PAZARTESİ 07 EYLÜL 1998
Bugün size taksicilerle ilgili iki olay yazmak istiyorum. Biri taksicillerin şikayeti, ikincisi ise taksicilerden şikayet.
Taksicilerin tatlı belaları trafik polisleri. Polisler taksicileri kimi zaman üzüyor kimi zaman da sevindiriyor. Ancak geçenlerde bir olay öğrendim, üzüldüm.
Taksiciler gece saatlerinde tek başına kadın yolcu almaya çekiniyormuş. Çünkü gerek alkol gerekse güvenlik kontrolleri sırasında, polisler eğer takside tek kadın görürlerse biraz fazla ilgileniyorlarmış. Şoförler "Poliler tek kadın görünce durduruyor. Arama yapıyor, zaman zaman müşteriyi de taciz ediyor. Oysa boş olduğumuzda ya da araba dolu olduğunda bunları yapmıyorlar" diyorlar.
Tabii ki bu adet haline gelmiş bir şey değil ama çok sık olmaya başlamış.
Son zamanlarda taksimetrelerin yazdığı fiyattan şikayetler gelmeye başladı. deniyor ki "Pekçok taksi, gündüz saatlerinde gece tarifesi açıyor. Ama siz gece olduğunu anlamıyorsunuz, çünkü gündüz tarifesinin ışığı yanıyor."
Bu iddia doğru olabilir mi? Biraz araştırınca garip bir gerçek çıktı ortaya.
Piyasada iki ayrı firmanın ürettiği taksimetre var. Biri Testaş diğeri Destaş. Testaş'ta gündüz ışığını yakıp gece tarifesi almak mümkün olmuyormuş, ama Destaş'ın cihazında küçük bir oynama ile gündüz ışığını yakıp gece tarifesi alınabiliyormuş. Aslında cezası çok ağır, en azından üç ay trafikten men cezası var. Ama bazı taksiciler bu çirkin oyunu yapıyorlarmış.
Bu durumda müyteri de uyanık olmak zorunda. Her zaman gittiğiniz yola farklı ücret istendiğinde şikayet edebilirsiniz. Çünkü o taksimetre ile oynanmış olabilir.
Gürbüz Çapan Esenyurt Belediye Başkanı. Çarşamba günü Büyükşehir Belediyesi'ndeki bir toplantıya gitmek üzere Başkanlık'tan çıkarken silahlı saldırıya uğradı. Çapan ayağından vurulurken, saldırganın 14 yaşındaki M.S. olduğu anlaşıldı.
Çapan'ın ayağından vurulması akla hemen "mafya" olgusunu getirdi ister istemez. Çünkü "ayaktan vurma" mafya türü bir "cezalandırma yöntemi" olarak biliniyor. Ayaktan vurma bir tür uyarı. Dizden vurma çok sert bir uyarı. Ondan sonrası zaten öldürmeye teşebbüs.
Gürbüz Çapan İstanbul'un en yeni ve en modern kentlerini inşa ediyor Esenyurt'ta. Çok inşaat olunca, çok da çıkar kavgası olabilir. Bu nedenle olay ilk bakışta bir çekişmenin sonucu gibi görünebilir.
Hem bu konuyu açıklığa kavuşturmak hem de uzun yıllardır tanıdığım, sevdiğim Gürbüz Çapan'a "geçmiş olsun" demek için ziyarete gittim cumartesi günü. Çapan salonun ortasındaki yatağına yatmıyor ama zaman zaman ağrısı artınca uzanıyordu.
"Bu iş çok garip" dedi. Sonra ekledi "Buna bir mafya süsü vermek istemişler besbelli, ama inan ki öyle değil, arkasında başka hesaplar var, sanki birileri benim ortadan kaldırılmamı istiyor."
Ben de "Bu kanıya nasıl vardın?" diye sordum. Anlattı:
"Buralarda yeni yeni yerleşmeye çalışan bir adam var. Adı Yakup Süt. Adamları bölgeyi ele geçirmeye çalışıyor. Su tesisatları satan bir dükkan açtılar. Duyduğumuza göre buradaki kooperatifleri tesisatları kendilerinden almaları için zorluyormuş. Bize de bulaşmak istediler ama engelledik. Vurulduğum an 'bunu mutlaka onlar yapmıştır' dedim. Zaten ilk ifadem de böyle."
Çapan çayından bir yudum alıp sigarasını yaktı ve devam etti:
"Bizim arkadaşlar zaten olaydan sonra Yakup Süt'ün adamlarını buldular. Ama Yakup Süt sürekli haber gönderiyor ki, 'bunu ben yapmadım' diye. Zaten Yakup Süt hapiste. (Yakup Süt'ün Nejat Daş'ın kaçırılması olayına karıştığını ve halen hapiste olduğunu bizim istihbarat servisinden öğrendim) Adam 'Ben birşey yaparsak korkmam üstlenirim, bunu ben yapmadım' diye yemin ediyormuş."
Çapan silahı kullandığı söylenen küçük çocuğun ifadesinin de tuhaf olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:
"Olay anında bir silah sesi duydum. Ayağımdan vurulduğumu anladım ve kendimi yere attım. O sırada biri Mercedes iki arabanın uzaklaştığını farkettim. Kısa bir süre sonra bir çocuk jandarmaya gidip 'Ben Gürbüz Çapan'ı öldürdüm' demiş. Jandarma çocuğa bakıp inanmamış, ama çocuk silahı ortaya çıkarınca şaşırmışlar. İlk incelemede silahtan bir kurşun çıktığı, ikincisinin ise tutukluk yaptığı anlaşılmış. Demek ki aynı silahla ikinci el ateş edilmek istendi ama bu başarılı olmadı. Yani, asıl hedef ayağım değil, hayatımdı."
Tetiği çektiğini söyleyen çocuğun evden kaçmış bir sokak çocuğu olduğunu belirten Çapan daha sonra şunları anlattı:
"Çocuğu azmettiren kişi Selahattin Yılmaz. Bu kişi yanına topladığı sokak çocuklarını tiner ve Bally'e alıştırıp oto hırsızlığı yaptırıyormuş. Polis nedense bu kişiyi bulamıyor. Aldığımız bir habere göre babasının evine baskın yapılacağını önceden öğrenmiş ve kaçmış. Sağda solda 'Çapan'ı vurdum, sıra Sarp Kuray'da' diyormuş. Sarp eski arkadaşım. Onu da aradım. Bu lafları o da duymuş. Bu adamın bir an önce yakalanması gerek, yoksa beni ortadan kaldırmak isteyenler önce onu temizleyebilir."
Gürbüz Çapan'a "Seni ortadan kaldırmak için kimin ne sebebi olabilir?" diye sordum. "İşte ben de onu çözmeye çalışıyorum. Biz Esenyurt'ta göreve başladığımızda burada bölgesel farklılıklar çok egemendi. Ama gelişen zaman içinde biz bu ilişkileri hısım akraba ve bölge düzeyinden çıkarıp komşuluk aşamasına getirdik. Bu güçten rahatsız olabilirler. Siyasi olarak rahatsızlık duyanlar da olabilir. kimbilir belki de bilmediğimiz bazılarının çıkarlarını zedeliyoruzdur" dedi.
Çapan henüz 44 yaşında. Öğrencilik yılları devrimci mücadele içinde geçmişti. Babayiğit görünümüyle çok etkili bir liderlik vasfını taşır üzerinde.
Umarım İstanbul Emniyeti, olayın aslını çabucak çözer, bu suikast girişiminin üzerindeki şüpheleri açığa çıkarır. Ve yine umarım, bu işin ardından da yine devletin içine çöreklenmiş bir çete çıkmaz.