kapat

PERŞEMBE 16 NİSAN 1998

Necati Doğru (e-posta:ndogru@sabah.com.tr )

Kıbrıs kumarhanelerinde zil

Kelimelerin taşıdığı anlamlar kırıcı olabiliyor. Ben de üzülüyorum. Fakat suçlu ben değilim. Kalemimdir. Ben yazmıyorum, kalemim yazıyor! Kalemime söz geçiremiyorum! Vurucu, acıtıcı, kırıcı kelimeleri o seçiyor. Ayrıca kaleme niçin kızalım? Kalem gördüğünü, yapılan hışırlıkları, adaletsizlikleri ve rezillikleri sergilemeye çalışıyor.

Kalem bu...

Belki de sonuç almak istiyor...

Bu yüzden keskinleşiyor...

Kıbrıslı kibar, beyefendi, seçkin dikkat sahibi okurlarım, bana fakslar çekerek, telefonlar ederek, elektronik posta ile ulaşarak; "Eleştir, fakat öldürme. "Kıbrıslılar miskindir, tembeldir, üleşimcidir" diye yazıyorsun, Türkiye parayı veriyor, onlar da oturup miskin miskin Ankara'dan pompalanan paraları yiyor diye tesbit düşüyorsun. Bütün bir topluma hakaret oluyor" diyorlar.

Oysa dikkat çekmek istiyorum.

"Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanvekili Kamer Genç'in kumar oynamanın kanunlarla serbest olduğu Kıbrıs'a gidip poker oynaması, onun kendi kişisel seçimi ve hakkı olmakla birlikte Kıbrıslılar'ı da ilgilendiren bir yanı yoktur" diyebilir misiniz?

***

Derseniz diliniz tutulur...

Çünkü bu büyük skandaldır...

Anavatan Türkiye'nin Meclisi ülkedeki 70 kumarhaneyi ocakları söndürüyor, insanları ahlaksızlaştırıyor diye kapatıyor. Bu meclisin başkanvekili Yavruvatan'a kumar oynamaya gidiyor.

Bu ne korkunç çelişkidir...

Belki de ben...

Kıbrıslılar'ın gerçek dostuyum...

Bu çelişkiye dikkat çekiyorum...

Ve ey Kıbrıslılar, "Niçin Türkiye'de kapatılan kumarhanelerin Kıbrıs'a gelip yerleşmesine izin veriyorsunuz? Kumar oynatarak hangi ülke kalkınmış? Bu sizin adanızın adını lekelemekten başka ne işe yarar?" diye soruyorum.

Kıbrıs Türk Kesimi'nin adı...

Niçin kumarhaneciye çıksın?

Kıbrıs Türk Kesimi...

Niçin üniversite bölgesi olmasın?

Bu yolda umutlanabileceğimiz adımlar da atıldı. Aldığım bilgilere göre, 2'si Lefkoşe'de, 2'si Girne'de, 1'i Magosa'da ve 1'i de Güzelyurt'ta olmak üzere şu anda Kıbrıs'ta 6 üniversite bulunuyor. Özellikle Ortadoğu ülkelerinden, Türk köklü cumhuriyetlerden ve Türkiye'den öğrenciler gelip, bu paralı üniversitelerde okuyorlar.

Adaya bir gelir sağlıyorlar...

Öğrenci başına yılda 10-12 bin dolar bir haracama oluyor ve sadece Türkiye'den giden 7 bin öğrenci bulunuyor. Türkiye'den giden öğrencilerin çoğunluğu okumuş, kültürlü, iyi gelirli ailelerin çocukları.

Ne güzel, ne iyi...

Kıbrıs eğitim merkezi oluyor...

Buna sevinmeliyiz...

Ve destek vermeliyiz...

***

Ancak bize ulaşan yeni bilgiye göre, Kıbrıs'ta çalışmasına izin verilen 19 kumarhaneden çoğu üniversite öğrencilerini kumarhanelere çekmek için özel özendirmeler yapıyorlar. Yemeğin ve içkinin bedava olduğu davetler veriyorlar. Gençlerin beğendiği, sevdiği şarkıcılarla kumarhanede eğlence programları organize ediyorlar ve sonra da, "buyurun gençler, biraz da şansınızı deneyin" tuzakları kuruyorlar. Kızlı-erkekli kumara alıştırıyorlar. Kumarhanelere tıpkı okuldaki gibi derslerin bittiğini haber veren ziller koymuşlar. Polis kumarhaneye baskın yaptığı zaman gençler yakalanmasın diye bu zilleri çalıyorlar ve üniversiteli arka kapıdan çıkıp, gidiyor. Gelen polis de içeride üniversiteli bulamıyor.

Bunlar genç insanlar...

Başlarında kavak yelleri...

Anne-babadan ayrılar...

Kızlı-erkekli kumara alıştırılıyorlar. Yarın, öbür gün buradan aile dramları, gençlik zaiyatları, esrara-eroine alışmalar, üniversiteli intaharları olabilir. Dünyada Kıbrıs Türk Kesimi'nin adı; üniversite adası yerine gençleri kumara alıştırma ahlaksızlığını üretme merkezi diye çıkabilir.

Kim sorumlu olur?

Kumarhanelere izin veren...

Rauf Denktaş sorumlu olur...

Oraya kumar oynamaya giden..

Kamer Genç sorumlu olur...

Kıbrıs'ta bu olumsuzluğa göz yuman ve Ankara'yı, Türk halkını ve Kıbrıs halkını uyarmayan Türkiye Büyükelçiliği sorumlu olur. Kıbrıs'ı ayakları üzerinde duracak ve üretim ekonomisine geçirecek programlarla desteklemeyip, sadece yılda 250 milyon dolar para yardımına alıştıran Ankara'daki yöneticiler sorumlu olur.

Ve de buna izin veren...

Kıbrıslılar sorumlu olur...

22 yıl geçti...

Fakat Kıbrıs Türk Kesimi, afyona alıştırılmış gibi sürekli "Ankara'ya bağımlı" tutuluyor ve bu bağımlığa ses çıkartmayanlar da Kıbrıs'ın değişmez yöneticileri oluyorlar.

Ve Anavatan...

Kumarhaneleri kapatıyor...

Fakat Yavruvatan...

Kumarhaneleri açıyor...

Bu ne pis ikiyüzlülüktür?


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr