kapat

CUMA 10 TEMMUZ 1998

"Bakıyorlar almıyorlar"

Son günlerde eski görkemli günlerine döndüğü söylenen Galeria'dayız. Müşteri dolu mağazadan vazgeçtik, alışveriş torbasıyla dolaşan insan bulmakta bile zorlanıyoruz.

Fügen ÜNAL ŞEN

Galleria'dayız. Tam öğle saatleri. Bu dev alışveriş merkezinin ışıldayan koridorlarında sıralanmış mağazaların içlerine baka baka ilerliyoruz. Şöyle alışveriş telaşı yaşanan, ellerinde birkaç paketle kasanın önünde birikmiş insanlar olan mağaza arıyoruz.

Ama mağazalar sessiz, hareketsiz.

Vitrinlerin cazibesi, müşteriyi içeri çekmeye yetmiyor anlaşılan.

Vitrinler rengarenk, cıvıl cıvıl ama, içerileri sessiz bir dünya sanki...

Galleria, ünlü markaların yeraldığı bir alışveriş merkezi olarak her zaman tercih edilen bir mekandı.

Ama, son günlerde yaşanan durgunluk, Galleria'da elle tutulur bir gerçeğe dönüşmüş.

Bata'ya giriyoruz. İçeride birkaç müşteri de var. Hem dialogları dinliyoruz hem de ortam rahatlasın da konuşalım diye bekliyoruz. Bir müddet sonra mağaza müdür yardımcısı Gökhan Aygöz geliyor yanımıza.

Sorumuz hazır:

"İşler nasıl..."

Yanıt da hazır aslında:

"Hangi işler?"

Geçen yıla oranla işlerde büyük bir durgunluk yaşadığını söylüyor Aygöz. "Yaz aylarında, yeni sezon öncesi her zaman durgundur ama hiç bu seneki kadar olmamıştı. Piyasada yaprak kıpırdamıyor. Aslında, isim yapmış mağazaların müşterisi bellidir. Neye ihtiyacı olduğunu, ne zaman alacağını ve o mal için ne kadar para ayıracağını bilir. Gelir ve aradığını bulursa alır gider. Açıkçası piyasadaki durgunluktan bizlerin etkilenmemesi gerekir. Ama bu günlerde, bizim klasik müşterimiz de ortada yok. Birşey bekliyorlar sanki de ne beklediklerini bilemiyoruz" diyor. Bir süre BATA'da misafir oluyoruz. Önce yumuşak derili erkek ayakkabısı arayan bir müşteri geliyor. Ardından, sandalet bakan bir başkası. Hizmet kusursuz. Sandalet 27 milyon, ayakkabı 22 milyon 500 bin lira. 15 dakika "kararsızlık" dönemi geçiyor. Sonuç, satış yok.

Biraz dolaşıp başka mağazalara da girmeli.

Mesela Collezione... Gençler tişörtlere ve bodylere bakıyor. Şortlar da deneniyor. Bir süre bu mağazada kalıyoruz, tezgahtarlar renk renk, model model ürün çıkarıyorlar ama bir bandana satılıyor. Fiyatı 1.5 milyon lira...

Al benisi iyi olan bir vitrin daha... Cinque. Ama içeride mağaza sorumlularından başka kimse yok. Görevli Sezgin Mutlu'ya sohbet ediyoruz:

"2 yıl önce piyasa anormal hareketliydi. O da normal değildi belki ama bu günlerdeki durgunluk da normal değil. Okullar kapandığından ve tatil mevsimi geldiğinden daha çok seyahate çıkacak olanlar o tür ihtiyaçlarını karşılıyor. Biz günde 10-15 parça ürün sattığımızda normal satış yaptığımızı düşünürdük. Şimdi nerdee..."

Peki hiç kimse alışveriş yapmıyor mu? Yani bu trilyonluk alışveriş merkezinde, bu bilinen bütün ünlü mağazaların sırt sırta verdiği pırıl pırıl dünyada, kasalara para girmiyor mu?

Yoo, bu da gerçekçi değil.

En iyisi koridorlara çıkıp eli torbalı müşteri beklemeli.

Mağazaların kapısından bile girmeyenleri, vitrinlere bakıp teyet geçenleri bırakıp, alışveriş yapmış kişi avına çıkıyoruz. Hani desek ki "20 kişiden birinde, bir minik pakete rastladık." İnanın yalan olmayacak. O nedenle gördüğümüz ilk paketli müşteriye yaklaşacağız, karar aldık.

İşte bir bayan ve genç kız. Ellerinde birkaç paket.

"Afedersiniz, biz SABAH Gazetesi'ndeniz. Bir alışveriş konusunda bir piyasa araştırması yapıyoruz. Neler aldınız, alırken nelere dikkat ettiniz. Kendinizi kısıtlıyor musunuz alış veriş yaparken?"

Fiyatları şişirmesinler

Anne Ayten Gürkan, kızı Gül için birkaç parça alışveriş yaptıklarını anlatıyor. Eskiden daha çok alışverişe çıktıklarını söylüyor ve ekliyor:

"Beğendiğim bir mal, parasına deyiyorsa o malı alırım. Şimdi çocukların ihtiyaçları daha çeşitli. Kaliteli malların pahalı olduğunu gözlüyorum o nedenle aynı kalitede ama daha hesaplı olanı arıyorum. Bulmak vakit alıyor. Doğrusu bazı mallar da değerinin çok üstünde satılıyor. Müşteri bulamamaktan şikayet edenlerin biraz da şişirdikleri fiyatları gözden geçirmeleri gerek."

İşte bir başka "paketli müşteri". Ah, şansa bakın, Mısırlı bir turistmiş. Türkiye'nin ucuz olduğunu duyduğu için alışveriş yapmak üzere "Alışveriş merkezi"ne gelmiş.

"Mısır'da mallar ucuzdur. Bazı kaliteli mallar ise çoğu zaman İtalya'dan gelmiştir ve pahalıdır. Burada da fiyatlar İtalya'dan gelen mallar gibi... Alışveriş yaptım ama pek memnun değilim doğrusu. Ben dünyayı dolaşıyorum. Böyle büyük alışveriş merkezleri kalabalık ve çok hareketli olur. Gelenler bir mağazadan almasalar öbüründen alırlar. Ama bakın, büyük bir sessizlik var. Sanki tatil günü de, birçok mağaza kapalıymış gibi. Şaşırtıcı"

Galleria'da neredeyse dört saat geçiriyoruz. Mağazalar girip çıkıyoruz, mağaza çalışanlarıyla, alışveriş yapmayanlarla, ya da az da olsa alışveriş yapanlarla sohbet ediyoruz. Koskoca merkezdeki tenhalık, durgunluk ve umutsuzluk hiç değişmiyor.

En hareketli bölümün alt kattaki restorantlar bölümü olduğunu, alışveriş yapılmasa bile karınların doyurulduğunu, bunun için de "Gıda sektörü"nün her zaman müşterisi olduğunu tespit edip ayrılıyoruz Galleria'dan.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr