PAZARTESİ 11 MAYIS 1998
Devlet, Türkiye'nin çağdaşlık hedefine yürüyen yolu üstündeki irtica engelini kaldırmak için çabalıyor.
Toplumsal gelişmenin yolunu açmak için olduğu kadar dinimizi korumak için de bu çabalar başarıya ulaşmalı.
Din her topluma lazım ve bizim de akla uygun çok güzel bir dinimiz var.
Fakat yüzyıllar boyunca "Siyaset, menfaat ve istibdat" aracı olarak kullananlar yüzünden Kur'an'dan, yani köklerinden koparılmış.. Şimdi bu çıkarcı zihniyetin varisleri İslam'ı, yoksul kitleleri kışkırtarak iktidar hırslarının sıçrama tahtası gibi kullanmaya çalışıyorlar.
Bu yanlışı düzeltmenin yolları belli:
Toplumsal refahı yükseltmek ve adil böşümü sağlamak; Dini topluma doğru öğreterek sahtekarları teşhir ve tecrit etmek.
Bu konuda en büyük görev, din bilgini aydınlara düşüyor. Laikliği vatandaşlık temelinde savunmanın mantığı vardır ama inandırıcı yol, laik düzenin İslam inancında daha makbul olduğu gerçeğinin din bilginleri tarafından savunulmasıdır. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün konuşmaları ile yarattığı yankılar bu gerçeği doğruluyor.
Marsilya Müftüsü Soheib Binşeyh'in yayınladığı "Marianne ve Peygamber.. Laik Fransa'da İslam" kitabı olay yarattı.
Binşeyh, arkadaşımız Nurdan Bernard'a verdiği ve Yeni Yüzyıl'da yayınlanan mülakatında, irtica ile mücadele eden Türkiye'nin de yararlanacağı şeyler söylüyor. Dinde reform öneriyor:
"İnsanlığa bir çağrı, bir mesaj olan Kuran'da ayetler son derece açık olmasına rağmen insanlar uymak veya uymamakta özgürdür. Kuran'daki bu özgürlüğe karşılık Müslüman dünyada bunun aksi görülüyor.
İslam, çağdaş hukuk sisteminin empoze ettiği kurala tabi olmadığında boğucu bir toplumsal baskıya dönüşüyor. Sorun hiç bir reform yapılmamasında.. İslam ilmi, İslam hukuku 8 asırdır yenilenmedi."
Binşeyh'e göre Müslümanlar "Devletin vatandaşı" statüsü ile "Allah'ın kulu" statüsü arasındaki tehlikeli uçurumda yaşıyor. Sadece gericilerin yararına olan bu soruna da şu çözmü öneriyor:
"Mümin statüsü ile vatandaş statüsü arasındaki tehlikeli uçurumu kaldırmanın çaresi, Kuran'ı bugün yaşayanların sorun ve isteklerini göz önünde tutan bir muhakeme dahilinde yeniden okumaktır.."
Binşeyh, dinin ve siyasetin ayrı olmasını, her ikisi için de iyi ve doğru bir şey olduğunu söylüyor. Politikayı dogmalardan, din adamını da aşağılık manevralardan kurtaracağını anlatıyor.
Türkiye'deki şeriatçı takımın yapıştığı başörtüsü, yani tesettür konusunda da şu uyarıyı yapıyor:
"Kuran'da tesettür ile ilgili iki ayet var. Din alimi bugün kendine şu soruyu sormalı: Neden Tanrı kadını örtmek istedi? Cevap çok açık: Kadının haysiyetini, kimliğini ve kişiliğini korumak için.. Bu amaçla o dönemin aracını seçti. İslam'dan önce de Arabistan'da peçe vardı.
Bugün kadının haysiyetini, kişiliğini, kimliğini koruması için tek yol eğitim, öğretim yani okuldur. Müslüman kızlara hep şunu söylüyorum: Gerçekten Tanrı'nın hoşuna gitmek istiyorsanız, onun gösterdiği yolu izleyin. Modern toplumda en iyi korunma, kadın için yüksek eğitimle elde edilen bilgilerdir. Erkeğe karşı korunmanın tek yolu budur!"
Binşeyh "Dinde reform laikliğin işi değildir" diyor ve din bilginlerini gün ışığına çıkmaya çağırıyor. Haklı.. İrtica ile savaşta tarafsız kalamazlar.
Unutulmasın ki "cehennemin en harlı yeri, kriz dönemlerinde tarafsız kalanlara ayrılmıştır.."