kapat

CUMA 10 TEMMUZ 1998

Ruhat Mengi (e-posta:rmengi@sabah.com.tr )

Hans Van Mierlo ve biz

Büyük düşünür William James "Benim kuşağımın en önemli keşfi insanların düşünme tarzlarını değiştirerek hayatlarını değiştirebileceklerini öğrenmiş olmalarıdır" demiş. Bence eksik.. İnsanlar düşünme tarzlarını değiştirerek yalnızca kendi hayatlarını değil kesinlikle başkalarının hayatlarını da değiştirebilirler. Çünkü onlar değiştiklerinde yaşamında rol oynadıkları kişilerin hayatı da değişir.

Son günlerde karşılaştığım birçok arkadaşımı, biraz da mevsimin yaz olması dolayısıyla insanların tatil rehavetine girmesini akla getirecek şekilde huzurlu ve keyifli görüyor ve bunu da kendilerine söylüyorum. Aldığım cevap şaşırtıcı olduğu kadar düşündürücü; "Televizyon seyretmiyorum, gazeteleri de eskisi kadar çok okumuyorum. Kötü haber duymamak beni rahatlatıyor."

Aslında düşününce hemen hepimizin aynı noktaya geldiğimizi farkediyor insan, can sıkıcı olayları arka arkaya duymaktan yorulduk. Herkesin bir "acıya dayanma sınırı" vardır ya, bizim toplum bugünlerde o sınırı aştı artık kimse daha fazlasının duymak istemiyor. O zaman ne yapıyor? En kolay yapılacak şeyi; kaçıyor. Aynen ıssız bir adaya kaçar gibi, kendini etrafında olup bitenlerden soyutluyor, bir anlamda izole ediyor ve rahatlıyor.

İmkânı olan bir tekneyle çıkıyor, gidebilen bir süre yurtdışına ya da ücra bir köşeye tatile gidiyor. Bunları yapamayanlar ise haberleri duymamak için gözlerini ve kulaklarını kapatarak bir süre kafalarını dinlendiriyorlar.

Tabii aramızda, her akşam bir kanaldan diğerine, iç karartan haberleri bütün detaylarıyla tekrar, tekrar izleyen mazoşistler de yok değil..

Kaçma duygusuna kapılanların ortak düşüncesi "kötü" olayların bir kez başladı mı zincirleme sürüp gittiği. Yani kısacası, morali bozuk bir toplumun ardarda felaket görüntüleriyle haşır neşir olmasının da kaçınılmaz olduğu. Bu sonuca varıldığında ise konuşmalar hep "siyaset"e kilitleniyor. Çünkü ekonomiden, işsizliğe, turizmden, adalete, kadar her konu siyasetle bağlantılı.

İyi yönetilen ülkelerde bütün bu sorunlar sırayla çözülebiliyor. Olumlu yönde "değişim" sağlanabiliyor. Değişim ümit veriyor, ümit ise toplumlara heyecan ve moral..

Onların bu değişimi sağlayabilmelerinin nedeni denenmiş isimlerin zamanı geldiğinde çekilmeyi bilip yerlerini genç beyinlere bırakmaları.

Son örnek Hollanda Dışişleri Bakanı Hans Van Mierlo. Bir merkez sol parti olan Demokratlar 66'yı 30 yıl önce kendisi kuran Van Mierlo partisini yıllarca başarıyla yönetmişti.

Buna rahmen 6 Mayıs'taki son genel seçimlerde parlamentodaki sandalye sayıları düşer düşmez bir basın toplantısı yaparak partinin taze kan kazanması için istifa edip politikadan çekileceğini açıkladı. 66 yaşındaki Bakan "Bir sonraki hükümette görev almak için çok yaşlıyım" açıklamasını da hiçbir komplekse kapılmadan yaptı.

Her zora düştüklerinde yeni entrikalar icad etmek için kafa yoruyorlar. Toplum bir türlü onlardan kurtulup genç ve taze beyinlere ulaşamıyor.

Kararsız oyların nedenini kimse merak etmesin. O kararsız oylar "morali- çok- bozuk" kesime ait!

Bir anket de benden...

Seyahat dönüşü göz gezdirdiğim gazetelerde en dikkatimi çeken haberlerden biri polisin de ortak olduğu "hırsızlık çetesi" haberiydi. Bu çete Türkiye'de oto hırsızlığının % 60'ını gerçekleştiriyormuş.

İçinde bir başkomiser, 1 komiser yardımcısı ve bir polisinde bulunduğu ekip gayet organize çalışıyor. Araba çalınmadan önce aynı model ve renkte hurdası bulunuyor. Plâka hurdaya takılıyor ve araba bir yere terkediliyor. Yenisi ise satılıyor.

Siparişle hırsızlık.. Haber gazetenin iç sayfalarında verilmiş ama bizim kadar önemli (!) olaylarla uğraşmak zorunda olmayan bir başka ülkede kesin manşete çıkardı.

Bu, polislerden oluşan çete haberi şaşırtmadı ama haber bende bir anket hazırlama isteği uyandırdı. İşte sorular; bakalım (!) bilebilecek misiniz?

1) Türkiye'de hırsızlık neden bir türlü önlenemiyor?

a) Çok kazançlı olduğu için.

b) Kolay olduğu için.

c) Hırsızlar devlet yönetimine bile kolayca talip olabildiği için.

2) Adana'da bir sonraki depremde neden bu seferkinden daha çok can ve mal kaybı olacak?

a) Depremin şiddeti daha fazla olacak.

b) Nüfus artacak.

c) Suçlu müteahhitler hafif cezalarla kurtularak daha çok sayıda yeni binalar yapacak ve diğer karpuz tüccarlarını da müteahhitliğe heveslendirecekler.

3) Çetelerin sayısı neden her yıl artacak?

a) TV'de çok polisiye film olduğu için.

b) Enflasyon arttığı için..

c) Çete ilişkilerini çözmek isteyenler cezalandırılıp, sanıklar serbest bırakıldığı için..

4) Meclis neden bir sonraki seçimde de bugünkünden iyi duruma gelemeyecek?

a) Seçim öne alındığı için.

b) Partiler arasında anlaşmazlık olduğu için.

c) Aynı hataları yapıp yine güvenilmeyecek adamları seçeceğimiz için.

Bu anketi istediğiniz gibi genişletebilirsiniz.

Örneğin;

5) Trafik kazaları eksilmeyecek, artacak neden?

a) Araba sayısı artacağı için.

b) Gençler hız yapmayı seviyor.

c) İçkili ve hatalı araç kullanıp ölüme neden olanlar bile elini kolunu sallayarak gezdiği için.

6) Yakında kimse piknik yapmak istemeyecek, neden?

a) El Nino fırtınaları yüzünden.

b) Bir yandan kesilerek, bir yandan yanarak yakında piknik yapacak orman kalmayacak.

c) Pikniğe gidenlerin tamamı etrafa ateş açan magandaların kurşunlarıyla telef olduğu için.

Haydi, çekinmeyin siz de ekleyin birkaç soru. Zorlanacağınızı hiç sanmıyorum.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr