PERŞEMBE 16 NİSAN 1998
WASHİNGTON-İSTANBUL
Clinton yönetimi giderek artan şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ağırlık vermeye hazırlanıyor.
Bu, Washington'un en iyi ve açıkça bilinen sırlarından biri... O kadar ki, kısa bir süre önce, Dışişleri yetkililerinin Pentagon temsilcisi tarafından "Ne zaman başınız sıkışsa hemen bize koşuyorsunuz. Biraz da kendi işinizi kendiniz yapsanız ne iyi olur" diye eleştirildiğine tanıklık eden bir sivil örgüt direktörü, askerler arası bu özel ilişkiyi bana şöyle değerlendirdi:
"Türk ve Amerikan askeri birbirini tanır. Bir bölümü okuldan, bir bölümü Washington veya Ankara'daki görev sırasındaki tanışıklıktan kaynaklanır. Yani, Washington'da Deniz Baykal tanınmaz, ancak Çevik Bir tanınır. Asıl önemli yanı, Washington Türk Genelkurmayı'nın verdiği söze daha çok güvenir. Zira Türk Genelkurmayı da boş yere söz vermez. Yapabileceği kadar için konuşur ve yapar."
Türk siyasi kadrolarının hem içerde, hem de dışarda kaybetmelerinin başlıca nedeni de bu değil mi?
İlkesizlik-ciddiyetsizlik-bilgisizlik.
Türkiye'nin önemli bir bölümü nasıl siyasi kadroları eleştiriyor ve TSK'yı daha güvenilir bir kurum olarak görüyorsa, Washington'da aynı yaklaşım içinde...
Washington'da konuştuğum askeri kaynaklara Pentagon ile TSK arasındaki ilişki mekanizmasını da sordum. Bizde bazı çevrelerdeki genel kanı, TSK'nın yetkili subayı Amerikalı muhatabını arar veya buluşur ve "biz şöyle bir şey yapacağız, ne dersiniz?" diye sorduğu şeklindedir.
Oysa bu, çok yanlış bir izlenim...
Asker izin almıyor. Karşı tarafın nabzını yokluyor veya gelen sinyalleri değerlendiriyor.
Uzun yıllar TSK ile temasları sürdüren ve bir süre önce emekli olan Amerikalı bir general dostum, mekanizmayı şöyle anlattı:
Eğer TSK bizden birşey istiyorsa, Pentagon hemen Dışişleri, Beyaz Saray, Milli Güvenlik Konseyi ve Kongre ile temasa geçer.. Onları ikna etmeye çalışır. Durumu da sık sık TSK'ya bildirir, TSK'da aynı şeyi yapar, bazan başarılı oluruz, bazan başarısız. Ancak, birbirimi hiçbir zaman kandırmayız".
Amerikalılar, Türk Askeri'ni "dünyaya daha açık. Gerçekleri, siyasi kadrolardan daha iyi ve çabuk gören, kendileri gibi düşünebilen insanlar" olarak niteliyorlar.
Bana bu tanımı sadece ABD'li askerler yapmadı. Yönetimde söz sahibi olan kişiler, hatta bazı sivil örgüt temsilcileri de aynen tekrarladılar.
Clinton yönetiminin neden siyasi kadrolara değil de TSK'ya daha fazla güvendiğini anlatırken, özellikle Tansu Çiller'in Washington'da o muazzam heyecanla karşılandığı ziyaretlerde verdiği ve hiçbir şekilde yerine getirmediği sözler hatırlatılıyor.
Ardından, Mesut Yılmaz'ın son gezisinde İran üzerinden boru hattına imza atmayacağını söyledikten birkaç hafta sonra anlaşmayı imzalaması gösteriliyor.
Askerden askere ilişkilerle çözümlenen sorunlar listesindeki en tarihi örnekler olarak, 12 Eylül sonrasında Yunanista'nın NATO askeri kanadına dönüşü, Çevik Kuvvet, Türk-İsrail anlaşması sayılıyor.
Askerden askere çözüm arandığı sırada Ecevit'in araya girip "mahvettiği" söylenen konu da İncirlik.
Washington'da şu sıralarda en çok tekrarlanan ve konuşulan konu bu... Pentagon'un 2 numaralı ismi General Ralston Ankara'ya yollanıp, İncirlik konusunda nabız yoklanırken ve Washington somut bir istekte bulunmamasına rağmen, Ecevit'in konuyu kamuoyuna nakletmesi ve sık sık tekrarlaması, Clinton yönetimini ayaklara fırlatmış.
Ecevit'in Saddam'ı anlayışla karşılayan yaklaşımı da buna eklenince, şu sıralarda Türkiye, Irak konusunda "müterreddit müttefik" listesinde gösteriliyor.
Washington'un Ecevit'e eski soğuk bakışı değişmemiş.
Eski yara izleri hâlâ sürüyor.
Şindi bana, "bu Amerikalılar da alem. Çiller'den nefret ediyorlar. Ecevit'i zaten silmişler. Yılmaz da hayal kırıklığı yaratmış. Peki geriye kim kalıyor" diye sorabilirsiniz.
Ben de sordum.
Washington'un elit çevrelerinde ve politika oluşturan kuruluşlarında hep aynı yanıtla karşılaştım. "Artık kendinize, bugünün koşullarına uyabilen, güçlü, sorumlu ve ciddi bir lider bulun ve demokrasinizi rayına oturtun. Yoksa 3'üncü dünya ülkelerinin modeli üstünüze kalacak. Askeri denetim ağırlıklı bir demokrasi.."
Yarın devam edeceğiz...