PERŞEMBE 16 NİSAN 1998

CEMAL DOĞAN
Ankara- Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) gizli telefon numaralarını açıkladığı gerekçesiyle hakkında 15 yıla kadar ağır hapis istemiyle dava açılan Emniyet İstihbarat eski Dairesi Başkanvekili Hanefi Avcı'nın yargılanmasına başlandı. Ankara 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'ndeki (DGM) duruşmaya tutuksuz yargılanan Hanefi Avcı ile avukatları Suat Çelebi ve Azamet Erdem katıldı. Duruşmayı çok sayıda basın mensubu, vatandaşlar ve CHP İzmir Milletvekili Sabri Ergül izledi.
Mahkemede ilk olarak Avcı'nın kimlik bildirimi alındı. Ardından da Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyar, Avcı'ya, "Hakkında devlet sırlarını ifşa etmek suçlaması var ne diyorsun?" sorusunu sordu. Son derece rahat görünen Avcı, daha önce Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu'na ifade vermek için çağrıldığını belirterek, "Elde ettiğim bilgileri aktardım. Ardından MİT Kontrterör Daire eski Başkanı Mehmet Eymür, hakaret ettiğim gerekçesiyle hakkımda tazminat davası açtı" dedi. Avcı, Meclis'teki ifadesinde yasadışı işlere karışanların devlet üst düzeyinde görevli bazı kişilerle bağlantılı olduğuna ve bu kişilerle sık sık görüştüklerine dair telefon kayıtlarının bulunduğunu söylediğine dikkat çekti. Avcı, "İşte Eymür'ün benim hakkımda açtığı tazminat davasının görüldüğü mahkemeye bununla ilgili kayıtları verdim. Bu telefon numaralarını İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığım sırada öldürme ve haraç işlerine karışan itirafçı Alaaddin Kanat ile arkadaşlarının yakalanmaları sonrasındaki ifadelerinden yola çıkarak belirttim" dedi.
Herhangi bir devlet sırrını ifşa etmediğini kaydeden Avcı, sözlerine şöyle devam etti:
"İstanbul'da görev yaptığım sırada bazı kişilerin kendilerine polis süsü vererek kaçırma, fidye ve tecavüz suçlarına karıştıklarına ilişkin duyumlar geliyordu. Araştırmalar neticesinde, gerçekten de İran asıllı 2 kişinin polis süslü kişilerce kaçırıldığını, daha sonra cesetlerinin bulunduğunu öğrendik. İranlılar'ın akrabalarından elde edilen bilgilerde bu işi 'Yeşil' olarak bilinen Ahmet Demir'in organize ettiğini, bu şahıs adına Ziraat Bankası Ankara Ulus Heykel Şubesi'ne önce 300 bin mark, daha sonra da 50 bin dolar yatırıldığını öğrendik. Paraların aynı kişi olmasına rağmen Mahmut Yıldırım adıyla 'Yeşil' tarafından çekildiğini tespit ettik."
Avcı, Kocaeli çetesi lideri Hadi Özcan ile Yeşil arasında doğrudan bağ olduğunu belirterek, bu kişilerin birçok faili meçhul cinayet ve kaçırma işi yaptığını telefon görüşmeleriyle tespit ettiklerini söyledi.
Avcı, Van-TUR'un sahibi Saner Er'in babasının kaçırılması ve 1 milyon dolar fidye istenmesi olayını da bu kişilerin yaptığını belirtti. Avcı şöyle dedi:
"Kaçırılan kişinin oğlu Saner Er, aynı zamanda uyuşturucu işi ile uğraşıyor ve Aladdin Kanat'ı yakalatan kişidir. Saner'in babasını kaçıran kişiler, serbest bırakılması için 1 milyon dolar istemiş, aksi takdirde öldürüleceğini söylemişler. Bu bir milletvekilinin yardımıyla polise bildiriliyor. Kaçıran kişilerle, oğlu, Ankara Atakule civarında bir evde buluştular. Fakat bu kişiler, Saner Er'e polisin durumdan haberdar olduğunu belirterek, evden çıkıp gidiyorlar. Polisin izlediği 2 kişi, şimdi hatırlayamayacağım, askeri lojmanlara giriyorlar."
Avcı, kaçırılan kişinin hâlâ bulunamadığını söyledi.
Kocaeli Belediye Başkanı Sefa Sirmen'in yeğeninin kaçırılması olayına da değinen Avcı, kaçırmayı bölgede mafya örgütlenmesinin lideri olarak bilinen Hadi Özcan tarafından gerçekleştirildiğini belirterek, şunları söyledi:
"İzmit Emniyet Müdürü Affan Keçeci, yardım istedi ve Hadi Özcan'ın yapılan bir-iki operasyonda nasıl haber aldıysa, kurtulduğunu söyledi. Özcan'ın Rize'de yakalanmadan önce Antalya'da Yeşil ile defalarca telefon görüşmesi yaptığını tespit ettim. Bunu İzmit Emniyet Müdürü'ne belirterek, kendilerine bu konuda en iyi MİT'in yardımcı olacağını, Yeşil'in cep telefonlarından ortaya çıkardığımız belirtilerden Mehmet Eymür ile irtibatlı olduğunu bildirdim. Nitekim, birgün Emniyet Müdürü'nün makamında otururken, telefon geldi. Arayanın Ahmet Demir olduğunua tanık oldum. Keçeçi telefonla görüşürken bir kağıda 'Bu Yeşil' diye yazarak kendisine verdim. Emniyet Müdürü de görüşmeyi kaydetti. Görüşme bittikten sonra kayıttaki konuşmayı dinlediğik. Yeşil, Hadi Özcan'ı tanıdığını ancak kendisine bağlı olmadığını söylüyor. Hadi Özcan'ın Belediye Başkanı'nı öldürmeye niyetli olduğunu, istediği takdirde kendisinin Özcan'ın kafasını kesip valiz ile Emniyet'e gönderebileceğini söylüyordu. Bu konuşma da gösteriyordu ki, Yeşil ile Emniyet arasında sıkı ilişki var."
Avcı, bütün bu olayların Yeşil'in MİT telefonlarını kullandığını gösterdiğini belirterek, "Yeşil'in bir cep telefonu, bir araç telefonu ile Antalya ve Ankara'da sabit telefonlarının bulunduğunu ve iş yaptığı kişilerle bu telefonlarla görüştüğünü tespit ettim. MİT'in ayrıca, Yeşil için Metin Atmaca adına sahte pasaport sağladığını, 3 MİT görevlisi ile Macaristan'a gittiğini biliyorum" dedi.
Avcı, Aladdin Çakıcı'nın adamları tarafından öldürülen Tevfik Ağansoy'un Almanya'da arandığı sırada yakalandığını belirterek, "Ağansoy, sorgusunda yurtdışına çıkmasında MİT'çi Yavuz Ataç'ın kendisine yardımcı olduğunu belirttti. Ataç'ın üzerinde de Mehmet Eymür'ün telefonları çıkmıştı" dedi.
Avcı, gizli telefonları yasadışı yollardan elde etmesine ilişkin suçlamaları kabul etmedi. Avcı, "Beni susturmak için bu davayı açtılar. MİT'in cep telefonlarını dinlemem, fiziki olarak mümkün değil. Operasyonel telefonların gizli olduğunu ve bunların kullanılması sırasında kamufle edileceği bu konudaki uzman kişiler bilir. MİT'in, elde ettiğim telefonlarının gizli operasyonel telefonlar olması doğru değil. Telefonlara aranan kişilerin takibinde ulaştık" dedi.
Avcı, açığa alınması ve tutuklanmasının hukuka uygun olmadığını, hukukun sadece mahkemelerde değil, kamu dairelerinde de işlemesi gerektiğini belirterek, "Haklarında birçok yasadışı iddialar bulunan adam öldürme, adam kaçırma ve hatta tecavüze varan suçlar işleyen bu kişilerle devletin bazı birimlerinde görev alan yöneticilerinin irtibatlarını ortaya çıkarmak yerine bunları araştırıp bulan kişileri cezalandırmak ve susturmak istiyorlar. Kanunsuz iş yapanlar hakkında işlem yapılmazken, bazı kişilerin vatan, millet ve kahramanlık söylemleriyle ve dokunulmazlık zırhına bürünmeleri yanlıştır." dedi.
Avcı'nın avukatları da bu aşamada ekleyecekleri birşey olmadığını belirterek, "Biz savunma yapmaya hazırız. Ancak müvekkilimiz, fevkalade detaylı bilgi verdi. İddia makamının mütalaasını bekliyoruz. Bilirkişi raporunu kabul etmiyoruz" dediler.
Mahkemede Yeşil'in 300 bin mark ve 50 bin dolar çektiği iddia edilen Ziraat Bankası Ulus Heykel Şubesi'ne yazı yazılarak Ahmet Demir adına çekilen para makbuzunun istenmesine, yine Yeşil'in Mehmet Eymür ile konuştuğu ileri sürülen 0 532 296 98 97, 0 542 233 67 12, 0 532 271 09 60 numaralı telefonlarla, bu telefonlarla konuşulmuşsa, ilgili dokümanların Emniyet Genel Müdürlüğü başta olmak üzere, Türkcell ve Telsim'den istenmesine yine Yeşil'in cep, araç ve Antalya ile Ankara'daki telefon numaralarının varsa Emniyet Genel Müdürlüğü'nden dökümünün istenmesine ve bu belgelerin yanısıra İddianame Savcısı'nın esas hakkındaki görüşlerini bildirmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Tutuklanmasının ardından, Beypazarı Cezaevi'nde 10 gün kalan Avcı hakkında Hakim Albay Nuh Çetinkaya tarafından hazırlanan iddianamede, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkan Vekili Hanefi Avcı'nın Ankara 5'nci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen Mehmet Eymür ile ilgili davasında mahkemeye sunduğu delillerde devletin gizli kalması gereken belgelerini ifşa ettiği gerekçesiyle bu suçu işlediği belirtiliyor.
İddianamede, Avcı'nın bu tavrı ile devletin emniyeti için büyük tehlike arz edecek bu suçtan cezalandırılması istenerek, TCK'nın 136/1 maddesinde yeralan "Devlet sırlarını ifşa" suçunu işlediği gerekçesiyle, 15 yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor.