kapat

PAZARTESİ 21 EYLÜL 1998

Can Ataklı (e-posta:ataklic@sabah.com.tr )

Az daha bizim ağaçlar da yanıyormuş

Kimi kendi girişimimle kimi de çeşitli yollardan armağanlarla birçok yerde adıma dikilmiş ağaç var. Elmalı barajı çevresinde oluşturulmaya çalışılan yeni ormanda da iki ağacım var. Son çıkan yangın, bizim ağaçların bulunduğu bölge sınırına kadar gelmiş dayanmış ve çok şükür söndürülmüş. Sonuçta bizim ağaçlar kurtulmuş. yanan ağaçlara ne kadar özüldüğümü zaten biliyorsunuz, ama bizimkilerin kurtulmuş olması teselli oldu. İlk fırsatta gidip ağaçlarıma su döküp altını temizleyeceğim.

Borsacılar "Açığa satış önlenmeli"

Borsadaki görülmemiş çalkantı ve çöküntüden sonra, hükümetin bazı önlemler alması üzerine ortalık şimdilik yatıştı. Borsa, dünya piyasalarındaki müthiş krizin etkisinde elbette kaldı ve hızlı bir düşüş yaşadı. Ancak, özellikle borsacılar, bu düşmenin sadece dünya piyasaları ile ilgili olmadığını vergi yasasındaki bazı maddelerin de borsa üzerinde son derece olumsuz etkiler yaptığını ileri sürmüşlerdi. Bunun sonunda hükümet, tıpkı bankalarda olduğu gibi biraz geri adım atmaya karar verince sorun şimdilik çözülmüş gibi oldu.

Geçen haftayı borsacılarla bu konuyu görüşerek geçirmiştik. Bu sohbetler sırasında borcacıların başka şikayetleri de vardı. yeri gelmişken onlardan birini anlatmak istiyorum.

Borsacıların şikayetlerinden biri borsa yönetiminden ve SPK'dan. Diyorlar ki "Borsa yönetimi herhangi bir kağıdın değeri yükselirken 'neden' diye soruyor, ama düşüşte kimsenin kılı kıpırdamıyor."

"O nasıl şey?" diye sordum. Anlattılar: "Seans sırasında, bir kağıt tavan yaparsa, yani maksimum yükseliş olan yüzde 10 değer kazanırsa, borsa yönetimi önce şirkete 'önemli bir gelişme mi var, kağıdınız niçin bu kadar hızlı değer kazanıyor?' diye sorarmış. Aynı anda aracı kurumlara hemen yazı yazılarak, 'şu kağıttan kim ne kadar işlem yaptı?' diye de hesap sorulurmuş. Bu tabii bazı spekülasyonları ve oyunları önlemek için. Ancak aynı borsa yönetimi, kağıt taban yaparken, yani maksimum düşüş olan yüzde 10 değer kaybında hiçbir şey sormazmış. Ne şirkete 'hayrola batıyor musunuz?' diye sorarmış, ne de aracı kurumlardan 'en çok kim satış yaptı' sorusunun cevabını istermiş. Oysa yükselişte nasıl manüplasyon olursa, düşüşte de yapılabiliyor. Ki, özellikle düşüşte en çok etkili olan şey 'açığa satışmış.' Elinde olmadığı halde kağıt satmaya açığa satış deniyormuş. Yani, spekülatör, kağıdın değerinin düşeceğini farkediyor, elinde kağıt olmadığı halde satışa kağıt koyuyor, düşük fiyatla aldığı gerçek kağıdı hayali kağıdın yerine koyuyor. Aradaki farkı da cebine atıyor. Bu yasadışı ama maalesef yapılıyor. Borsa yönetiminin bunu önlemesi isteniyor. 1994'te bu tür manüplasyonların önüne geçilmiş. Ama son zamanlarda bu konuda hiçbir işlem yapılmıyormuş.

En sağdaki kadın kimi temsil ediyor

Yukarıdaki fotoğraf Cumhuriyet'in ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin 75'inci kuruluş yıldönümü için afişlerde kullanılmış. CHP'liler özledikleri Türk aile yapısını resmetmek istemişler. Ancak fotoğrafa dikkatli bakınca çok ilgimi çeken bir nokta oldu. En sağdaki kadına siz de bakın. Acaba bu kadın Türkiye'deki hangi kesimi temsil ediyor. Kolsuz ve çok modern bir kıyafet giymiş, ama başında başörtüsü var. Bu başörtüsü ne Vakko'nun yaptığı gibi rüzgar ve güneşe karşı kullanılan bildiğimiz başörtüsüne benziyor ne de dinsel amaçlı kullanılan başörtüsüne. Çok merak ediyorum, bu kadar temiz yüzlü insanı biraraya getirdikten sonra birinin başına, şu ya da bu şekilde başörtüsü neden takılmış.

Başörtüsü olayı, ne yazık ki toplumsal olarak tuzağa düşürüldüğümüz bir kavram olarak geliyor artık bana. Hangi görüşten olursa olsun hepsi başörtüsü olgusundan yola çıkarak "dini eğilimi ağır basan" kesimlere mesaj göndermeye çalışıyor. Bu fotoğraf bende, CHP gibi laikliğin, Atatürkçülüğün, cumhuriyetçiliğin kalesi olduğunu iddia eden bir partinin bile güya açık vermeden, dini tema kullanmaya çalıştığı izlenimi veriyor.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr