CUMA 10 TEMMUZ 1998
"Hayır" dedi Djorkaeff, "Kendimi iyi hissetmiyorum.. Atmam ben.."
Kafasını defalarca iki yana salladı Seedorf "Ben atmam" anlamına..
Hakan'ın yaptığı gibi.. Tugay'ın dediği gibi..
Takımlarının önde gelen penaltı atıcılarıydı bunlar.. Ama kader penaltılarını atmaktan kaçınmışlardı..
Neden?..
Penaltı atmanın bir dayanılmaz ağırlığı vardı da ondan..
O penaltıyı atarken sadece bir takımın kaderini yüklenmekle kalmıyorsun.. Bir de..
Bir de..
Küçük bir test yapın.. Etrafınızdakilere sorun bu beşer penaltılık maçları..
Mesela İtalya-Fransa maçını.. Mesela Arjantin-İngiltere maçını..
Sorun bakalım penaltıyı atanları mı hatırlıyorlar?.. Kaçıranları mı?..
1994 Dünya Kupası finalinde Brezilya'nın penaltılarını kimler gole çevirdi hatırlayan var mı?..
Peki ya Roberto Baggio'yu unutan..
Tarihler ve beyinler, iş bu beşer penaltıya geldi mi, atanları, hatta kurtaranları değil, kaçıranları kaydeder sadece.. Atmakla sadece vazifenizi yapmış olursunuz.. Kaçırdınız mı, nerdeyse vatan haini..
Onun için penaltı atmanın ağırlığına çokları dayanamaz..
Kim demişti şimdi hatırlamıyorum..
"Dünyanın en uzun yoludur, santra yuvarlağından 18'e yürümek.. O yol bitmez.."
Doğru.. Kimbilir neler düşünür penaltı atıcı o uzun yürüyüşte..
"Yakın çekimle bu yürüyüş sırasında yüzüne bakın anlarsınız atıp atamayacağını.."
O santra yuvarlağı içinde bekleyiş, o işte en uzun yürüyüş bazan dünyanın en büyük futbol yıldızlarının dizlerinin bağını çözer çünkü..
Mustafa Denizli de takımının penaltıcısı idi..
"İşin en kötü tarafı, hakemin düdük çalmakta acele etmesidir" dedi.. "Topu dikersin. Geri dönüp hız alma mesafesine yürürken hakem düdük çaldı mı, bitersin. Panik başlar.. Daha henüz kaleye sırtın dönüktür ama hakem senden atış istemektedir. Alelacele yüzünü kaleye döner ve saçma sapan bir atış yaparsın."
"Peki ya sen.. Sen hiç böyle saçma bir atış yaptın mı?.."
Güldü.
"Usta penaltıcılar topu diktikten sonra gerilirken asla sırtlarını kaleye dönmezler. Kaleye bakarak geri geri yürürler. Hakem düdük çaldığında kale karşılarındadır. Paniklemezler.."
İyi bir penaltıcı soğuk kanlı adamdır. Davor Suker gibi.. "Bir hıyar kadar soğuk" diye yazdı İngiliz basını onun için.. İki defa üst üste turnuvanın en iyi kalecilerinde Stelea'yı avladığında..
Soğukkanlı ve kendine güvenen.. Sert mi vuracaksın, plase mi?.. Anahtar konsantrasyondadır. Atışa konsantre olmak.. Ve asla yapılmaması gereken birşey.. Topa koşarken fikir değiştirmeyeceksin. Nereye, nasıl atış yapacağına karar vermişsen, onu yapacaksın..
Penaltı atıcılarının tipi yoktur.. Uzun, kısa, zayıf, tıknaz olabilirler. Onların ruhsal tipi vardır. Bunlar olumlu, pozitif insanlardır, doğal golcülerdir. Doğal liderlerdir.. Çoğu takım kaptanı, bazan kalecisidir.
Tabii asıl büyük sorumluluğu yüklenen biri daha var.. 120 dakika oynamış, yorulmuş, tekmelenmiş, moral durumu karmakarışık olmuş 11 adam arasından beş gladyatörü seçecek adam.. Teknik direktör..
Gözlerinin içine bakacak.. Kim kendinden emin görünüyor. Bu, sinirlerin hoca tarafından sınavdan geçirilmesidir. Daha önceden belirlenen atıcılardan bir ikisi maç içinde kendine güvenini kaybetmişse.. Sakatlanmışsa.. Maç içinde verilen penaltıyı kaçırmışsa ne olacak?.. Tüm hesaplar baştan yapılacak..
Penaltıyı atmak kadar, penaltıcıyı seçmek de zor iş..
Peki ya kaleciler.. Penaltıyı kurtarması beklenen adamın dayanılmaz yanlızlığı..
O da ayrı bir kitap konusu!.
Berabere biten maçların altın gole ve penaltılara kalması kimseyi mutlu etmiyor.. Her büyük turnuvada olduğu gibi eleştiriler başladı.. Kimse beğenmiyor, ama kimse de daha iyi bir teklif sunamıyor.
Beşer penaltı maçın başında atılsın. Futbolcular sağlamken dendi. Hatta bir FIFA gençler turnuvasında denendi. Fiyasko.. Çünkü atışları kazanan taraf artık maçı kazanmaya değil bağlamaya oynuyordu.
Uzatma devreleri başlamadan, yani 90'ıncı dakikada penaltılar atıldı. Bu defa uzatma dakikalarında penaltıları kazanan taraf oyunu öldürdü.. O da olmadı..
Altın gol, takımlara atmayı değil yememeyi getirdi. Ani bir kontratak golü ile ölüm korkusu, atakların azalmasına sebep oldu..
Şimdi yeni öneriler var.
Altın gol kalacak.. Ancak maç gene 120 dakika oynanacak. Bu 120 dakika sonunda beraberlik bozulmamışsa, altın golü atan kazanmış sayılacak. Yani uzatmada ilk golü yediyseniz, kazanmak için artık 2 gol atmanız gerek.
Penaltı atışlarını ortadan kaldırmak için önerilen teklif.. Maç taraflardan biri kazanana kadar 30'ar dakika uzatılsın, ama her beş dakikada bir takımlar sahadaki oyuncularından birini çıkarsınlar.. "Boş alanlar büyüyünce gol kolaylaşır maç da fazla uzamaz" deniyor.
Her teklif FIFA uzmanlarının önüne gidiyor. İnceleniyor.. Akla biraz yatanı deneniyor.. Ama..
Galiba ufukta altın golde bir değişiklik var. Penaltı atışlarında yok..
FIFA Başkanı Blatter kıyameti kopardı.. "Ben bandı kaç kez izledim.. Bergamp Yugoslav Mihajloviç'in üzerine resmen bastı.. Tıpkı Zidane gibi iki maç ceza alması gerekirdi" dedi.. Ama FIFA Disiplin Komitesi, hakem ve gözlemci tarafından rapor edilmediği için maç bandını izlemeyi reddetti. Bergamp Arjantin ve Brezilya maçlarında oynadı.
Blatter "Disiplin komitesinin önünde bandlar vardı ama izlemediler" dedi..
FIFA Başkanı, Faslı Chiba'nın da hakem tarafından cezalandırılmayan kasti hareketini tespit eden bandı Disiplin Komitesi'ne gönderdi.. O da dikkate alınmadı..
"Disiplin Komitesi'ne FIFA Başkanı olarak iki band sundum, ikisini de izlemediler. Yapacak birşey yok.. Bir kuruluşta kuvvetler ayrılığı bu kadar kesin kural olursa, yürütme yargıya emir veremez.."
Blatter yargıya emir vermeyecek ama Dünya Kupası sonunda televizyon görüntülerinin, resmi bir rapor olmadıkça tek başlarına kanıt kabul edilemeyeceklerine dair kararın değiştirilmesi için çalışacağa benziyor.
Ama bugün..
Görüyorsun Erman Hocam.. Futbolun bir numaralı patronu FIFA Başkanı ısrarla bastırdığı halde TV görüntüleri disiplin kurullarınca dikkate alınmıyor.. Hakem ve gözlemci raporunda olay yoksa, o banda bakmıyorlar bile..
Şimdi ne diyeceğini artık merak bile etmiyorum hocam!..
"Akıl almaz birşey.. Günümüzde ne kadar çok futbolcu rakibini formasından tutup çekiyor.. Sanırsınız ki bunlar büyük tekstil firmalarının kumaşın sağlamlığını kanıtlamak için görevlendirdiği ajanlar.."
Sepp Blatter (FIFA Başkanı)