kapat

PAZAR 19 NİSAN 1998

Yılmaz Karakoyunlu (e-posta:yilmazk@sabah.com.tr )

Yarın kutlu doğum günüdür...

Yarın 20 Nisan... "Kutlu Doğum Günü"nü idrak ediyoruz. Aziz peygamberimiz, güneşin Boğa burcuna girdiği 571 yılının Rebiülevvel ayının 12'sinde; yani, 20 Nisan'da dünyaya geldi. Yarın doğumunun Miladi 1427'nci yılını kutlayacağız. Bu kutlayış, beşeriyetin son mürşidi, hatem-ül enbiya, Hazreti Muhammed'in nurlu varlığı üzerinedir.

* * *

İlk peygamber, insanlığın ilk örneği Hazreti Adem'dir. Son peygamber Ahzab suresinin 40'ıncı âyetinde belirtildiği gibi Hazreti Muhammed'dir. İnsanlığı, bir tek Allah'ın imanında birliğe çağırmış sevgi ve saygıyla birbirlerine kenetlenmiş, erdemli bir ümmet yaratmanın ilahi vahyini tebliğ etmiştir.

Peygamberlik görevi, tevhid çağrısı ile başlamış, hidayet huzuru ile son bulmuştur. Vahşetin mahzenlerinden, cehaletin zifiri karanlığından yola çıkmış; sezgi, ilhâm, idrâk ve vahiy bütünlüğünün nuruyla alemleri aydınlanmıştır.

* * *

Sahabenin tanımlarına göre aziz peygamberimiz, uzuna yakın orta boyluydu. Alnı açıktı. Hilal kaşlı, uzun kirpikli, güzel, iri kara gözlüydü. Boynu gümüş gibi saf, uzun ve düzgündü. İmam Buhari'nin Hazreti Enes'ten aktardığı üzere pembe beyaz, ipek tenliydi. İki küreğinin arasında peygamberlik mührünü taşıyordu.

Hareketleri ölçülü, konuşması sakin, üslubu öğreticiydi. Hali ve tavrı vakar doluydu. Bütün ahlâk değerlerine, yüce inançlara ve âdil aklın tarifindeki o muhteşem idrâk derinliğine sahipti. Engin himmet, üstün nefis ve âdil şecaat sahibiydi.

* * *

Hazreti Muhammed'in yüryüzündeki görevi Allah'ın doğru yolunu insanlara gösterip, hidayete eriştirmekle sona eriyordu. Uzun bir süre içinde görevini mükemmelin doruklarında tamamladı. Artık Allah'ın huzuruna çağrılıyordu.

Hazreti Muhammed ömründe sadece bir defa hacca gitti.

Hicretin onuncu senesinde hac niyetiyle Mekke'ye gideceği ilân olundu. Zilhicce'ye beş gün kala ev halkı ve ashabıyla Medine'den yola çıktı. Ertesi gün ihrama girdi. Kırkbin hacı adayı ile Mekke'ye geldi. Harem-i Şerif'i ziyaret etti. Allah'ın evini tavaf ettikten sonra Safa Tepesi'ne çıktı. Allah'a şükretti ve Merve'ye indi. Hac mevsimi, günle gecenin eşit olduğu zamandı. Arife Cuma gününe rastlamıştı. Hac farizasını yerine getirdi. Veda Hutbesi'ni okudu.

O gün akşama doğru, Maide suresinin "Bugün sizin dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Size din olarak İslam'ı seçtim" mealindeki 3'ncü âyeti nâzil oldu. Bu âyet üzerine Hazreti Ebubekir "Peygamberin vefatı haber veriliyor" diye ağladı.

* * *

8 Haziran'a rastlayan Rebiülevvel ayının Pazartesi günü, sabah namazı için mescide çıktı. Hazreti Ebubekir'in arkasında cemaat oldu. Evine dönünce dermansızlığı arttı. Başı Hazreti Ayşe'nin kucağındaydı. Öğleye doğru Cebrail ve Azrail birlikte geldiler. Azrail içeri girmek için izin istedi. Hazreti Muhammed, "Ya Rab, ölüm şiddetine karşı bana kolaylık ver. Canımı tatlılıkla al" diye yalvardı.

Sonra Azrail'e döndü. "Gel, aldığın emri yerine getir" dedi. Azrail yaklaşınca parmağı ile gökyüzünü işaret etti. "Refik-i âlâya, yüce dosta" dedi ve eli yana düştü...

Mekke'de doğup dünyaya sönmez ışığı getiren güneş, öteki alemi aydınlatmak için Medine'den ayrılıyordu...

Doğduğunda yetimdi; öldüğünde bütün âlemi yetim bıraktı.

Ama tebliğ ettiği din, kıyamete kadar payidar olacaktı.

* * *

Hiçbir faninin kalemi, onun bâki varlığını anlatacak güce sahip olmadı.

Her vasfı ki, imtiyazı haiz,

Tarih onu vasfederken aciz...

Ona, âl ve ashâbına salât-ü selam olsun...


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr