kapat

CUMA 10 TEMMUZ 1998

Hasan Cemal (e-posta:hcemal@sabah.com.tr )

Çiller'in 276 korkusu...

Çiller'in 276 korkusu ile yaşadığı söylenebilir. Gerçekte Yüce Divan korkusu bu.

Çünkü Çiller hakkında Yüce Divan kararının Meclis'ten çıkması için en az 276 milletvekilinin oyu gerekiyor. O yüzden şimdi Çiller'in bütün hedefi, 276'nın önünü kesmek...

Milletvekili piyasasında yeniden yaşanmaya başlayan hareketliliğin bir nedeni işte burada yatıyor.

Aslında parlamento kendi seyrine bırakılsa, Yüce Divan için gerekli 276 oyu bulmak kolay değil. Bu konuda Fazilet'in, eski Refahçılar'ın tümüyle Çiller'in arkasında durması bekleniyor. Yılmaz'a güvenoyu desteği vermiş olanlardan, bağımsızlardan da Çiller lehine ufak tefek fireler olabilir.

Ankara politikasının göbeğindeki bir ANAP milletvekili dün şöyle diyordu:

"Normal koşullarda Çiller'i Yüce Divan'a gönderecek 276 oy Meclis Genel Kurulu'ndan çıkmaz. Ama derin devlet yine devreye girerse, işte o zaman iş değişir."

Seçim ateşi...

Bu durumda öyle anlaşılıyor ki Çiller her ihtimale karşı hazırlıklı olma çabasında. 276'nın önünü kesmek için can havliyle çalışıyor.

Parlamento kulisinin çetelesini tutan habercilere göre, Çiller eğer dört beş milletvekilini daha çengellerse, 276 korkusunu üstünden atabilecek, vaziyeti garantiye alabilecek.

Bunun için özellikle bazı ANAP milletvekilleriyle Cindoruk'un DTP'sine yükleniyor. Bugüne kadar birkaç gedik açtı.

Daha da açabilir mi?

Fazla abartmamak kaydıyla şansı var Çiller'in. Bir şeyler daha koparması ihtimal dışı sayılmıyor. Şu günlerde Doğru Yol saflarına dönük bazı milletvekili transferleri daha yaşanabilir.

Bunu kolaylaştıran bir durum söz konusu:

Seçim ateşi...

Hangisi çekici?..

Nedir seçim ateşi?

Bu ateşe milletvekili tutulur. Her seçim döneminde yeniden seçilebilir miyim, parlamentoya geri dönebilir miyim sorusu, siyasete devam etmek isteyen her milletvekilinin kafasını burgaç gibi oyar. Bir süre için başka bir şey düşünemez hale gelir.

Şimdi bu hava oluşuyor.

Yılmaz, Baykal'la anlaşarak 1999 Nisan ayında çifte seçim müjdesini yaptığı andan itibaren milletvekillerinin içine de seçim ateşini düşürmüş oldu. Şimdi büyük çoğunluğu "nereden, nasıl seçilirim"in hesabını yapmaya başladı.

İlleri, seçim bölgelerini gözden geçiriyorlar. Partilerinin oralardaki performanslarına bakıyorlar. Aday olabilirlerse, hangi sıranın en şanslı olduğunu kestiriyorlar.

Bu açılardan ANAP'la DYP'nin durumu nedir?

Hangisi daha çekici?

Bir başka deyişle:

Milletvekili, hangi partide seçilme şansını daha çok görüyor?

Bol keseden...

Şu söylenebilir:

Seçim sandığı meydanlara konduğunda ANAP'ın DYP'ye ağır basması daha yakın ihtimal...

Ancak ANAP önümüzdeki seçimleri silip süpürür demek mümkün mü? Bugünkü havaya bakıldığında böyle bir öngörüde bulunmak çok zor tabii. Bugünden bakıldığında, ANAP'ın DYP'yi seçim sandığına tümüyle gömmesi uzak gözüküyor. "DYP şehirlerde yok ama kırsalda var" deniyor.

İşte bu son nokta, Çiller'in elini şu günlerdeki bazı muhtemel transferlerde elini kuvvetlendiriyor.

Nedeni açık:

Çiller, yeniden seçilme ateşine tutulmuş milletvekillerine Yılmaz'a göre daha bol keseden vaatte bulunabiliyor. Onlara Doğru Yol listelerinde daha iyi yerler teklif edebiliyor. Çünkü Doğru Yol'dan istifa etmiş olan 40'a yakın milletvekilinden boşalmış olan yerler var.

Buna karşılık Yılmaz daha sıkışık durumda. Bir kere milletvekili sayısı çok. sonra Cindoruk'un DTP'li milletvekilleri var. Şimdiden vermiş olduğu bir takım sözler var.

Bu nedenlerle deniyor ki:

"Yılmaz, Çiller'i en zayıf zamanında yakaladı ama bu fırsatı iyi kullanamadı galiba... Yılmaz'ın manevra alanı, Çiller'e göre daha dar. Onun için iktidar cephesinden başka transferler de olabilir. Bu sayede Çiller, kendisini Yüce Divan'a gönderebilecek 276'nın önünü kesebilir."

Durum böyle!

Çıkış yolu...

Durum böyle de parlak mı?

Değil tabii.

Politika arenasındaki bu ayak oyunlarıyla Türkiye'nin siyasi istikrarı yakalaması güç...

Oysa, bu siyasal tablonun değişmesi şart. Merkez sağ ve soldaki bölünmüşlüğün aşılması şart.

Çıkış yolu ancak böyle açılabilir.

Yoksa bugünkü siyasi yapı, Türkiye'yi taşıyamıyor. Belki de yeni bir elbise dikmek lazım. Üstündekiler orasından burasından atıyor.

Haydi hayırlısı!


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr