PERŞEMBE 04 HAZİRAN 1998

TÜRKAN HİÇYILMAZ (SHA)
Bir dönemin en güzel kadınlarından biriydi Mine Mutlu. Türk Sineması'nın gözbebeğiydi. Art arda çevirdiği filmlerle izleyicilerin kalbinde ayrı bir yer edinmişti kendine. Özel yaşamında ise aynı mutluluğu yakalayamadı. İşadamı Ünal Çulha ile olan beraberliği fırtınalıydı. Bir gün dargın bir gün barışıktılar. Bir ara tüm sorunları hallettiklerini zannedip nikah masasına oturdular. Ancak evlilikleri yalnızca bir yıl sürdü. Sonra ayrıldılar. Ama yine de koparamadılar tüm ipleri. Mine Mutlu'nun boşandığı eşi Ünal Çulha'dan iki çocuğu oldu. Çağkan ve Büşra. Sonra duruldu sular. Ünlü yıldız kendini çocuklarına adadı. Elini eteğini çekti her şeyden, bir tek çocukları için yaşamaya başladı. Ama daha sorunlar bitmemişti. Dayanılmaz başağrıları ile gittiği doktoru ona kanser olduğunu söyledi. Yılmadı. Aylarca kemoterapi tedavisi gördü. Saçları döküldü. Kendini toparladı. Gazetelere verdiği röportajlarda mutlu olduğunu, kanseri yendiğini anlatıyordu. Fazla sürmedi. Aniden fenalaşıp birkaç gün içinde yaşamını yitirdi.
18 Eylül 1990'da öldü Mine Mutlu. Çağkan 5, Büşra 2 yaşındaydı. Mutlu'nun ölümüne kadar çocuklarıyla hiç ilgilenmeyen, nüfusuna bile almayan baba Ünal Çulha, 2 çocuğunun nüfus cüzdanlarını annelerinin ölümünden 12 gün sonra çıkarttı. Çocukları nüfusuna geçirdi. Anneanne ile aralarındaki mücadele nedeniyle çocukları evine yerleşmeye razı edemeyen Çulha, oğlu Çağkan'ı bir sabah anaokuluna giderken aldı ve evine götürdü.
Anneannenin iddiasına göre çocuk kaçırılmıştı ve bir daha eve hiç dönemedi. Babasıyla birlikte yaşamaya başladı. Tam 8 yıldır da onun yanında. Yine anneanne Halide Acet'in iddiasına göre Ünal Çulha, uzun süredir iki kardeşi de görüştürmüyor. 10 yaşındaki Büşra ise hâlâ anneannesi ile birlikte.
Halide Acet ilk davayı İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne Ekim 1990 yılında "vasi tayini" istemiyle açtı. Hakim, "Babanın çocukları nüfusta adına tescil ettirdiğini bu suretle küçüklerin velayet altında bulunduklarını ve bu durumda vasi tayinine gerek olmadığını belirterek" davayı 1991'de reddetti. Ve vasinin baba olduğuna hükmetti. Bunun üzerine kararı temyiz eden Halide Acet'in talebi, Yargıtay tarafından kabul edildi. Bu yüzden evlilik dışı doğan çocuklara hukuki olarak vasi tayin edilemedi. Ancak nüfus cüzdanlarında babalarının soyadı yer aldı.
Bu arada Çulha'nın iki çocuğa annelerinden kalan iki daireyi satmaya hazırlandığını öğrenen Halide Acet bir kez daha harekete geçti ve bu kez 26 Aralık 1997'de velayetin nezni ve vasi tayini için İstanbul 7. Asliye Hukuk'ta dava açtı. Çulha, mahkeme açıldıktan tam dört gün sonra Bebek'te 150 milyar lira değer biçilen daireyi 4 milyar liraya sattı. Aralık 97'de açılan ve 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen dava önceki gün sonuçlandı ve mahkeme, babanın velayetini kötüye kullandığına ve Büşra ile yıllardır görüşmediğini gözönüne alarak, Çulha'nın "velayetinin nez-i"ne karar verdi. Anneanne Acet'in, aynı davadaki "vasi tayini" istemini de değerlendiren mahkeme görevsizlik nedeniyle davayı Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderdi.
Halide Acet şimdi heyecanla torunlarının ikisinin de velayetini alabileceği günü bekliyor. Ömrünün kalan kısmını torunlarıyla birlikte geçirmek istediğini ifade eden Halide Acet kızına verdiği sözü yerine getirmek istiyor.