kapat

PAZARTESİ 11 MAYIS 1998

Ali Rıza Kardüz (e-posta:arkarduz@sabah.com.tr )

İş'in işi iyi gitti

İş Bankası'nın, toplam sermayesinin yüzde 12.3'lük kısmı Hazine'nin kasasında idi. Hazine kasasındaki kağıtları özelleştirme adı ile "paraya çevirmeye" karar verdi.

Bu kağıtların benzeri kağıtlar (İş Bankası'nın C tertibi hisse senetleri) borsada tanesi 31 bin liradan alınıp satılıyordu ama, Hazine'nin kasasındaki büyük miktardaki senedi bu fiyattan satmak imkânsızdı. Çünkü bu kadar kağıt borsaya sürülse "borsa boğulur", kağıtlar "pul" fiyatına düşerdi.

Onun için bu satış işi, bu tip işlerde uzman aracı kurumlara verildi. Seçilen aracı kurumlar Türkiye Kalkınma Bankası (TSKB) ile Salomon Brothers isimli yabancı kuruluş idi. Aracı kurumlar içeride dışarıda müşteri aradı. Müşterileri yokladı. Ve de bu çok miktardaki hissenin tamamı satışa sunulduğunda tanesinin 26 bin liradan satılabileceğini belirledi.

Ve de Türkiye'nin içerideki ve dışarıdaki "kötü konjonktürüne rağmen" İş Bankası'nın yüzde 12.3'ünü temsil eden kağıtlar 650 milyon dolara satıldı.

650 milyon dolar rakamı çok büyük bir rakamdır. 1997 yılında, Türkiye'nin içeride ve dışarıda sattığı tüm hisse sentelerinde sağlanan 612 milyon dolarlık rakkamın (tek başına) üzerinde bir rakamdır.

Türkiye'nin bugüne kadar içeride ve dışarıda tek bir hisse senedi satışından elde ettiği en yüksek rakam, geçen yılki Sabancı Holding hisse senedi satış rakamıydı. O da 207 milyon dolardı. ( Geçen yılki Sabancı senetlerinin satışında da TSKB sorumluluk almıştı.)

Geçen yıl satılan toplam 612 milyon dolarlık senedin sadece 120 milyon dolarlık bölümüne iç piyasada talep bulunabilmişti. İç piyasanın alım gücü bu kadarla sınırlı kalmıştı. Halbuki bu yıl İş Bankası senetlerinin 250 milyon dolarlık kısmı iç piyasaya satılıyor. İç talep daha fazla ama, dışarı ile dengeli olsun diyerek iç talebin bir bölümü karşılanamıyor.

İş Bankası senetlerinin bu kadar canlı heyecanlı satışının nedenleri şunlar: (1) İş Bankası iyi bir banka. Mal iyi. Markası tanınmış. İçeride dışarıda güven kazanmış. (2) Yurt içi ve yurt dışı satış kampanyası birlikte başlatıldı. (3) Yabancı yatırımcı ile yerli yatırımcı rekabete sokuldu. (4) Yurt içinde 2.5 milyar dolarlık reklam kampanyasıyla başarılı bir tanıtım yapıldı. (5) Yerli yatırımcı için üç cazip araç gelişirildi: (a) Ön kayıt yaptıran talep sahiplerine öncelikli tahsis. (b) İş Bankası ve iştiraklerinde çalışanlara öncelikli satış. (c) Peşin satışlarda iskonto. (d) Taksitli satış. Üç ayda dört taksit.

Ön kayıtta, satışa çıkarılan senetlere 3 misli talep geldi. Bireysel yatırımcılardan 75 bin kişi, İş Bankası mensuplarından 5 bin 500 kişi, büyük bireysel yatırımcılardan 340 kişi ve 19 kurumsal yatırımcı 157 trilyon liralık talep beyan etti.

* * *

Ön kayıttan sonra satışa geçildiğinde içeriden 310 milyon dolarlık talep çıktı. Buna karşılık iç piyasaya 250 milyon dolarlık kağıt verildi. İçeride 60 bin dolarlık talep karşılanamadı.

Yurt dışında da aynı şekilde 1 milyar 200 milyon dolarlık talep ortaya çıktı. Bu telebin üçte biri 400 milyon dolarlık kısmı karşılandı. Yurt dışı satışlarda İş Bankası senetleri "yatırım fonlarına" gitti. Yüzde 45'i ABD'li yüzde 40'ı Avrupalı, kalanı diğer kıtalardaki fonlar tarafından satın alındı.

TSKB Genel Müdürü Safa Ocak'a göre, "satılan mal talebi yaratıyor." İş Bankası'ndan sonra sırada THY'nin sermayesinin yüzde 23'ünü temsil eden kağıtların satışı var. Bunların da toplam piyasa değeri 750-800 milyon dolar olarak hesaplanıyor.

Şimdi gelelim "maydonozun fazileti"ne... İş Bankası'nın senetleri satıldı da ne oldu? İş Bankası "kamu bankası" idi de bu satış sonucu "özel banka" statüsüne mi geçti? Bu satış "özelleştirme" de büyük bir aşama mı? Hayır. Değil. Hazine'nin kasasında duran "akmayan, kokmayan, kimseye zararı dokunmayan, Hazineye dert olmayan" kağıtlar gitti. Yerine 650 milyon dolar para geldi. Bu para satılan kağıtların yerine kasaya girmedi. Hazine'nin 1998 yılı "harçlık çanağına konuldu". Böylece Hazine'nin 1998 yılında harcayıp tüketeceği "harçılığı" arttı. Bu sayede Hazine biraz daha az borçlanır, biraz daha cesur harcama yapar. Örneğin Baba'ya alınan 6.5 metre boyundaki özel yapım, 12 silindirli "Mercedes S 600" binek otomobilinin 1 milyon 300 bin marklık faturası bu para ile hemen ödenir. Örneğin Başbakanlık Makamı'nın çürüğe çıkarılan özel uçağı yerine 10 milyon dolara "gıcır" bir uçak siparişi verilebilir.

Bu alım satımdan İş Bankası'nın kazancı ne? Hiç... Eskiden Hazine kasasında duran kağıtlar oradan uçtu gitti. Bir kısmı yerli, çoğu yabancı yatırımcıların eline geçti. Ama, talebin canlılığı İş Bankacıların göğüsünü kabarttı. İş Bankası'nın "itibarını" gösterdi.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr