kapat

SALI 07 NİSAN 1998

Gerçekten rezalet oldu

KENAN ERÇETİNGÖZ

Olayları sadece izledim... Son olayları... Bülent Ersoy'un evliliğinin ardından yaşanan gerçek rezaleti izledim.

Rezalet diyorum, çünkü olay tam bir rezalete dönüştü. Magazin dünyasının ne kadar karmaşık, kimin eli kimin cebinde belli olmadığı tüm açıklığıyla ortaya çıktı. "Saygıdeğer efendim" diye başlayan konuşmalar daha sonra tam bir mahalle kadını edasında devam etti ve tüm kirli çamaşırlar ortaya döküldü.

Aslında Bülent Ersoy'un evliliğine ben rezalet olarak bakmıyorum. Ben, ardından yaşanan olaylara rezalet olarak bakıyorum.

Efendim isterseniz tüm olayları, perde arkasını, evlilik öncesi Bülent Hanım'la görüşmelerimi her şeyi anlatayım...

Bülent Ersoy ile Cem Adler'in aşkını, yaşanan ayrılığı, Bülent Ersoy'un beni arayarak "Evleneyim mi, evlenmeyiyim mi?" diye görüş almasını ve sinirlenmesini yazmak istiyorum...

"Toplum bunu kaldırmaz"

Bundan 10 gün önce Bülent Ersoy'la Rumeli Hisarı'ndaki İskele Restoran'da yemek yedik. Aslında o kadar çok konuştuk ki, hiçbir şey yiyemedik. O ana kadar ben olaya, yani Bülent Ersoy gibi sevdiğimiz, saygı duyduğumuz bir sanatçının, 46 yaşında erkeklikten kadınlığa geçen bir insanın kendinden 20 yaş küçük bir gençle birlikte olmasına ters bakıyor, "Toplum bunu kaldırmaz. Bülent Ersoy'a yakışmaz" diyordum... Tüm bu düşüncelerimi de masada kendisine aktardım.

O da inanın gözleri yaş dolarak anlattı bütün hikayesini...

"Kenan Beyciğim ben 8 sene yasaklı yaşadım. Neler çektiğimi bir Allah bilir, bir de ben... Artık ben de hayatımı yaşamak istiyorum. Gerçekten bu çocuğu seviyorum. Görüyorsunuz o da bir an olsun beni yalnız bırakmıyor. Burada bir zorlama yok. Bugüne kadar hep seyircime, halkıma saygılı davranmaya çalıştım. Hürmette asla kusur etmedim. Şimdi düşünüyorum hayat benim hayatım. Acıları ben çekiyorum. Doğuştan hormonlarım böyle gelişmiş, kadın olmak için ne acılar çektim. Kadın oldum hâlâ acı çekiyorum. Benim mutlu olmaya, içimden geldiği gibi davranmaya, aşk yaşamaya hakkım yok mu? Etrafa bakınız, siz bu camianın çok içindesiniz, lütfen söyleyiniz hangi sanatçı arkadaşım doğru dürüst yaşıyor, hangi sanatçı arkadaşımın evliliği göründüğü gibi... Lütfen söyleyiniz. Bilmem kimin kocası karısını Londra'da aldattı ama çok mutlular. Hanımefendi 6 kez boşandı ama kimse bir şey demedi. Diğeri kocasını aldatıyor ama mutlu bir aile tablosu çiziyor. Bunları görüyoruz. Hepsinin doğurganlık özelliği var ama gerçek annelik yapabiliyorlar mı? Asla yapmıyorlar. Lütfen bunları da görünüz. Benim bu mutluluğumu çok görmeyiniz efendim."

"Cem süper küçük ama..."

Bülent Ersoy'un anlattıkları karşısında bir şey demek yanlış olurdu. Sadece aklıma takılan soru, Cem Adler'in yaşının küçük olması. Yani şöyle bir yaklaşım yaptım. Çocuk genç, aslan gibi yakışıklı... Neden Bülent Ersoy? Tüm bunlar maceracı, şov seven, olmazsa ayrılırız diyen, arayış içinde olan bir gencin davranışları olabilir mi?

Bülent Ersoy hemen söze atıldı...

"Cem benim için süper küçük. Ama ne yapabilirim. Çocuk da istiyor. Bana 'uyuşturucu gibisin, senden ayrılamıyorum' dedi. Biz birbirimizi seviyoruz Kenan Beyciğim."

Bu görüşmenin ardından Bülent Ersoy, İzmir'e gitti. İki gün sonra ise ayrıldıklarını telefonla bana bildirdi. Benim kendisine söylediğim, toplum baskısı yüzünden işin yürümeyeceğini anlattı. Ben kendisine üzülmemesi gerektiğini, her işte bir hayır olduğunu söyledim. Telefonda tekrar ağlamaya başladı ve "Ben hayatım boyunca mutlu olamayacak mıyım?" dedi.

Akşama doğru tekrar aradı ve beni şaşırtan konuşmasını yaptı:

"Kenan Bey, Cem benimle evlenmek istiyor. Ne yapmam gerektiğine karar veremedim. Annesi arıyor, Cem arıyor, Belediye Başkanı Sarışın Bey arıyor. 'Nikahı ben kıyacağım. Hadi' diyor. Ne yapayım, ne edeyim bir türlü işin içinden çıkamadım. Siz ne diyorsunuz?"

"Şov bölümü kötüydü"

Ben de kendisine bu hayatın kendi hayatı olduğunu, yemekte gördüğüm Bülent Ersoy'un Cem Adler'le çok mutlu olduğunu, sadece işi büyütmeden, fazla yayılmadan, dağılmadan, işin suyunu çıkarmadan, rezalet olmadan kararı kendisinin vermesi gerektiğini belirttim. Doğruları ve yanlışları tartması gerektiğini anlattım. O da bana, "Ne yapabilir? Beni sadece aldatabilir. Ben onu kaldırabilir miyim? O zaman bakarım. Ülkenin mahkemeleri var, olmazsa boşanırım" dedi. Diğer sanatçıları örnek verdi isimleriyle...

Sadece kendisinden evlenme kararını verirse, bu işi gürültüsüz yapmasını istedim. Belki yurtdışında olabilir dedim. O da bu fikrin çok uygun olacağını söyledi. Üstelik bayram tatili var. Sürpriz bir fotoğraf gönderip mutlu haberi herkese bildirirsiniz dedim.

Sanki bunu ben demedim, Bülent Hanım o gece apar topar evlendi ve evliliği, diskosu, şampanyaları bin kez ekranlarda yayınlandı. İşin suyu çıktı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin pembe nüfus kağıdı verdiği Bülent Ersoy'un evliliğine asla karşı değilim. Tabii ki hakkı. Bu toplumda yaşıyorsa, gerçekten de bazı kadınlardan daha da kadın gibi yaşıyorsa en büyük hakkı. Ama işin şov bölümü kötüydü. Gerçekten evliliğin arkası rezalet oldu. Televizyonlarda kayınvalide el öpüşmesi, tüm detaylar, konuşmalar, kahkahalar, hareketler Türkiye'de ilk defa olan böyle bir olayı kötü konuşmak için yeterliydi. Herkes görüntülerdeki nikahı konuştu.

"Çocuk hiç konuşmuyor, suratı asık, annesi zorla evlendirdi, Bülent baskı yaptı, bu ne rezillik, para yedirmiştir, çocuklarımıza kötü örnek olunuyor, olmaz böyle şey..." dendi...

"İşin rezilliği çıktı"

Sonrasını anlatmak bile istemiyorum... İşin tam rezilliği çıktı, Bülent Ersoy'un evliliği, kasetinin tanıtımı için A Takımı'nda olan Orhan Gencebay'ın başına patladı. Bülent Ersoy baştan çok güzel yaptığı konuşmanın ardından haklarını sonuna kadar kullanacağını anlatırken, birden döndü ve Orhan Gencebay'a saldırdı. İşte o anda insanlardaki Bülent Ersoy imajı değişti. Ve Bülent Ersoy'un evliliğine önce hak verenler, daha sonra bu farklı tepkisi ve söylenmemesi gereken sözler karşısında onu kınadılar ve olay gerçekten rezalet oldu... Magazin dünyasının ne kadar karmaşık olduğu, özel yaşam konularının ne kadar hassas olduğu, olayların boyutlarının nerelere kadar uzandığı bir kez daha ortaya çıktı.

Ben Bülent Ersoy'a mutluluklar diliyorum. Bugüne kadar bulamadığı mutluluğu ömür boyu yaşamasını diliyorum. Sadece ve sadece söylemek istediğim Bülent Ersoy gibi toplum önünde olan ve sevilen bir insanın bazı olayları çok daha dikkatli yaşaması gerektiğidir.

Bülent Ersoy, şu anda hiçbirimizin asla yapamayacağı bir yaşam biçimini tercih etmiş. Kadınlık duyguları olmasa zaten o yaşamı seçmezdi. Bunlar doğru... Ama Türkiye'de yaşayan bir sanatçı olarak seçtiği bu yaşam biçiminin zorluklarının faturasını kimseyle paylaşmasın... Kadın olmak onun tercihiydi ama artık örnek olmak onun tercih edeceği bir şey değil. O her zaman örnek olacak, örnek alınacak. Onun için ne yapacaksa, yaygara koparmadan yapması, konuşmalarında kadınlığı hiçbir zaman elden bırakmaması, sıkıştığı zaman başkalarına çamur atmaması gerekirdi.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr