CUMA 10 TEMMUZ 1998
Bütün teoriler dumanlıdır, gerçek olan hayatın gücüdür, demişler. Dolayıslya "geldik geldik hayatın gücüyle hesaplaşma" dönemine geldik... Siz daha net olarak; "geldik geldik yeni bir dönemece geldik" diyebilirsiniz...
Yeni dönemeçte...
Hayat tiyatrosunun sahnesine...
Şimdi yeni bir oyun geliyor...
Oyunun adı aynen şöyle:
Şimdi görelim özel söktörü
Evet görelim bizim kapitalistleri..
Rollerini nasıl oynacaklar?
Herkes kabul ediyor ki devletçilik bitti, özellikle son 20 yıl içindeki hesaplaşma sonunda ekonominin lokomotifi özel sektör oldu. Bugün ekonomiyi esnaf, tüccar, fabrikatör, bakkal, işportacı, toptancı, ihracatçı, ithalatçı, marketçi, grossmarketçi yönetiyor, yönlendiriyor, belirliyor, biçimlendiriyor...
20 yıl öncesi..
Tarlalara atılan tohumda...
Devletin imzası vardı...
Bugün özel söktürün....
20 yıl öncesi...
Atölyelere giren makinada...
Devletin yönlendirmesi vardı..
Bugün özel sektörün...
20 yıl önce...
Fabrikalardan çıkan üründe...
Devletin vizyonu vardı...
Bugün özel söktürün....
20 yıl önce...
Bankaların kasasında...
Devletin eli vardı...
Bugün özel sektörün...
20 yıl öncesinin "ekonomi zihniyetinin tek aslanı olan devletçilik" bugün dişleri çekilmiş, kulakları düşmüş, kuyruğunu arka ayaklarının arasına sokmuş bir uyuz çakala döndü ve meydan özel sektöre kaldı...
Meydan özel sektörün...
Buyurun görelim hünerinizi...
Son 30 yıldır en vahşi, en acımasız, en gözü dönmüş, en ahlaksız toplum düşmanı enflasyonu kalıcı olarak düşürebilmek için Ankara'da bir ekonomik program yapıldı. IMF "şok program" yapın diyordu. Bizim yerli uzmanlar "yumuşak program" yaptılar. Ve uygulamaya başlandı. Hedef enflasyonu bu yılın sonunda yüzde 50'ye, gelecek yılın sonunda da yüzde 20'ye indirmek. Memur maaşları, emekli aylıkları, işçi ücretleri, çiftçi taban fiyatları düşük tutuluyor. Devlet, 30 yıldan beri ilk defa ek bütçe yapmadan bu yılı kapatacak. Dolayısıyla toplumun büyük kesimi enflasyon düşsün diye yüksek bir fedekârlığa katlanıyor. Fakat satışlar daralınca, halkın alışveriş heyecanı donunca, alım isteği ertelenince esnaflar, tüccarlar, fabrikatörler, bakkallar, işportacılar, toptancılar, ihracatçılar, ithalatçılar, marketçiler, grossmarketçiler, ne varsa bütün özel sektör ağlamaya, sızlanmaya, "Kapanıyoruz, batıyoruz, bizimle birlikte Türkiye de batabilir..." demeye başladılar...
Türkiye asıl enflasyondan batacak. Bu yüzden enlasyonun durdurulmasının yarattığı sıkışmaya halk destek veriyor, özel sektör de katkı verecek mi? Şimdi göreceğiz, bizim özel sektörün gerçek gücünü, ahlâkını ve zihniyetini... Tam da bu sırada Prof. Sabri Ülgener'i anlatan bir kitap çıktı. Öğrencisi Prof. Ahmet Güner hocasını "Bir iktisatçının entelektüel portresi" adını verdiği kitabında anlattı. Sabri Ülgener, Tanzimat'tan 2000 yılına, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan Türk'ün iktisat zihniyetini analiz etmiş, "Cumhuriyet'in devletçiliğini istismar ederek, onu soysuzlaştırmış, devletçi yapılanmanın etrafında kümelenerek, akılcılıktan yoksun firmaların ekonomik özgürlüğü istismar ettiği sonucuna" varmıştı. Nereden geldik, nereye gidiyoruz sorusun cevabını anlamak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bu kitaptan öğrendiğimize göre, Sabri Ülgener şu önemli tesbiti yapmış: "Günümüz dünyası dev adımlarla değişiyor. Türk işadamı, değişen bu dünyada yerini almak ve korumak istiyorsa, dünün sayı ve hesaptan hoşlanmayan, babacan, huzurlu dünyasına elveda demek zamanının, çoktan gelip çattığı bilincine varmakta gecikmeyecektir..."
İşte gelip çatan durgunluk...
İşte gelinen yeni dönemeç...
İşte Sabri Hoca'nın umudu...
Enflasyon lobisinin gözyaşlarına bakma, Sabri Hoca'nın umuduna bak!
Uyan Türkiye... Senin dini duygularını, Allah'a olan inacını da levye yapıp, soyguna alet ediyorlar. Bayındırlık Bakanlığı Denetiçileri'nin yazdıkları rapora göre, Ankara'da İller Bankası'nın 6 katlı binasının üst katına geçen yılın fiyatlarıyla 8.3 milyar lira harcayarak (bu para bugünün değeriyle 16 milyar lira ediyor) mescit yenilemesi yaptılar. Oysa 200 metre ilerde 2 cami var.
Uyan Türkiye...
Soru sormasını öğren...
200 metre ilerde 2 caminin olduğu bir yerde neden 8.3 milyar lira harcayıp devlet dairesinin üst katını mescit yapıyorsunuz? Halkın parasıylla böyle bir israf yapmayı Allah inancınızla nasıl bağdaştırıyorsunuz?
Sor Türkiye..
Sormadıkça soyulacaksın...