kapat

CUMA 10 TEMMUZ 1998

Güngör Mengi (e-posta:gmengi@sabah.com.tr )

Dinamit gibi..

Kentlerin sahipsizliğini ve toplumsal hastalıklarımızı gözler önüne seren yeni bir felâket yaşadık dün İstanbul'da..

Mısır Çarşısı girişindeki büfede meydana gelen patlama sonucu çok sayıda ölen ve yaralanan oldu.

İlk bulgular, saat 14'te meydana gelen patlamanın, büfedeki tüp gaz kaçağından meydana geldiğini gösteriyor.

Fakat polis, bir terörist saldırı ihtimalini de araştırıyor.

Olay kurbanlarındaki yanıklar, felâketi yaratan sebebin gerekli güvenlik tedbirlerinden yoksun şekilde kullanılan tüpgaz olduğunu düşündürüyor.

Çağdaş belediyeciliğin önemi kendini burada belli ediyor. Ağaç dikmek, kenti güzelleştirmeye çalışmak elbette önemli. Ama bu çaba, kansere yakalanmış bir hastaya estetik ameliyat yapmak değil mi?

Esnafın toplum sağlığını korumaya dönük kurallar içinde çalışmasını temin etmek, daha öncelikli görevdir.

Ama tüm belediyeler gibi İstanbul'daki belediyeler de bu asli görevi ihmal ediyor.

Otorite nerede?

Hemen tüm büfeler dinamit deposu gibi..

Patladığında apartman yıkacak büyüklükteki sanayi tüpleri, halkın önünde toplandığı ocakların, tezgâhların altında duruyor.

Onları koruma altına alan bir düzenin bulunup bulunmadığı asla kontrol edilmiyor.

Patlamadan sonraki görüntüler, toplumun ve kurumlarımızın yardımlaşma ve kurtarıcı örgütlenme konularında ne kadar geri kalmış olduğumuzu da öğretiyor.

Belediyeler, çağdaş teknolojinin sağladığı güvenliği halkın yararına hayata geçirmekte aciz kalırken, felâket sonrası yardım ve kurtarma çalışmaları da, ilkel toplumların dağınıklığı ve çaresizliğini sergiliyor.

Bu da kayıpların artmasına sebep oluyor.

O cehennemi kargaşayı önleyecek bilinçli ve disiplinli bir otoriteyi görmeye, hissetmeye ihtiyacımız var.

Çağdaş devlet asıl böyle olaylarda kendini gösterir, böyle anlarda lâzımdır..

Linç görüntüleri

Dün sağa sola koşuşan ve acil yardım bekleyen yaralıları görerek öfkelenen kalabalığın oradan geçen otomobilleri tahrip ettiğini ve bazı sürücüleri linç etmeye kalkıştıklarını izledik televizyonlarda..

Bu ne sevgisizlik, bu ne hınç?.

Yardımlaşma duygumuzu kaybettik. Bir vatandaşın, bir yaralıyı hastaneye taşımaktan sakınması hoş görülemez.

Ama bunun cezası arabasını tahrip etmek ve o kişinin canına kastetmek midir?

İstanbul, kontrolsuz göç nedeniyle hastalanmış bir metropol.. Kentteki işsiz ve mutsuz kalabalıklar, güvenlik tedbirinden yoksun büfeler gibi her an patlamaya hazır bomba halini almış durumda.

Kent yönetimi, böyle felâketler için bir acil müdahale gücü oluşturmalı, belediyelerin de sağlık ve güvenlik şartlarına uymayan işyerlerini sürekli denetlemesini sağlamalıdır.

Patlamada ölenlere rahmet, yakınlarına baş sağlığı, yaralananlara şifa diliyoruz.

Ve asıl dünkü felâketin başta belediyeler olmak üzere tüm kamu yöneticilerine ders olmasını istiyoruz.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr