PERŞEMBE 04 HAZİRAN 1998
Osmanlı Bankası Tarihinden İzler, "135 Yıllık Bir Hazine" ismi ile düzenlenen ve de İstanbul'da Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi'nde 276 numaralı tarihi binada açılıp kapanan sergi, genel istek üzerine "gene" açıldı. Osmanlı Bankası Genel Müdürü Aclan Acar diyor ki; "İlgi sürdükçe sergi açık kalacak..."
İstanbul'da yaşayan veya İstanbul'a yolu düşen tüm okuyucularıma, gençlere yaşlılara, kadınlara, erkeklere tavsiye ederim. Bu sergiyi geziniz.
Sergide 135 yıllık Osmanlı ve Türk yakın tarihini izleme şansı var. Böyle bir serginin düzenlenmesi için çok sayıda "ender", biraraya gelmiş. 1963 yılında kurulan ve zamanın Osmanlı topraklarının her köşesinde faaliyet sürdüren Osmanlı Bankası, Osmanlı Devleti'nin tek ve imtiyazlı devlet ve emisyon bankası. Osmanlı borçlarının müteahhiti, altın karşılığı banknot basan (Merkez Bankası gibi) bir banka. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde önde gelen kişilerin parasını saklayan, kredi ihtiyaçlarını karşılayan bir banka. Ve bu bankanın tüm arşivi, resimleriyle, senetleriyle, yazışmalarıyla 135 yıl korunabilmiş.
Ethem Eldem gibi bir araştırmacı bu arşivi düzenlemiş. Arşivin envanterini çıkarmış. İlginç bölümlerini, belgelerini bir kitapta toplamış. Sergiyi gezenlerin ilgisini çekecek şekilde düzenlenmesini sağlamış. Ama herşeyin üzerinde banka yönetimi bütün bu çalışmaları desteklemiş. Bu çalışmalara maddi destek sağlamış.
Acaba Ziraat Bankası'nın, İş Bankası'nın benzer çalışmalarının ürünlerini görebilecek miyiz? Bu bankaların bugünkü yönetimleri böyle çalışmaları başlatsa bile, acaba bu bankaların arşivleri de Osmanlı Bankası arşivi gibi saklanabilmiş mi?
Osmanlı parasının değerini korumak için gayrımüslim iki Galata bankerinin 1847'de kurduğu Dersaadet Bankası 1852 yılında battı. Ardından Kırım Savaşı çıktı. Osmanlı Devleti "tam takır kuru bakır" Hazine'ye para bulmak için 1854 ve 1855 yıllarında iki dış borçlanmaya gitti. Kaime basımını hızlandırdı. İşler büsbütün rezil oldu. İşte bu arada Rotschild ile İngiliz ve Fransız bankerler grubu Osmanlılar'a hem emisyon müessesesi olacak hem de iç ve dış ticaret bankacılığı yapacak bir banka kurmayı önerdi. Hükümet İngiliz grubunun teklifini kabul etti. Böylece İngilizler 500 bin İngiliz lirası sermaye ile 1856 yılında Osmanlı Bankası'nı kurdu.
1996 yılına kadar İngiliz sermayedarların yönetiminde kalan ve o tarihte özvarlığı 95 milyon dolar olarak belirlenen bankayı 245 milyon dolara "Doğuş Grubu" satın aldı. Aradaki fark maddi ölçümü olmayan ve tüm dünyanın kabul ettiği bir "itibarın-saygınlığın-ismin-tarihin ve arşivin" bedeli idi.
Ethem Eldem'in hazırladığı, (maalesef satışa çıkmayan) büyük boy 300 sayfalık "135 Yıllık Bir Hazine" isimli araştırma/belge/tarih kitabından Osmanlı Bankası'nın nasıl bir banka olduğunu gösteren ilginç bir hikaye aktaracağım.
1800'lü yılların ortalarında "aya gidecek aracın" çizimi yapıldıktan, hesaplamalar bitirildikten sonra iş kaynak bulmaya gelmişti. Hiçbir devletin tek başına karşılayamayacağı bu projenin finansmanı için "dünyanın bütün iyi niyetli insanlarından para toplanmasına" karar verildi. Para toplama işini o tarihlerde dünyanın en güçlü 8 bankası üstlendi. Bankalardan biri Osmanlı Bankası idi. Toplanan paranın yirmide birini Osmanlı Bankası topladı.
O dönemlerde dünyanın en büyük bankaları olan bu 8 bankadan 7'si bugün yok. Batmış durumda. Tek ayakta kalan banka Osmanlı Bankası.
Jules Verne, 1865 yılında ilk defa yayınlanan ve "Arzdan Kamere Seyahat" başlığı ile Türkçe'ye çevrilen "Aya Seyahat" isimli kitabında şunları yazıyor:
"Türkiye çok cömert davranmıştı, ama bu işte şahsi menfaati vardı. Öyle ya, "Ay" orada yılların hesabını tutmakta, "Ramazan" orucunu belirlemektedir. Bir milyon üçyüz yetmiş iki bin altı yüz kırk kuruş vermesi gayet tabiiydi, fakat bunu öyle bir şevkle ödedi ki, bunun arkasında Bab-ı Ali hükümetinin baskısı olduğu hissedilir gibiydi."
Jules Verne bu satırları yazarken, iki konuda yanılıyordu. Birincisi, şayet Osmanlı Bankası'nda parayı Osmanlı Devleti'nin dayatmasıyla, toplanmış olsaydı, Osmanlı Devleti ve hatta Banka'nın kendisi, bu paranın aya, içi insan dolu, dev bir gülle fırlatmak kadar faydasız bir girişime harcanmasına iyi gözle bakmaz, daha kârlı bir şekilde değerlendirmeye çalışırlardı. İkincisi, yaklaşık 13 bin Osmanlı lirasına tekabül eden bu meblağ, o dönemde Banka'nın elinden geçen paranın ve özellikle Osmanlı Hükümeti'ne verdiği avans ve borçların yanında gülünç denecek kadar küçüktü. Bu miktar ancak "Altıncı Daire-i Belediye"nin arada sırada ihtiyacını duyduğu avanslara yetecek ölçüde idi. 1863 ile 1865 yılları arasında Osmanlı Hükümeti bu katkının 80 misli bir meblağı sadece Osmanlı Bankası'ndan avans olarak almıştı.x