiz yurt bilgisi.

*

Halbuki, basın toplantısı denince ne anlarsınız?

- Hım... Demek ki önemli bir açıklama gelecek.

Öneminden de vazgeçtik. Bari haber değeri olacak.

Maalesef yok.

Zaten yazılı basın için değil, hep televizyon için bunlar.

Bütün mesele ekranda gözükmek.

Acaba, ekranda gözüküp de ne oluyor?

Orası da meçhul.

Millet hayran hayran mı seyrediyor?

Yoksa "Bildiğimiz laflar" deyip pas mı geçiyor?

Yoksa, tam bir kabak tadı mı?

Bazen hiç konuşmamak, konuşmaktan daha etkili olmaz mı dersiniz? Yahut, ara sıra... Ve gerektiği zaman konuşmak bir prensip ve bir ciddiyet ifadesi değil midir acaba?

Hele konuşan değil de, sadece elindeki metni okuyarak adeta yasak savan o sözcüler "mükerrer haber"den de öte, biraz yırtık bir mizaç sergiliyorlar galiba... Partilerine kötülük de ediyorlar.

*

Basın toplantıları ve komprime TV demeçleri, artık el yüz yıkamak gibi bir rutin hale gelmemeli...

Hele kitle haberleşmelerinin bu en parlak devrinde "mükerrer haber" en büyük ayıptır. Yüz karasıdır. Öyle ki: "Bugün basın toplantısı yoktur... Olmamıştır... Olmayacaktır" deseler, bunun bile haber terbiyesi vallahi öbürkülerden fazladır...


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr