PAZARTESİ 21 EYLÜL 1998
Vergi Yasası'nın Resmi Gazete'de yayımlanan maddelerini yorumlayan yabancılar, kazançlarının olması halinde, her bir işlemde 15 gün içinde beyanname doldurup vergi vermek durumunda olduklarını söylüyorlar.
Yabancıların yorumuna göre vergilendirme şu şekilde olacak:
- Diyelim ki yabancı yatırımcı Ocak ayı içinde 10 milyon dolarlık hisse senedi aldı. Aldığı hisse senetlerini ay içinde 12 milyon dolara sattı. 2 Milyon dolar kazancı var.
- Bu yabancı yatırımcı adına iş yapanlar hemen (münferit beyanname diye adlandırılan) bir vergi beyannamesi dolduracak. Ve de 15 gün içinde 2 milyon dolar kazancın yüzde 15 ile yüzde 40'ını vergi olarak ödeyecek.
- Diyelim ki yabancı yatırımcı Şubat ayında 10 milyon dolarlık hisse senedi aldı. Aldığı senetleri ay içinde 7 milyon dolara sattı. 3 milyon dolar zararı var.
- Bu yatırımcının zararını mahsup etme şansı yok.
- Diyelim ki, bu yatırımcı parasını alıp, Türkiye'yi terk edecek. İki ay boyunca İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda kalmasının faturasına bakıyor: Bir ay 2 milyon dolar kazancı var. Öbür ay 3 milyon dolar zararı var. Neticede 1 milyon dolar zarar ile borsadan çıkıyor. Ama Hazine'ye 500 bin dolar (Ocak ayı kazancı olan 2 milyon doların yüzde 25'i oranında) vergi ödemek zorunda kalmış.
Bu yorum yabancıları Türkiye'den kaçırıyor. Çünkü:
- Yabancı fonların dünya üzerinde akışkanlığının esası, vergisiz, formalitesiz ortamın yaratılmasına bağlı.
- Uluslararası sermayenin, her uğradığı, her konakladığı, her geçtiği ülkede vergilendirilmesine kalkılırsa sistem çalışmaz.
Ne yapalım yani? Yabancı fonları ürkütmemek için borsadan vergi almayalım mı? Vergi alınız ama, yabancısını da yerlisini de ürkütmeden alınız. Yabancısını da yerlisini de formaliteye boğmayınız.
Borsadaki tüm işlemlerden "muamele vergisi" alınız. İşi basitleştiriniz.
Şimdi gelelim "vergi nedeniyle kaçan yabancıların borsayı nasıl çökerttiklerine".
1998 yılının Ocak, Ağustos ayları arasında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda toplam işlem hacmi içinde yabancılara ait olduğu beyan edilen işlemlerin payı yüzde 8.75 oranında.
Yabancılar 1998 yılının 8 ayında 4.493 milyon dolarlık alım yaptı. Yabancılar 4.790 milyon dolarlık hisse senedi sattı. Neticede yabancılara ait olduğu beyan edilen 296 milyon dolar borsadan çıktı.
Bu rakamlara bakanlar soracaklar: "Yavuu... Yabancıların borsada işlemleri içindeki payı sadece yüzde 8.75 ise, borsadan çıkardıkları para 296 milyon dolarcık ise, yabancılar kaçıyor diye telaşlanmak da niye?"
Efendim, "İskambil kağıtlarını dikine dikine üst üste dizseler... En alttaki kağıtlardan birini çekseler... Ne olur? Tüm kağıtlar yere serilir..." İşte o biçim.
Yabancıların bir kısmı "vergiden gıcık alıp" borsadan parasını çekmeye başlayınca diğer yatırımcılar telaşlanıyor: "Yabancı fonlar borsadan çekilince fiyatlar düşer... Daha fazla zarar etmeden, fiyatlar düşmeden biz de çıkalım" havasına giriyor. Nasıl olsa (ve de mutlaka) bugünkü karışık vergileme düzeni değiştirilecek, basit "muamele vergisi" tipi vergilemeye geçilecek... Ey "Büyük Türk Büyükleri", geliniz ne yapacaksanız, bir an önce yapınız da, borsa ölüp-bitmesin.
Açıklama/Hatırlatma: Verginin şekli değiştirilip, bugünkü şekil yerine borsa işlemleri "muamele vergisi" ile vergilendirilse borsadaki kriz hemen sona eremez. Giden yabancılar hemen dönemez. Endeks bir haftada eski çizgiye tırmanamaz. Tabii ki borsanın toparlanması diğer etkenlere de bağlı biçimde zaman alır. Ama vergileme şekli değişmez ise, borsa bugünkünden de rezil duruma düşer.