kapat

PERŞEMBE 03 EYLÜL 1998

Aşk prangası

Nurcan Bürce, halasının oğluyla evlenmemek için yeni tanıştığı gençle kaçtı. Dedesi buldu Nurcan'ı. Ayaklarını kelepçeleyip zincirle yatağa bağladı. Bir vicdan sahibi ihbar ettiğinde, böyle bulundu Nurcan. Ağzı burnu şişmiş, morarmıştı. Belliydi çok dayak yemişti.

SEVGİ YAZICI (SHA)

Üç beş hafta öncesine kadar her şey ne kadar iyiydi. 9 ay önce kaybettiği babasının acısı daha yeni yeni hafifliyordu. Yeniden yaşama kucak açmışlardı annesiyle. Sonra kabus başladı. Dedesiyle babaannesi her şeye karışır, yaşamlarını didikler oldu. Babaannesi kadın başlarına yaşamın zor olacağını söylüyor, özellikle Nurcan'ın bir an önce evlendirilmesini istiyordu. Kendisi damat adayı da bulmuştu. Halaoğlu aileden biriydi. Nurcan için çok iyi bir koca adayı idi. Hem korur kollardı da.

Nurcan ise kısa bir süre önce tanıdığı "Umut" adlı gence gönül vermişti çoktan. Öylesine tutulmuştu ki soyadını, kimin nesi olduğunu bile bilmiyordu. Sormak da aklına gelmiyordu. Sevgi sözcükleri yetiyordu onlara. Bu halaoğlu meselesi çıkınca oturup konuştular Umut'la. Tek çare kaçmaktı. Başka hiçbir şey bu evliliği engelleyemezdi. Bir gün ilçenin merkezinde buluşup doğruca Bostancı'ya Umut'un evine gittiler. İki gün kaldılar orada. Nurcan'ın Pendik'te bir yere taksit ödemesi gerekiyordu. Umut'la Pendik'e geldiler. Nurcan taksit borcunu ödemek için mağazaya giderken 20 dakika sonra Umut'la parkta buluşmak üzere sözleştiler. O da bankadan para çekecekti.

Kısa sürede buldular

Tesadüf bu ya ailesi de onu arıyordu. Bir sokakta burun buruna geldiler. Nurcan kaçmaya kalkışmadı. Kötü bir şey yaptığına inanmıyordu. Annesinin peşine takılıp doğruca eve geldi. Pendik'in Göçbeyli Köyü'ndeydi evleri. Kapıdan girerken dedesi göründü uzaktan. Annesine "Cezasını ben vereceğim" dedi ve Nurcan'ı alıp kendi evine götürdü Yakup Bürce.

Gaddar bir adamdı Yakup Bürce. Kuvvetliydi de. 80'li yaşlarda olmasına karşın dinçti. Nurcan'ı savurup attı odanın ortasına. Önce sordu. "Kiminle kaçtın"...

Nurcan hiç sesini çıkarmadı. Korkmuştu. Bir daha bağırdı adam. Nurcan'ın kulağını patlatırcasına. "Kim bu namussuz söyle?"

İlk tokadı yedi

Nurcan tir tir titriyordu düştüğü yerde. "Bilmiyorum" dedi korkuyla. İlk tokadı o zaman yedi. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Delirmiş gibiydi dedesi. Ağzına, burnuna, gözüne hiç sakınmadan vuruyordu. Nurcan her darbede biraz daha yüksek sesle bağırıyordu. "Bilmiyorum... Bilmiyorum... Bilmiyorum..." Sonra bağırmaz oldu. Bayılmıştı. Yakup Bürce'nin karısı korkmuştu iyice. Eşini engellemeye çalıştı. "Yapma" diyecek oldu o da yedi tokadı çöktü bir köşeye. Nurcan kendine geldiğinde ellerini ayaklarını oynatamadığını fark etti. Ayakları kelepçelenmişti. Elleri de zincirle yatağa bağlanmıştı. Gördüklerine inanamadı. Ama doğruydu. Dedesinin ona acımaya hiç niyeti yoktu.

Günlerce bu işkenceyi çekti Nurcan. Dedesi sevgilisinin adını, kaldıkları evi soruyor. "Söyle adını öldüreceğim onu" diye bağırıyordu. Nurcan ise adından başka bir şey bilmediğini tekrarlayıp duruyordu. Dedesi yemek ve su da vermiyordu. Artık yaşamdan ümidini kesmişti Nurcan.

Dedesi bu insanlık dışı işkenceyi sürdürürken genç kızın feryatlarına kulak veren ve attığı her çığlıkta tüyleri diken diken olan birileri vardı hemen yakınlarda. Bir gün dayanamadı onlardan biri ve jandarmaya ihbarda bulundu. Yakup Dede'nin torununa işkence yaptığını anlattı uzun uzun.

"Torunumu kurtardınız"

Kurtköy Jandarma Karakolu'nun amiri ihbarı haber alır almaz ekibini toplayıp Göçbeyli Köyü'ne geldi. Evin etrafı sarıldı hemen. Biri kapıyı çaldı. Naciye Bürce açtı kapıyı. Jandarmayı görünce hem korktu hem sevindi. Hem bu işkencenin bir an önce bitmesini istiyor hem de yıllardır aynı yastığa baş koyduğu eşinin hapse atılacağından korkuyordu. Jandarma evde arama yapacağını belirterek girdi içeri. Yarı baygın genç kızı bulmaları uzun sürmedi. Feci görünüyordu. Hemen çağrılan bir ambulansla hastaneye kaldırıldı Nurcan.

Yakup Bürce ise Kurtköy Jandarma Karakolu'nda gözaltına alındı. Torunu hastaneye, eşi hapishaneye giderken çevresine toplanan komşularına olayı anlatan Naciye Bürce dehşeti hâlâ üzerinden atamamıştı. O evde yaşanan insanlık ayıbı, sözlerinde gizliydi: "Korktum. Çok korktum. Sesimi çıkaramadım. Günlerdir dövüyor çocuğu. Yeter dedikçe beni de alıyordu ayağının altına. İhbar edip torunumu kurtaranlardan Allah razı olsun"


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr