ÇARŞAMBA 27 MAYIS 1998
Trabzonsporlu Abdullah'ın eşi, yanına babasını da alıp Başkan Mehmet Ali Yılmaz'ın karşısına dikilmiş..
- Aman başkan, kocamı satma..
- Hayırdır yenge hanım, nereden çıktı bu?
- Kocam İstanbul'a giderse kötü yola düşer..
Evet, kelimesi kelmesine böyle dememişse bile mealen bunları söylemiş.. Kocasının güvenilmez bir adam olduğunu, gözünün dışarda olduğunu, Fenerbahçe'de oynamak için İstanbul'a giderse "kötü kadınlara" meyledeceğini ilân etmiş..
Başkan da işi bozmuş..
Şimdi Fenerliler ateş püskürüyor.. Aslında iki arada bir derede kalan da Başkan Yılmaz.. Bir yanda verdiği sözü tutamadığı için Fener yöneticilerine boynu bükük..
Diğer taraftan Abdullah Bey'in eşi yüzünden, futbolcusunun isteğini yerine getirememenin derdinde..
Bir zengin ile fukara, para meselesinden mahkemelik olmuş.. İkisi de inat edip davayı kazanmak istiyor.. Fukara "Bu Kadı'nın aklını çeleyim ki davayı lehime halletsin.." diye düşünmüş, varını yoğunu harcayıp güzel bir balta satın almış, götürüp kadıya hediye etmiş..
Zengin de aynı fikirde olduğundan mandıradan çıkardığı tosunlardan birini Kadı'ya "hediye olarak" yollamış..
Dava günü geldiğinde fukara bakmış ki Kadı lafı dolandırıyor, bin dereden su getiriyor, işi uzatıp zenginin istediği yöne doğru götürüyor.. Naçar kaldığından Kadı'ya hediye ettiği baltayı hatırlatmak zorunda kalmış:
- "Kadı efendi.." demiş.. "Vur şu baltayı da kes artık hükmümüzü.."
Kadı elini sakalında dolaştırıp fukaraya manidar manidar bakmış:
- "Vurmasına vuracağım da baltayı elime alamıyorum.. Onun tosun senin baltanın sapına ş'aptı!"
Trabzonlu Abdullah'ın durumu da böyle..
Bundan geri Başkan'dan medet ummasın.. Çünkü baltanın sapına ş'apıldı..
Bizim taraftarlarımız bir tuhaf.. Takımı için adam öldürmeyi göze alır, ölmeyi göze alır ama elini cebine atıp beş kuruş çıkarmaz.. Ondan sonra da maçlarda işler kötüye gitmişse bağırır..
"Ey büyük taraftar.. Futbolcular sahtekâr.."
Transfer ayı başladı ya.. Şimdi de gazetelerin spor servislerine musallat oldular.. "Faruk Süren, Tugay'ı satmasın.." Peki, emriniz olur.. "Fener Abdullah'ı alsın.." Başüstüne.. "Süleyman Seba gitsin.." O kolay canım.. Başkan olarak düşündüğünüz biri var mıydı?
Elin gâvurunda oynanan maçları televizyondan seyrediyoruz.. Takımları mağlup olduğu halde kızmıyorlar, öfkelenmiyorlar..
Unutmadığım örneklerden biri İngiltere-İskoçya milli maçı.. İngilizler 5-1 galip durumdayken bile İskoç seyircisi "Biz sizleri her zaman seviyoruz, yenseniz de yenilseniz de.." diye şarkı söylüyordu.. Üstelik hayatlarının en büyük zevki İngilizler'i yenmek olduğu halde..
Bu çelişkili tribün manzaraları, aklıma hep Menemenspor'un kuruluş yıllarında yaptığı bir hazırlık maçını getiriyor..
Menemenspor yeni kurulmuş.. Çocuklar acemi.. Hazırlık maçına davet ettikleri il takımı ise dişli.. Hakemin düdüğüyle birlikte başlamışlar golleri sıralamaya..
Bir, iki, üç, beş, yedi, dokuz, onbir..
Menemen seyircisinden çıt yok.. Sahaya kilitlenmiş gözleri kayık, yarı baygın seyrediyorlar maçı.. Durum 11-0'ken Menemenli bir oyuncu topu kapmış, üç beş rakibi çalımladıktan sonra topu ağlara göndermiş..
O ana kadar bitkisel hayatta maç seyreden bir Menemenli, yerinden fırlayıp bağırmış:
- Golü bak golüüüü.. (Gole bak gole, demek istiyor..) Onbir golü bedel..
İşte benim aradığım seyirci bu.. Böylesini bulursam ben de "En büyük taraftar.." diye bağırırım..
Transfer döneminin başlaması ile "av yasağının kalkması" medya acısından aynı manaya gelir.. Gazeteciler ile avcılar başlarlar atış yapmaya..
Hergün bir yalan transfer haberi bulacaksın.. Bulduğun futbolcuyu o kulübe yakıştıracaksın.. Ayrıca taraftarın da yüreği okuyunca sevinçten "hooop" edip, kalkacak..
Zor iş vesselam.. Ama evvelallah bizim çocuklar hakkından gelir bu işin..
Mesela Fener'e antrenör bulma konusunda kulüp yönetimi ile medya yarıştalar.. Kulüp üç aday belirliyorsa, medya onbeş tane alternatif sunuyor..
Capello, Ancelotti, Schaffer, Maldini, Scala, Svensson daha sezon başlamadan Fener'e medya marifetiyle gelip gittiler bile..
Bu hafta sırada Pavarotti ile Sophia Loren'in kocası Carlo Ponti var.. Gerçi Carlo Ponti öleli iki sene oldu ama Fenerli medya "Rahmetlinin ölüsü bile bu takımı şampiyon yapar.." diyormuş..