kapat

PAZARTESİ 21 EYLÜL 1998

Yatağındaki düşmanı vurdu

Mukadder Biberoğlu, eşini "kasten öldürdüğü" gerekçesiyle ömürboyu hapis istemiyle yargılanıyor. İddia makamı, eşini "malvarlığına sahip olmak" için öldürdüğünü söylüyor. Biberoğlu ise "Öldürmeseydim o beni öldürecekti" diyor

F. DİLEK KANTOĞLU (SHA)

Kıskanç bir kocayla geçen 20 yıl... Her gün dayak, hakaret ve her gün ölüm korkusu... Ve en sonunda elini kana bulamak... İşte "Öldürülmekten korkmadığım bir günüm olmadı" diyen Mukadder Biberoğlu'nun öyküsü...

Genç bir modelistti Mukadder, gelecek için umutları vardı. 1978 yılında, Hüseyin Biberoğlu ile evlendi. Mutlu bir yuvaya adım attığını sanarken, ilk günden dayak ve hakaretle tanıştı.

Aşırı kıskançlık ve sudan bahaneler Mukadder Biberoğlu'nun işkence görmesi için yeterliydi. Yemek tuzsuz dayak, dışarı çıktın dayak, geç kaldın dayak... Ama genç kadın, her şeye rağmen evliliğini yürütmeye çalışıyordu.

"Neden kız doğurdun?"

Mukadder, şehirlerarası otobüs şoförlüğü yapan Hüseyin Biberoğlu'nun eve döneceği bir gün giyinmiş, süslenmiş, kocasını beklemeye başlamıştı. Eşi geldiğinde özlemle sarılacaklar, hasret gidereceklerdi. Ama öyle olmadı. Hüseyin Biberoğlu yine kıskançlık krizine girdi ve öldüresiye dövdü "makyaj yapan" genç karısını.

Sonra, çocukları oldu. İkisi de kızdı. Ama Hüseyin Biberoğlu hiç sevinmemişti bu duruma. Erkek çocuk doğurmayan karısını aşağılamaya ve dövmeye başlamıştı. Hatta doğumlardan sonra kızı olduğunu öğrenince hastaneye bile gelmemişti.

2 kez hapse girdi

Bulgaristan'dan kaçak altın getiren Hüseyin Biberoğlu, 1984 yılında tutuklandı ve 2 yıl hapis yattı. Bu süre içinde eşinin Trabzon'daki ailesinin yanında kalan Mukadder Biberoğlu, kocası cezaevinden çıkınca İstanbul'a döndü ve işkence dolu günler yeniden başladı.

Talihsiz kadının boşanmak için yalvarmaları yine aynı şeyle sonuçlanıyordu: dayak... "Ancak ölürsen senden ayrılırım" diyordu kocası ve onu tehdit ediyordu: "Ben adamı öldürtürüm. Olmazsa kendim öldürürüm"

Aradan 13 yıl geçti ve 1997 yılında Hüseyin Biberoğlu yeniden cezaevine girdi. Bu kez uyuşturucu kaçakçılığından 3 yıl hapiste kaldı. Sonra yeniden eve döndü.

Uyuşturucu pazarlıkları

Artık eve yabancı erkekler getiriyor, saatlerce konuşuyordu. Bu adamların kim olduğunu soran Mukadder Biberoğlu ise cevabını tokatla, yumrukla alıyordu. Araya girmeye çalışan annesi Emine de, bu şiddetten nasibini alıyordu. Daha sonra uyuşturucu pazarlığı yapıldığını anlayan talihsiz kadın, kocasından olabildiğince uzak durmaya başladı. Odasını ayırdı, küçük kızıyla yatmaya başladı.

Hüseyin Biberoğlu bir gün, kızı Pınar'ın mezuniyet balosunda çekilen resimleri gördü. O hapiste olduğu sırada, Mukadder Biberoğlu, yalnız göndermek istemediği kızıyla birlikte gitmişti baloya. Birden bağırmaya başladı, çılgın koca. "Nasıl bu kadar açık giyinirsiniz? Kızını da kendin gibi kötü kadın yapacaksın" diyordu.

Silahla ölüm tehditi

Artık, Mukadder Biberoğlu için her gün ölüm korkusuyla geçiyordu. Kocası onu öldürecekti, bundan emindi. Hüseyin Biberoğlu, bazen silahıyla karısının üzerine doğru nişan alıyor, silah sesi çıkartarak onu korkutuyor ve sonra çılgınca gülüyordu.

Psikolojik sıkıntılar yaşadığını söylemesi de fayda etmedi. Kocası, "Birlikte psikoloğa gidelim" şeklindeki teklifini "Deliysen tımarhaneye yat" diye geri çevirdi.

"Seni diri diri yakacağım"

Bir gün, Mukadder'i banyoya çağırdı kocası. İçeri girince de kapıyı kapatıp tüpü açtı. Gaz nefes almalarını zorlaştırıncaya kadar bekledi. "Şimdi çıkıp içeri bir kibrit atacağım. Sen de diri diri yanacaksın" dedi karısına. Mukadder dehşete kapılmıştı. Yalvardı, yakardı. En sonunda kocasını onu bırakması için ikna etti. Ama yaşadığı korku hayatından birkaç yıl götürmüştü.

Aradan 10 gün geçmişti ki, Hüseyin Biberoğlu yine arkadaşlarını getirdi eve. Onlar geç saatte gidince de kızı Pınar'ın cep telefonu faturasını bahane ederek kavga çıkardı. Mukadder Biberoğlu korkusundan tek kelime edemedi.

Kocası ise durmadan silahlarını istiyordu, "Getirmezsen seni öldürürüm" diyordu. Ama talihsiz kadın silahları verdiğinde de öleceğini çok iyi biliyordu. Giyecek bir şeyler almak için çekmeceyi açtığında kocasının silahını gördü. Sonra da arkasındaki yatakta yatan Hüseyin Biberoğlu'nun tehdit ve hakaret dolu sözlerini duydu.

Cinnet ve 8 kurşun

O an, 20 yıllık cehennem azabı geçti gözlerinin önünden. Silahı kaptığı gibi kocasının üzerine ateş etmeye başladı. Kafasını hiç çevirmeden 8 kurşun sıktı. Sonra da koşarak karakola gitti Mukadder Biberoğlu. Aklından hâlâ tek şey geçiyordu: "Hüseyin beni öldürecek"

Sonra polis, savcılık ve mahkeme... Acı dolu hayatını tekrar tekrar anlattı. Şimdi, Bakırköy 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde "kasten eşini öldürmek" suçundan ömürboyu hapis istemiyle yargılanıyor. Mahkeme, akli dengesinin yerinde olup olmadığını araştırıyor. Dosyası Adli Tıp Kurumu'nda.

Hüseyin Biberoğlu'nun, tüm malvarlığını Mukadder Biberoğlu'nun üzerine kaydettirdiği, Mukadder'in de onu parasını almak için öldürdüğü suçlamasını da kızı Pınar cevaplıyor: "Babamın devlete 5 milyar vergi borcu vardı. Bu yüzden işhanını ve evleri annemin üzerine yaptı."


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr