CUMARTESİ 18 TEMMUZ 1998

Aylanur bir hapishane bebeği. Bu yüzden gülmeyi bilmiyor. Dudakları hep bükülü, gözleri hep ağlamaklı. Ama artık öğrenecek. Çünkü bir bakan eşi ona dünyanın kapılarını açtı.
KENAN TAŞKIN (SHA)
Adı Aylanur. Sadece iki yaşında. Gülmeyi bilmiyor. Çünkü o hapishane bebeği. Demir parmaklıkların ardında doğdu. Ama o bir şans yakaladı. Hayırsever bir bakan eşinin yardımıyla gündüzleri kreşe gidiyor. Gece yine cezaevine dönüyor. Bir gün gelecek artık oraya dönmeyecek.
Aylanur'un dört duvar arasında dünyaya gelmesine neden olaylar zinciri iki yıl önce 19 Haziran 1996'da Trabzon'un Düzköy İlçesi'ne bağlı Aykut Köyü'nde meydana gelen bir cinayetle başladı.
Gecenin sessizliğini art arda patlayan bir silahın sesi bozmuştu o gece. Aykut köylüleri tam 13 patlama ile irkilmişti. Silah susup da sesin geldiği eve koştuklarında Abdullah ve Nebahat Karabulut'un yemek sofrasındaki cesetleriyle karşılaşmışlardı.
Jandarma olay yerinde yaptığı inceleme ve çevre sakinlerinin verdiği ifade doğrultusunda aynı köyde oturan Mehmet Karagüzel, oğlu Ali Karagüzel ve imam nikahlı eşi Emine Yıldız'ı gözaltına aldı. Tutuklanıp cezaevine konulan Karagüzeller ile Emine Yıldız Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başladılar. Onlar cinayeti işlemediklerini söylüyorlardı ama her geçen gün de aleyhlerine işliyordu. Deliller, iki aile arasında yaşananlara tanık olanlar hep onları işaret ediyordu.
Duruşmalar sürerken 4 aylık hamile eş Emine Yıldız birdenbire herkesi şok eden bir itirafta bulundu. Emine Yıldız karı kocayı kendisinin öldürdüğünü söyleyip tüm suçu üzerine aldı: "Abdullah'ın bende gözü vardı. Sürekli bana sarkıntılık ediyordu. Olay günü yine çirkin tekliflerde bulundu. Beni evine çağırdı. Ben de evine gittim. Evden silahı alıp evine gittim. Beni görünce o da şaşırdı. Üzerime doğru gelince silahı çıkarıp ateşlemeye başladım. Silah sesini duyunca Nebahat koştu geldi. Kazayla onu da vurdum. Yoksa onu öldürmeye niyetim yoktu."
Bu şaşırtıcı itirafın ardından önce imam nikahlı kocası Ali, bir kaç duruşma sonra da kayınpederi Mehmet Karagüzel cezaevinden çıktı. Emine artık karnındaki bebeğiyle yapayalnızdı.
Ali Karagüzel imam nikahlı eşinin bu itirafından sonra ona resmi nikah da kıydı. Ve Emine'nin ödülü doğmamış bebeğine resmi bir nüfus kağıdı ile bir soyadı oldu.
5 ay sonra dünyaya geldi Aylanur. Belki de annesi onun için, ona bir soyadı vermek uğruna üstlenmişti cinayeti. Bilinmez... Bir daha hiç konuşmadı. Verilecek cezaya razı; bekledi.
Bekleyişi tam iki yıl sürdü. 1998 yılının Nisan ayında önce toplam 48 yıl ceza aldı. Sonra cezası hafifletici nedenler ve tahrik gözönüne alınarak 27 yıla indirildi. Yine konuşmadı. Kaderine razıydı. Sustu...
Bu arada Aylanur büyümüştü. Koğuşun meleğiydi. Herkes seviyordu onu. Ama hep bir eksiklik vardı. Onu sevenler de, onun için canını vermeye hazır annesi de hep hüzünlüydü. Gülüşleri gözlerine yansımıyordu hiç. Dudağının bir ucunda donup kalıyordu. Belki de bundan öğrenemedi Aylanur kahkahalarla, doyasıya gülmeyi.
Sonra birileri kenti ziyarete gelen Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün eşi Fatma Türk'e Aylanur'dan bahsetti. Türk, cezaevine gidip ziyaret etti küçük kızla annesini. O da çok sevdi Aylanur'u. Cezaevinin karanlık koğuşlarına yakışmazdı çocuklar. Hemen ne yapabileceğini araştırdı Fatma Hanım ve yasaların küçük kızın dışarıya çıkmasına izin verdiğini öğrendi. Sonra Emine Karagüzel'i karşısına alıp konuştu. İzin istedi. Emine dünden razıydı. Bebeğinin gün ışığında dilediğince koşup oynamasını o da istiyordu. Bu karanlık izbe koğuşlarda, ranzalar arasındaki bir kaç metrelik alanlarda bebeğine gülmeyi, koşmayı, doyasıya yaşamayı öğretemeyeceğinin farkındaydı.
Aylanur şimdi her sabah bir gardiyan ağabeyi tarafından alınıp özel bir kreşe götürülüyor. Burada arkadaşları ile akşama kadar birlikte olduktan, oynamayı, paylaşmayı öğrendikten sonra her akşam yeniden cezaevine dönüyor. Annesinden ayrılırken üzülmüyor çünkü arkadaşlarına, oyuncaklarına kavuşacağını biliyor. Okulundan ayrılırken de üzülmüyor. Çünkü onun da sonunda, anneciğinin sevecen kucağı var. Dinlenme zamanı geldiğinde onu saracak sımsıcak kolları var.
Daha yeni yeni yaşamı tanımaya çalışıyor Aylanur. Henüz gülmeyi bilmiyor. Ama öğrenecek. Aylanur'da bir süre sonra yaşıtları gibi gülecek, kreşini çınlatacak kahkahalar atacak. Gözlerindeki o ürkek bakıştan kurtulacak, annesi için, onun için her şeyi göze alan annesi için sağlıklı bir genç kız olarak büyüyecek, okuyacak. Ve zamanı gelip annesi cezaevinden çıktığında bu kez o annesine kollarını açacak.