kapat

PAZAR 19 NİSAN 1998

Hasan Cemal (e-posta:hcemal@sabah.com.tr )

İnternet devrimi...

Şu günlerde yeniden öğrenciliğe soyundum.

Bilgisayar konusunda.

Her Allah'ın günü başına oturup tıkırdattığım bilgisayarı daha iyi kullanmanın yollarını öğrenmeye koyuldum.

Ders alıyorum.

Başka türlü İnternet dünyasında gezinti yapmanın, bilgi otoyollarında dolaşmanın zevkine dört dörtlük varabilmek olanaksız. Bilgi evreninin sonsuzluğunda kaybolmamak için de başka çare yok.

Daha çok bilgilenip çağını kavramanın bir yolu da günümüzde artık bilgisayardan geçiyor. Radyo, televizyon, telefon, faks, cep telefonu nasıl hayatımızın ayrılmaz parçaları haline geldiyse, hiç kuşkunuz olmasın, bilgisayar da aynı yolda hızla ilerliyor.

Belki şimdi farkında değiliz. Ama daha bugünden rahatça söyleyebilirsiniz, bundan böyle bilgisayar bilmeyene ekmek kapıları kapanacak diye...

* * *

Benim kuşağım gazeteciliğe daktiloyla başladı. Tuşlara makineli tüfek gibi vurmaya bayılırdık.

Gün geldi, sıkıldım.

Daktiloyu bıraktım, elle yazmaya başladım. Çok okunaklıydı el yazım. Ayrıca bu geçişe kimse sesini çıkarmadı. Belki de çıkaramadı. Çünkü o zamanlar oturduğum koltuk, genel yayın yönetmenliği idi!

Üstelik yayımlanan dört kitabımı da elle yazdım. Şimdi düşünüyorum da, tam bir çılgınlıkmış yaptığım iş...

Sonra sıra zorunlu olarak bilgisayara geldi. Çünkü Cumhuriyet'te bilgisayarlaşma programını başlattık.

1990 olmalı.

İlk notebook'um veya Laptop'ım, Türkçe deyişiyle dizüstü bilgisayarım gazeteden hediye gelmişti.

* * *

Bilgisayarla yazmaya başlayınca gerçekten dünyam değişti. Her şeyden önce nereye gidersem gideyim, yazımı bilgisayara yazıp telefon aracılığıyla geçebilme şansım vardı. Tuşa bastım mı, yazım anında gazeteme ulaşıyordu.

Üstelik gazetedeki sütünumla benim aramda artık hiçbir aracı kalmamıştı. Yani geçilen yazı bir daha dizilmiyor, düzeltilip yeniden tashih toplanmıyordu vs...

Herkese büyük kolaylıktı.

Dünyalar benim olmuştu.

Ama iş burada bitmedi. Zamanla öğrendik ki, bilgisayarı sadece bir daktilo gibi kullanmak ayıpmış...

Bunun üzerine kıyısından köşesinden İnternet'e girmeyi, hafiften sörf yapmayı öğrendim. SABAH'taki köşemin altına bir de e-mail adresi ekledim. Sabahları ilk iş bilgisayarı açıp okurların görüşlerini, olumlu olumsuz tepkilerini, gelen başka mesajları okumaya başladım.

Daha önemlisi:

Yabancı gazetelere artık bir günlük gecikmeyle değil, günü gününe göz atma olanağını da elde etmiştim.

Zaman geçti.

Gördüm ki hâlâ alaylı olmaktan kurtulabilmiş değilim bilgisayar alanında. Sistemli bilgi gerekiyordu. Olayın mantığını daha iyi kavramadan önüm açılamayacaktı. Bunun üzerine karar verdim, bir süre için yeniden mektepli olmaya...

* * *

Bilgisayarlaşma, İnternet herkesi çaresiz değiştiriyor, değiştirecek de. Her şey yarın bugünkünden çok daha farklı olacak. Dünya henüz bu çarpıcı değişimin tam bilincinde değil. Nerelere varabileceğini öngörenlerin sayısı hâlâ devede kulak...

Geçen gün New York Times gazetesinde çıkan bir yazıda şu satırlar vardı:

"Endüstri Devrimi, insanları fabrikalarda makineyle tanıştırdı, bir araya getirdi. İnternet Devrimi, bilgiyle insanları buluşturuyor. Bundan her şey etkilenecek. Üstelik Endüstri Devrimi'nin etkilerinden çok daha derin olacak bu yeni devrimin sonuçları. Küreselleşme akıl almaz bir hız kazanacak. Daha ilginci, Endüstri Devrimi'nin 100 yılda yapabildiği değişimi, İnternet Devrimi sadece yedi yıl içinde gerçekleştirecek..." (11 Nisan 1998 tarihli Thomas L. Friedman'ın yazısı.)

Peki ya Türkiye nerede?

İnternet Devrimi'ne ne kadar hazırlıklı? Bu açıdan ülkemiz ne yazık ki ayıp bir noktada! Türkiye'nin İnternet'e bağlanışının beşinci yılındayız. İnternet kullanımında dünya ortalaması yüzde 2. Bizim payımız ise ancak binde 3. Toplam İnternet abonesine gelince 30 bin civarında. Bu rakamlar hiç de iç açıcı değil.

Çok açık:

Türkiye böyle giderse, silkinip kendine gelmezse bilgisayar çağını da ıskalar.

* * *

Cumhurbaşkanı Demirel hafta içinde İnternet Haftası'yla ilgili konuşmasında İnternet Devrimi açısından bulunduğumuz geri noktaya dikkat çekerken bazı somut öneriler de yaptı:

"* Bilgisayar satışlarından alınan Katma Değer Vergisi sıfırlanması dahil gerekli teşvik tedbirleri uygulanarak bilgisayar kullanımı yaygınlaştırılmalı...

* Mevcut İnternet altyapısı son teknolojik gelişmelere uygun olarak yenilenmeli...

* Dünya İnternet otoyoluna fiziki çıkış imkanlarını genişletecek ve hızlandıracak altyapı yatırımları bir an önce tamamlanmalı...

* İnternet kullanım ücretleri asgari tutulmalı..."

* * *

Demirel'in dediği gibi Türkiye'nin iletişim teknolojisi konusuna çok ciddi biçimde ve bir an önce eğilmesi gerekiyor. Çünkü dünyada artık para para para tek başına geçerli slogan olmaktan çıkmış durumda...

Yeni slogana gelince:

Teknoloji teknoloji teknoloji!

Matbaanın icadı nasıl tarihi alt üst etmişse... Endüstri devrimi nasıl tarihin akışını değiştirmişse... Adına ister Teknoloji, ister Dijital, ister İnternet deyin bugün yaşamaya başladığımız Devrim de yeryüzünü allak bullak etmeye aday...

Matbaanın icadını, Endüstri Devrimi'ni ıskalamıştık. Hiç olmazsa İnternet Devrimi'ni kaçırmayalım!

Çağını ıskalayıp taşralı bir ülke olmak, Türkiye'nin kaderi değildir, olamaz da...


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr