SALI 28 TEMMUZ 1998

Musa ise henüz çok küçük. Ne hissettiğini anlamak mümkün değil. Bir yerlerde onunla aynı şeyleri hisseden, aynı şeylere gülüp ağlayan bir kardeşinin olduğunu söylemeseler de o bilecek.
Ölmediyse...
Yaşıyorsa...
Uzaklarda bir yerde 8 aylık Musa'nın ikizi var.
Çok üzlüyor, çok arıyor.
Musa'nın annesi Havva Eryiğit'in gözyaşları 8 aydır dinmemiş. O anne. 9 ay karnında taşıdığı bebeğini istiyor. Her şeyi çift hazırlamış o. Ultrasonda ikiz bebeklerinin ellerini, ayaklarını farkettiğinden beri hep iki patik, iki zıbın almış. 2 hırka örmüş, beşiğini ikiye bölmüş. O bebeğini istiyor.
Baba Bekir Eryiğit ise gözpınarları kurumuş, öfkeli. Ölesiye öfkeli. Zeynep Kamil Hastanesi'ne öfkeli. Onlara sahip çıkmayan devlete öfkeli. Bebeğinden umudunu kesmiş. Tazminat istiyor. Devletin bebeğine karşılık onlara 20 milyar lira vermesini istiyor.
Kâbus 7 Kasım 1997'de başlamıştı. Onlar için evlatlarıyla kavuşma günü olan 7 Kasım kabusa dönüştüğünün habercisi, Havva Eryiğit'in doğum sancılarıydı. Hamileliği boyunca kontrole gittiği Süleymaniye Doğumevi'ni istedi Havva Eryiğit. Ama tansiyonu çok yükselmişti.
Doktorların bu duruma müdahale şansı azdı. Şansa bırakmadılar. Şişli Etfal Hastanesi'ne sevkettiler Havva kadını. Sancılar erken gelmişti. Bebeklerin doğar doğmaz kuvöze konmaları gerekiyordu. Şişli Etfal'de tek kuvöz vardı. Doktorlar yine şansa bırakmadılar. İkiz bebek geliyordu. İki kuvöze ihtiyaç vardı. Bu kez Zeynep Kamil Kadın Doğum Hastanesi'nin yolunu tuttu genç çift. Son kontroller yapıldı. Bebeklerin kalp sesi dinlendi. Ve Havva Eryiğit doğuma alındı.
Tam 10 saat doğumhanenin kapısında bekledi Bekir Eryiğit. Sonunda müjdeyi aldı. Doğum başarıyla gerçekleşmişti. Karısı ve çocukları iyiydi.
Sonra eşinin yanına aldılar onu. İkizleri kuvözdeydi. Sonra bebekleri görme zamanı geldi. Prematüre bebeklerin bulunduğu servise alındıklarında gözleri bir belirti aradı. Yanyana ya da aynı kuvöze konulmuş minik bebeklerini aradılar. Ama tek bebek vardı.
İkincisi yoktu. Neye uğradıklarına şaşırdılar. Oradakilerden yardım alamayacaklarını anlayınca yetkili birilerini bulmaya çalıştılar.
Ama kimsenin, hiç kimsenin onlara verilecek bir cevabı yoktu.
Adliyeye başvurdular. Savcılığa suç duyurusunda bulundular. Sağlık Bakanlığı'na haber verdiler. Ama yoktu. Musa'nın ikizi yer yarılmış içine girmişti sanki. Sonra apar topar taburcu edildiler. Musa kucaklarında, gözyaşlarıyla döndüler eve. Havva ana yine de diğer bebeği için hazırladığı hiçbir şeyi kaldırmadı sandığa. Hep bekledi. Diğer oğlunu bekledi.
Bu arada 8 ay geçti aradan. Şimdi mahkeme kapısında Eryiğitler. Hâlâ bebeklerini istiyorlar ya da 20 milyar lira. Bu denli yüksek bir meblağın yetkililerin dikkatini çekeceğini, birilerinin harekete geçip bebeklerini aramaya başlayacağını umuyorlar.
Musa ise henüz çok küçük. Henüz ne hissettiğini anlamak mümkün değil. Ama o büyüdüğünde yokluğunu hissedeceği kardeşi için çok gözyaşı dökecek, o belli...
Bir yerlerde onunla aynı şeyleri hisseden, aynı şeylere gülüp ağlayan bir kardeşinin olduğunu söylemeseler de o bilecek.
Çünkü kayıp olan onun bedeninin diğer yarısı.
NEJDET ÇOKAN (SHA)