PERŞEMBE 16 NİSAN 1998
Turgut Özal öleli beş yıl oluyor. 17 Nisan 1993 sabahı, döndüğü uzun orta Asya gezisinden sonra Çankaya Köşkü'nde sabah sporunu yaparken birden fenalaşmış ve hastanaye bile yetiştirilemeden hayata veda etmişti.
Aradan geçen beş yılda Özal'ın yapmak istedikleri, başardıkları başaramadıkları daha iyi anlaşıldı. Pekçok davranışı ve uygulaması eleştirildi, ama onu en çok eleştirenler bile bugün daha farklı düşünüyor.
Bugün sizlere, Özal'ın son günleriyle ilgili, birinci ağızdan dinlediğim çok ilginç bir anıyı nakletmek istiyorum. Özal'ın, Çankaya Köşkü'nde daha fazla oturmak istemediği, yeniden siyasete dönmeyi düşündüğü bilinen bir gerçek. Ancak bu konudaki bazı detaylar bilinmiyordu. Ben de yeni öğrendim ve size aktarmak istiyorum.
Özal'ın bu konudaki görüşünü bana aktaran kişi Fevzi Kahraman. Kahraman şu anda İhlas Haber Ajansı'nın Genel Müdürü. Ancak bundan önceki dönemde siyasi kişiliği vardı. Kahraman 1983-87 arasında ANAP İzmir İl Yönetim Kurulu üyesi. 87-90 arasında İzmir Merkez İlçe Başkanı. 90'da İzmir İl Başkanı olan Fevzi Kahraman 1991 erken seçimlerinde partisinden aday oldu. Ancak sıralamanın ön seçimle değil Genel Merkez tarafından yapılmasını protesto eden Kahraman, ikinci sırada olmasına rağmen adaylıktan çekildi. Böylelikle herhalde seçilme garantisi olmasına rağmen adaylığı bırakan ilk siyasetçi oldu.
Kahraman şu anda siyasetçi kimliği olmadığını belirterek "Turgut Özal ANAP'ın durumunu beğenmediği için yeni bir parti kurmaya karar vermişti. Bunun altyapısını hazırlamaya çalışıyordu. Bana da İzmir ve Ege bölgesini örgütleme görevi vermişti" dedi.
Kahraman, Özal'ın ilk dört yılının çok başarılı olduğunu söyleyerek "Ancak ikinci 4 yılda Özal politikacı oldu, klasikleşti. Cumhurbaşkanlığına gelince doğru ve yanlışlarının analizini yaptı, daha sağlıklı politikalar üretmeye başladı yeniden" diyerek söze başladı.
Özal'dan sonra ANAP'ın ANAP olmaktan çıktığını öne süren Kahraman ardından şunları anlattı:
"Balkan gezisine çıkmıştık. O sırada Turgut Bey'in yeniden siyasete döneceği sözleri dolanıyordu ortalıkta. O gezide bunun doğru olup olmadığını sordum. Bana 'Evet ineceğim' dedi. Bu önemli bir başlangıçtı. Çünkü yeni parti kurmaya hazırlanan kişi bir Cumhurbaşkanıydı. Ege bölgesini örgütleme işini benim yapmamı istedi. Bu nedenle sadece bu bölümü biliyorum, başkalarına ne görev vermişti bilemem."
Kahraman daha sonra Ege bölgesinde örgüt çalışmalarına başladığını ve bunda da hayli mesafe aldığını anlattıktan sonra şunları söyledi:
"Derken Özal uzun orta Asya gezisine çıktı. Bana da devamlı nasıl gittiğini soruyor. Ben de sürekli olarak geziye katılan gazeteci, işadamı, bürokrat ve siyasetçilerle durumu konuşuyorum. Bana söylenen şu: 'Bu partiyi kurmayın. Yakında Özal'ı Yılmaz'la barıştıracağız, birleşme sağlanacak'
Hiç unutmuyorum, 15 Nisan Perşembe saat 14.45'ti. Artık Ankara'ya dönüyorduk. Turgut Bey'in yanına gittim. Semra Hanım bana yerini verdi. İkimiz başbaşa kaldık. Turgut Bey'e "Efendim, kiminle konuşsam, partiyi kurmamamız gerektiğini söylüyor. Siz ne zaman kurmayı düşünüyorsunuz?' dedim. Ardından da ekledim 'Gerçekten birleşme düşünüyor musunuz?'
Özal bana baktı ve asla unutamayacağım şu sözleri söyledi."
Fevzi Kahraman bu noktada bana "Bu olayın tek tanığı benim. Bunu anlatırken hiçbir şekilde siyasi kimliğimi ortaya koymuyorum, aradan çok zaman geçti, bu nedenle yazarken lütfen bunu gözönünde tut" uyarısını yaptı.
Devam edelim. Özal aynen şunu söylemiş:
"Ben hayatımda üç hata yaptım. Birincisi yasakların kalkması için referanduma gitmemem gerekiyordu. Bu konuyu Meclis'te çözmeliydim. Semra'nın (Özal) İl Başkanlığı konusunda çok ileri gittim. İl başkanlığı konusu hatadır. Üçüncüsü, ben insanları tanıdığımı zannederdim. Bu arkadaşı (Mesut Yılmaz) tanıyamadım. Bizimle yedi yıl birlikte çalıştı. Biz memleket meselesi düşünürken o gıllıgışlılık düşünüyormuş. Onun için kim kiminle birleşecekse birleşsin. Kim kimin yanına gidecekse gitsin. Bir an önce partiyi kurun, ben ineceğim, beş yıl daha hizmet etmek istiyorum, programını da hazırladım."
Fevzi Kahraman gerisini şöyle anlattı: "Bu sözler üzerine 'Peki efendim anladım" dedim. Uçak o sırada yere konmak üzereydi. Hepimiz evimize gittik. Sonra üç gün sonra acı haber geldi.
Kahraman bu konuşmayı zamanında Korkut Özal'a anlattığını söyledi.
Garo Mafyan Türkiye'nin yetiştirdiği nadir sanatçılardan biri. Türkiye'yi pekçok kez yurtdışında da temsil etti. Garo mafyan son iki gündür hayli öfkeli, adeta deliye dönmüş durumda. Çünkü Fransız Konsolosluğu inanılmaz bir zorluk çıkarmış. Olay şu: Garo Mafyan'ın Fransa'da amcası ölmüş. Bunun üzerine cenazeye gitmek istemiş. Vize için başvuru yapılmış. Ancak Bayram ve Paskalya nedeniyle konsolosluk kapalıymış. Bunun üzerine cenaze ertelenmiş. Konsolosluk açılınca, "Vize için bize ölüm kağıdını getirsin" demişler. Olacak iş değil. Araya girenler olmuş, "Bu kişi Türkiye'nin önde gelen sanatçılarından" denmiş. konsolosluk yumuşamış "O zaman kendisi gelsin bir görelim" cevabını göndermişler. Bu Fransa konsolosluğu bunu zaman zaman yapıyor. Niçin yapıyor orası meçhul. Garo Mafyan "Buraya gelenler galiba Le Pen artıkları, Türkiye'yi sömürge gibi görüyorlar" diyor. Türk dostu olduğunu söyleyen Fransa Büyükelçisi'ne duyurulur.