kapat

CUMA 24 TEMMUZ 1998

O özgür, ama cinayet sanığı

Kendi halinde bir kadındı Gül Korkmaz. Kasiyerlik yapıyordu. Bir gün namusu için elini kana buladı. Gözyaşları içinde ifade verdiği duruşmalar sonrasında tahliye oldu. Ama, o hâlâ 24 yıl hapis istemiyle yargılanan bir cinayet sanığı

F. DİLEK KANTOĞLU (SHA)

İstanbul Altınşehir'de, soğuk bir Şubat akşamıydı. Hava kararmak üzereydi. Evinin bütçesine katkıda bulunmak için Bakırköy'de bir mağazada kasiyerlik yapan 40 yaşındaki Gül Korkmaz yorgun argın evine dönüyordu.

Başı önünde yürürken birisi çıktı önüne. Korktu Gül Korkmaz. Adam "Bir yıldır bu anı bekliyordum, benim olacaksın" diyerek beline sarıldı. O anda, gözünün önünde, 1 yıl önce meydana gelen bir olay canlandı, talihsiz kadının...

Oğluyla birlikte eve doğru yürürken takip edilmiş, kaç gece o kara gölgenin üzerine çökmesiyle kan ter içinde uyanmıştı. Birden paniğe kapıldı. Bu adam, aynı kişi olabilir miydi? Geri çekilmek, kaçmak, kurtulmak istedi. Ama kolunu kavrayan güçlü bir el buna izin vermedi.

Sadece korkutacaktı

Aklına, çantasındaki küçük çakısı geldi. Gözünü korkutacaktı adamın ve hemen evine koşacaktı. Kapısını kapattıktan sonra bitecekti kâbus... Çakıyı 2 kere salladı. Adam bir an duraksayınca da koşmaya başladı. Eve gittiğinde olup biteni ailesine anlattı. Ama katil olduğundan habersizdi. Arkasına bakmadan koşarken adamın yere yığıldığını görememişti. Ailesiyle birlikte, daha önce kendisini takip eden ve komşuları Erdal Kırmızıgül olduğunu öğrendiği adamın evine gitti.

Kırmızıgül, eve gelince onunla konuşacak, aynı şeyin tekrarlanmaması için onu uyaracaktı. Ama, Erdal Kırmızıgül eve gelmedi. Gül Korkmaz da daha fazla beklemeyerek evine döndü. Sonra kendini, jandarma karakolunda ifade verirken buldu, ardından adliyede, sonunda da cezaevinde... Çünkü, sadece korkutmak istediği Erdal Kırmızıgül ölmüştü...

Gazetelere, "2'nci Kumkapı Cinayeti" diye yansıdı olay. Benzer bir sahne Kumkapı'dan sonra Altınşehir'de de yaşanmıştı. Ancak bu sefer tacize uğrayan, eğlenmeye giden değil, işten eve dönen bir kadındı. Gül'ün, Zeynep'ten tek farkı, ya da şanssızlığı ise, etrafta olayı gören bir şahidinin olmamasıydı...

24 yıl hapsi isteniyor

Bakırköy 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başladı, Korkmaz. "Kasten adam öldürmek" suçundan 24 yıla kadar ağır hapsi isteniyordu. Adliyede, elleri kelepçeli duruşma salonuna getirilen kadını görenler, gözlerine inanamadı.

Saçları toplu, siyah takım elbiseli bu kadın, bir katilden çok sıradan bir ev kadınına benziyordu. Aynı şeyi gözyaşları içinde ifade verirken o da tekrarladı. "Evli barklı bir kadınım. 40 yaşındayım. Boyumca çocucuğum, gelinim var. Burada olduğum için utanç duyuyorum. Kimsenin yüzüne bakamaz oldum. Ama her ne yaptımsa, namusumu korumak için yaptım" diyordu.

Erdal Kırmızıgül'ün eşi Ayşe Kırmızıgül ise, taciz iddialarına yalanlıyordu. "Kocam böyle şey yapmaz" diyordu, "O evini, çocuklarını seven namuslu bir adamdı." Sonra da şu iddiayı ortaya atıyordu: "Sanığın yakınları, olaydan kısa süre önce eşimi tehdit etmişti. Erdal'ı 2 kişi öldürdü."

Gül Korkmaz, 2'inci kez hakim karşısına çıktığında ifadesini tekrarladı. Ve elleri son kez kelepçelendi. Çünkü, tutuklu kaldığı süreyi gözönünde bulunduran mahkeme heyeti tahliye etti, Gül Korkmaz'ı. Fakat, her şey bitmiş değil... Korkmaz, hâlâ 24 yıl cezaevinde kalma tehlikesiyle karşı karşıya...

Sadece kolu kırılmıştı ama o öldü

Adıyaman'ın Tut ilçesine bağlı Meryemuşağı köyünde oturuyordu Öztürk Ailesi. Baba Mustafa Öztürk köy korucusuydu. 6 yaşındaki oğulları Emrah, her çocuk kadar hareketliydi; belki biraz da yaramaz. 5 gün önce dut ağacına çıktı. Ama dengesini kaybedip düştü. Hemen Adıyaman Devlet Hastanesi'ne götürdü ailesi. Kolu kırılmıştı. Opt. Dr. Salih Fırat kolunu alçıya aldı Emrah'ın. Ama kolunda şişlik ve parmak uçlarında morarma başladı küçük Emrah'ın. Hemen Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gönderildi. Ancak Emrah'ın damarlarında tahribat nedeniyle kan dolaşımı bozulmuş, kolu kangren olmuştu. Dr. Günhan Karakul ve arkadaşları, dirsek üzerinden kestiler Emrah'ın kolunu. Emrah, ameliyattan 12 saat sonra da yaşamını yitirdi. Otopside, Emrah'ın, kırık sonrası oluşan enfeksiyon sonucu hayatını kaybettiği belirlendi.

"Hemen ameliyat edilseydi..."

Oğlunu bir an olsun yalnız bırakmayan anne Emine Öztürk, oğlunun ölümünden, ilk müdaheleyi yapan Dr. Salih Fırat'ı sorumlu tuttu. "Kırıktan çocuk ölür mü? Yavrum yanlış tedavi kurbanı oldu" diyen Anne Öztürk, şunları anlattı:

"Emrah'ı Pazar günü zaman geçirmeden Adıyaman Devlet Hastenesi'ne yetiştirdik ve kolu alçıya alındı. Salı günü Emrah'ın kolunun şiştiğini, parmak uçlarının morardığını, karardığını gördüm. Durumu hemşire ve doktora söyledim. Doktor bana kolu yeniden alçıya alacağını söyledi ve alçı aldırmamı istedi. Alçı aldırdım, ancak doktor kırık kolu bir gün sonra alçıya alacağını söyledi. Bu arada oğlumun kolundaki şişlik ve kararma iyice ilerledi. Çarşamba günkü kontrolde ise doktor, 'benim yapabileceğim bir şey yok bunu Malatya'ya götürün' dedi. Ben inanıyorum, oğlumun kolunda şişlik ve morarma görülmeye başladığında ameliyat edilseydi ölmeyecekti."

Emrah'ı ikinci kez ameliyat eden Dr. Günhan Karakul ise "ilk müdahalede yanlışlık ya da ihmal var mı?" sorusunu yanıtsız bıraktı.

"Hastanın şanssızlığı"

Köy korucusu olan baba Mustafa Öztürk ise akşam konuşarak ayrıldığı oğlunun sabah öldüğünü öğrendiğinde şok geçirdi. İzin alamadığı için oğlunu hastanede yalnız bırakmak zorunda kalan baba Öztürk, üzüntüsünü, "Oğlumun öldüğüne hâlâ inanamıyorum. Ben ağaçtan düşen oğlumu çıkıkçıya değil, doktora teslim ettim, başımıza bu mu gelmeliydi?" sözleriyle dile getirdi. Baba Öztürk, olayda ihmal varsa sorumluların cezalandırılmalarını isteyeceğini söyledi.

Emrah'a ilk müdahaleyi yapan Opt. Dr. Fırat, Emrah'ın ölümünde bir kusur ya da kabahatinin bulunmadığını öne sürdü. Emrah'ın kırık kolunu yarım alçı yapıp takibe aldığını anlatan Fırat, şöyle devam etti: "Kırık kolda şişlik ve morarma gözleyince ameliyat gerektiğine karar verdim. Ancak, anestezi uzmanı yokluğu nedeniyle 7 yaşından küçükleri ameliyat edemiyoruz. Bu nedenle Emrah'a antibiyotik enjekte edip ambulansla acil olarak Gaziantep'e yolladık. Ölümde hastanın şansızlığının da payı var, vücut direnci çok zayıftı." Toplumun kırık vakalarını önemsememesinin yanlış olduğunu kaydederek, vaka sonrası gelişen komplikasyonların, Emrah'taki gibi ölüme yol açabileceğine dikkati çekti


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr