ÇARŞAMBA 17 HAZİRAN 1998

Bu nedenle Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, sistemle ilgili yeni yapılanmalar hazırlıyor. Ancak, Danıştay'ın kararları yeni uygulamaların yürütülmesini durduruyor.
Ülkemizde eğitim şartları son derece geniş bir çerçeve içersinde. Bu nedenle gençlerimizin geleceğini belirleyecek sınav sistemiyle ilgili alınacak kararlarda hukukçulara da danışılması, ÖSYM'nin Danıştay'a gönderilmesini engelleyecek.
Üniversiteye giriş sisteminde yapılması düşünülen değişiklikler Danıştay'dan bir bir geri dönüyor. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin (ÖSYM) üniversite sınavlarına yeni bir yapılanma getirmek için karara bağladığı değişikliklerden hiçbiri şu ana kadar uygulanamadı.
İlk olarak, üç kez 105'in altında puan alan adayların sınava başvuramayacağı ile ilgili yürütmenin durdurulması kararı Danıştay tarafından onaylandı ve bu durumdaki adaylar tekrar 1998 ÖSYS'ye başvurabildiler.
İkinci olarak, daha önce mezun olanlarla yeni mezun olacak öğrencilerin başarı puanlarının (OÖBP) farklı katsayılarla hesaplanması hükmü için Danıştay'a dava açıldı. Bu kararın, eşitlik ilkesine aykırı bulunması sebebiyle bu uygulama da durduruldu. Böylece adaylar arasında ortaöğretim başarı puanından (OÖBP) doğabilecek puansal farklılıklar ortadan kaldırılmış oldu.
Yine, 1998 ÖSYS kılavuzunda yer alan, 6/1 no'lu hüküm için dava açıldı. Buna göre, 30 Mayıs 1997'den sonra Ortaöğretim Başarı Puanları'nı (OÖBP) yükseltmek için son sınıfta okul değiştiren fen lisesi, anadolu lisesi, süper lise ve kolej öğrencilerinin ortaöğretim başarı puanları, lise 1 ve 2 not ortalamaları ayrıldıkları okullara göre, lise 3 not ortalamaları ise nakledildikleri okullara göre ayrı ayrı hesaplanacaktı. Bu kararın da Danıştay'a gitmesi adayların lehinde sonuçlandı ve yine ÖSYM'nin uygulamaya koymayı düşündüğü bu sistem de iptal edilmiş oldu. En az 15 puan kayba neden olacak bu sistemin iptal edilmesinden sonra bu durumda olan öğrenciler için eski okullarındaki notlarının hesaba katılmadan, nakledildikleri okullarda aldıkları notların ortalamasına göre ortaöğretim başarı puanının (OÖBP) hesaplanması kararı getirildi.
Bu durumda, okul değiştirmeyi düşünüp de 6/1 no'lu hüküm gereği değiştirmeyenlerin itirazları söz konusu. Ya da bugüne kadar genel liseler dahil, okullarında iyi derecede olan öğrencilerin, nakiller nedeniyle puanlarında azalmalar olacak. Yine bu öğrencilerin de ÖSYM'ye itirazları var. Acaba ÖSYM, bu itirazlar için şimdi ne yapacak?
Şu ana kadar belki de ÖSYM'nin iyi niyetle uygulamayı düşündüğü bu kararların hiçbiri adayların itirazları ve Danıştay'ın da onayıyla hayata geçirilmedi.
Gelelim önümüzdeki dönemlerde uygulanması düşünülen kararlara. 1998 ÖYS Kılavuzu'nun 3. sayfasını açtığınızda "1999-ÖSYS'de Ortaöğretim Başarı Puanının (OÖBP) hesaplanması nasıl olacaktır?" başlığı altında değişik bir uygulama göreceksiniz. Bu maddeye göre gelecek yıl adayların ortaöğretim başarı puanları, ÖSS ortalamalarına göre ağırlıklandırılarak hesaplanacak. Yani, klasik olarak bildiğimiz sistemde adayların ortaöğretim başarı puanları, mezun olanların diploma notları, mezun olamayanların ise diploma notuna benzer şekilde hesaplanan başarı ortalamaları üzerinden hesaplanmaktadır.
Yeni adıyla Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı olarak düzenlenen bu sistemde ise, adayların diploma notları üzerinden yine ortaöğretim başarı puanları hesaplanacak, ancak bu puanlar her okulun ÖSS puan ortalamalarına göre ağırlıklandırılarak yeniden düzenlenecek.
Ancak burada iyi düşünülmesi gereken 3 önemli nokta var:
1- Fen liselerinden, Anadolu liselerinden, süper liseler ve kolejlerden kaçışı da önleyeceği düşünülen bu sistemde, ÖSS'de başarılı olan okulların lehine önemli artışlar olacak. Bu defa ÖSS ortalaması düşük olan okulların öğrencileri başarılı okulların öğrencilerinin aldığı puan kadar puan alamayacak.
2- ÖSS puan ortalaması yüksek olan bir okulda okuyan fakat ÖSS puanı yüksek olmayan bir öğrenci önerilen uygulamaya göre, okulun yüksek ÖSS ortalamasından yararlanacak. Bu durumda, aynı ortaöğretim başarı puanına sahip olup biri ÖSS ortalaması düşük ve diğeri ÖSS ortalaması yüksek bir okulda okuyan iki öğrenci arasında haksız bir durum ortaya çıkacak. Sonuçta öğrenci hemen ÖSYM'ye şu soruyu yöneltecek: "ÖSS ortalaması düşük bir okulda okuyorsam bunun günahını niye ben çekiyorum?" Böyle bir soru binlerce aday tarafından ÖSYM'ye yöneltilecek. İşte, bu sorular yöneltildiğinde bu kurumun çok geçerli ve tatmin edici bir cevabının olması gerekiyor.
3- ÖSS puan ortalamaları çok yüksek okullardan diğer okullara nakil yaptırma eğilimi tersine dönecek, ÖSS puan ortalamaları yüksek olan okullarda okuma veya bu okullara nakletme çabaları artacak. İşte o zaman, hani hiçbir ortamda karşılaşmak istemediğimiz ama Türkiye'de de onsuz pek bir işin olmadığı "torpil" olayı devreye girmeyecek mi?
Yine, ortaöğretim başarı puanıyla (OÖBP) ilgili olan bu uygulama, önümüzdeki dönemde hayata geçilirse ve adaylar da "Bu uygulama haksızlık getiriyor" teziyle Danıştay'a dava açıp kazanırlarsa ne olacak? Bizim korkumuz; bu sınava Türkiye'nin doğusundan batısına binlerce öğrenci girdiği için, her öğrenci için oluşacak olumsuz durumların gözardı edilip edilmeyeceği. Belki, amaç özellikle fen liseleri, Anadolu liseleri, süper liseler ve kolejlerden kaçışı engellemek olabilir ama doğuda okuyan ve sırf eğitim olanakları yeterli olmadığı için ÖSS ortalaması düşük olan okulların öğrencilerinin suçu ne?
İşte, bizler bunları düşünürken bu defa kamuoyunda yeni bir tartışma başladı. Ortaöğretim başarı puanı (OÖBP) kaldırılsın mı, kaldırılmasın mı?
Şu ana kadar bu puanla ilgili yukarıda da belirttiğim gibi bir çok yenilikler getirildi; ama hiçbir uygulama hayata geçirilmedi. Çünkü, Türk eğitim sisteminde Fen liseleri, Anadolu liseleri, süper liseler ve kolejler gibi başarılı okulların dışında genel lise, meslek liseleri gibi okullar da bulunmakta. Meslek lisesinden mezun olan bir adayla, fen lisesinden mezun olan bir adayın aynı sınava girdiği bir sistemde doğal olarak ortaöğretim başarı puanına (OÖBP) karşı çıkılacaktır. Bu sistemin temelden, yani ilköğretimden itibaren yeniden yapılandırılması gerekiyor. İşte burada Milli Eğitim Bakanlığı'na da iş düşüyor. Aslında şu ana kadar bu olaydan çoktan ders almamız gerekirdi. Sonuçta, ortaöğretim başarı puanı yüzünden bir aday üniversite kapısına kadar gelip geri dönebiliyor. Neden mi? Örneğin; sınavda hemen hemen aynı netleri çıkaran iki öğrenciden, binde bir puanın bile çok önemli olduğu bir sistemde, ortaöğretim başarı puanı 5-10 puan fazla olan kazanıyor. İşte haksızlık burada. Özellikle iyi eğitim alması için, çocuklarını eğitim düzeyi iyi olan okullara gönderen veliler, bu okulların not ortalamaları yüksek olduğu için ortaöğretim başarı puanının (OÖBP) kaldırılmasını isterken, okul yöneticileri ise, ortaöğretim başarı puanı kaldırıldığı takdirde kendilerinin fonksiyonunun azalacağını belirtiyorlar.
Bununla birlikte ortaöğretim başarı puanının kaldırılmasını isteyen öğrenci ve veliler; OÖBP'nin çarpıldığı katsayının düşürülmesinin de bir alternatif olduğu kanısındalar. Sonuçta karar yine ÖSYM'nin.
Madem, sınav sistemiyle ilgili çağdaş değişikliklerin yapılması düşünülüyor. Son zamanlarda yine ÖSYM'nin uygulamayı düşündüğü tek aşamalı sınav sistemi çok iyi süzgeçten geçirilmeli. Bu uygulamaya göre, sınav sayısı ikiden teke inecek. Bilgiye dayalı ÖYS kaldırılacak.
Yeteneği ön planda tutan belirleyici tek bir sınav olacak. Kısacası, öğrenci meslek lisesine mi, klasik liseye mi gideceğini veya hangi branşı seçeceğini önceden belirleyecek. Çünkü bu sınavda adaylara yöneltilecek testlerle, lisedeki alanlar aynı olacak. Şu anda ÖSS-Sözel, ÖSS-Sayısal ve ÖSS-EA olarak hesaplanan puanlar, tıpkı lisedeki alanlar gibi ÖSS Matematik-Fen, ÖSS Türkçe-Matematik, ÖSS Sosyal, ÖSS Sanat-Spor ve ÖSS Yabancı Dil diye ayrılacak.
Şu günlerde ÖSYM, önümüzdeki dönemlerde bu sistemi uygulamayı düşündüğünü açıkladığı için bir problem ortaya çıkıyor. Özellikle, okulların Lise 1'inci sınıflarında okuyan öğrenciler dönem sonunda alan seçimi yapmak zorunda. Bu durumdaki öğrencilerin ÖSYM'ye yönelttikleri sorular şunlar:
Gerçekten bu sistem uygulanacak mı? Uygulamaya konulacaksa ne zaman? Şimdi biz alan seçeceksek eski sisteme göre mi karar verelim, yoksa bu yeni sistemin getireceği avantajlardan yararlanabilmek için bu sisteme göre mi alan seçimine karar verelim?
Doğal olarak ÖSYM'nin bu konuda öğrencilere bir cevap vermesi gerekiyor. Çünkü, şu anda öğrenciler ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
Eğer bu sistem gerçekten uygulanacaksa belki de Türk Eğitim Sistemi çağdaş bir çizgiye doğru yol alacak. Yalnız, bu sistemin kalıcı olabilmesi için hem Doğu hem de Batı'daki ilköğretim öğrencisinin şimdiden çeşitli alanlara yönlendirilmesi ve bu yönlendirilen alana göre iyi bir eğitim alması gerekiyor. Kısacası, geniş bir yelpazede bu sistem düşünülmezse yine Danıştay'dan dönebilir.
Değerli ÖSYM yetkilileri; bizler sizlere kesinlikle karşı değiliz. Ama şunu da unutmayın ki; şu ana kadar her yeni uygulama Danıştay'dan geri döndü. Doğal olarak insanların bu kuruma güvenleri sarsıldı. Bundan sonraki dönemlerde düşünülen uygulamalar lütfen süzgeçten iyi geçirilsin. Çünkü, insanlar artık dava açmaktan, Danıştay'da ÖSYM'ye açılan davalarla uğraşmaktan bıktı. Bizler sadece burada adayların çaresizliğine, onların dertlerine tercüman oluyoruz. Bundan sonra alınacak kararların daha sağlıklı, yönlendirmenin daha bilinçli olmasını bekliyoruz.
Son olarak sizlerden istediğimiz, lise 1'de alan seçimine karar vermek zorunda kalan öğrencilerimizi, rahatlatmanız. Çünkü, eğitimciler, veliler ve öğrenciler şaşkınlıkla bu kararı bekliyorlar. Şunu unutmayın ki sadece 210 dakikayla insan hayatını belirleyen bir sınavın getirdiği haksızlıkla birlikte bir de böyle olumsuz olayların yaşanması onların kendilerince ne kadar haklı olduklarını ortaya koymaktadır.
Türkiye'de bırakın şehirlerarasını, aynı semtteki okullar arasında dahi eğitim eşitliği sağlanamadığı için gençlerin geleceğiyle ilgili verilecek kararların çok dikkatli bir platformda alınması gerekiyor.