kapat

CUMA 13 ŞUBAT 1998

Son gece manzaraları

NURİYE AKMAN

* Kumarhanelerin son gecesi, erken başladı. Kumarbazlar, daha gün batmadan, kapıların önünde yığıldılar. Kapılar açılır açılmaz içeriye sel gibi aktılar. Güvenlik görevlileri bile son gün heyacanının bu kadar büyük olacağını tahmin etmemişti. Eskiden zamanı unutmak için kendilerini casinolara atanlar, o gece zamana karşı oynamaya başladılar.

* Son gece şansı dilekleriyle kimi ruletin, pokerin, black jack'ın, kimi slot'ların (jetonlu makineler) başına geçti. Bazıları bir gece öncesinden belirli bir slota rezervasyon yaptırmıştı. Son iki aydır aynı makina oynuyorlardı. Artık makine olmaktan çıkmış, bir insan gibi olmuştu onlara. "Çok para kaptırdım ben buna. Son gün geri alacağım" diyorlardı. Ama işler o gün de iyi gitmedi. Makineye, "Ulan eşşekoğlu eşşek. Yine sen kazandın" diyenler oldu. Slot, yine müşteriyi değil, sahibini korudu.

"Kazandığın an bırakacaksın ki kaybetmeyesin" dedi biri. Öteki "Başladın mı durmayı bilmiyorsun ki" diye cevap verdi.

* Herkesin birbirini tanıdığı o mekanda bir yabancı olarak hemen fark edildim. Kendi elleriyle yakalayamadıkları şansın onlara bir yabancının elinden gelebileceğini düşünenler oldu. Ama makinelerine dokunan parmaklarım da onları güldürmedi. Üç 7'yi bir araya getiremedim.

* Kapanacağı üç aşağı beş yukarı anlaşıldığı andan itibaren kumarhanelere yeni müdavimlerin eklendiğini öğrendim. Daha önce kapıdan adımını atmayan bu insanlar, "nasıl bir yermiş burası" diyerek, oynamasalar bile, bedava ikramın getirdiği "hoşluğu" tatmak için gelmeye başlamışlar ve kısa sürede kumarın tadını almışlardı. Bu tattan vazgeçmeye pek niyetleri yoktu.

* Oynamayı değil, seyretmeyi tercih eden bir grup aralarında konuşuyorlardı.

Şimdi ne olacaktı? Nereye gideceklerdi? Tutkularını nasıl bastıracaklardı?

Birbirlerinden adres aldılar.

Sonra öğrendim ki kumarhaneler onlar için "hiçbir fedakarlıktan" kaçınmayacaktı. Kıbrıs'a, Romanya'ya, Macaristan'a, Rusya'ya "janked turlar" düzenlenecekti.

"Ama gidemeyenler de olacak oralara" dedi bir kadın bana, "Burası evimize çok yakındı. Kolayca gelebiliyorduk. Bu çözüm değil ki."

Çözüm dediği şey, kumar oynama isteğinin karşılanma biçimiydi. Eşinden ayrılmıştı. Yılın 365 gecesini, annesiyle birlikte orada geçiriyordu. Ona, sigaranın, ışıkların, makine seslerinin, içkiyle sallanan bedenlerin iyice ağırlaştırdığı bu kapalı mekanda onu neyin çektiğini sordum. Dedi ki,

"Ben bu ortamı çok seviyorum. Kumar size müthiş bir çevre getiriyor. Yöneticilerin bize davranışı çok dostça. Her sorunumuza yardımcı oluyorlar. Burada biz büyük bir aile gibiyiz. Doğrusu çok üzülüyorum. Bu boşluğu hiçbir şey dolduramaz."

* Kumarhanenin emekliler grubuna dikkatimi çekti bir müteahhit. "En çok emeklilerin kurtulduğuna seviniyorum" diyordu; "Emekli çekini kırdırıp geliyorlardı. Çoğu kadındır bunların. Evlerdeki konken partisi yerine 'slotta buluşalım' diye bir slogan bulmuşlardı. Her akşam 19'dan itibaren toplanırlar, hem oyun oynarlar, hem laflarlardı. 'Gün' ihtiyaçlarını böyle karşılıyorlardı. Evlerinde aynı ortamı yaratmaları tabii ki mümkün değil. Ama onlar bir yolunu bulur."

* Başkentin renkli simalarından bir hanım, sık sık gelmesine rağmen, "küçük paralarla" oynadığı için kendini "onlardan biri" olarak kabul etmediğini belirttikten sonra gözlemlerini bana şöyle aktardı:

"Mevkisi, statüsü, yaşı ve parası açısından çok gözlerde büyütülen en kral insanların bile burada nasıl cüceleştiklerini gördüm. Kaybettikleri zaman kumar masalarına tekme atanlar, görevlilere ağza alınmayacak küfürler edenler oldu. Dışarıda birçok insanın önünde düğme iliklediği bu insanlar ellerinde para kalmadığı zaman çevrelerine diller döküp nasıl borç paralar istediler görülmeliydi. Kumar herkesi laubalilikte eşit hale getiriyor. Özellikle üst düzey bürokratlarla müteahhit ve diğer iş adamlarının ilişkisi, ister istemez devlet ilişkilerine de yansıdı. Borç para alışverişi, iş takipçiliği sektörüne akıl almaz düzeysizlikler getirdi."

* Bana bunları anlatan hanımefendi, kumarhaneden ayrılırken gözyaşlarını tutamıyordu. Kapıdaki güvenlik görevlileriyle helalleşti. Şimdi gidip öteki kumarhanelerin son gecesini yaşayacaktı. Nitekim gittiğim öteki kumarhenelerde kendisiyle yeniden karşılaştık.

* Kumarhanelerin kapatılması konusunda ne düşündüğünü, o mekanların müdavimi ünlü bir eğitimci şöyle anlattı:

"Lanet gelsin. Bakın yine geldim. Kendi irademe sahip olamadım ama devlet bana sahip oldu. Yıllardır her seferinde bugün son diye geldim. Bu işi devlet bitirdi. Artık işime gücüme bakacağım. İş çıkışı eve hiç uğramadan buraya geliyordum. Sabaha kadar kaldığım için ertesi gün doğru dürüst işe de bakamıyordum. Bu işe en çok yengeniz sevinecek."

* Kumarın nasıl bir tutku olduğunu, 6 önce kumarı bıraktığını iddia eden ama son gece neden orada olduğunu açıklayamayan yine başkentin renkli simalarından birine sordum.

"Oyuncu olmaya karar verdikten sonra size o kadar güzel imkanlar sunuluyor ki, sadece kendinizi değil, eşinizi dostunuzu bile ihya ediyorsunuz. Kapıdan limuzinlerle alınıyor, yurtiçi ve dışında bedava lüks tatiller yapıyorsunuz. Doğum günlerinizde pahalı hediyeler alıyorsunuz. Yeter ki oraya gelin ve varlığınızla kumarhaneyi şereflendirin. Dünyanın her yerinde kazanan kumarbaz değil, kumarhanedir. Ama bu öyle bir tutku ki, matematik kafası olanlar bile binde bir kazandıkları zaman daha fazlasını kazanma hayalinden kendilerini kurtaramıyorlar. Eroinden daha güçlü bir alışkanlık bu. Son zamanlarda kumarhaneye gitmesem de çevresinde dolanıyordum. Kapısından geçerken girmeyeyim diye kendime karşı direniyordum ama bir dürtü beni içeri sokuyordu. Bazen eve gidip yatıyordum ama gece yarısı telefonla yine beni çağırıyorlardı. Gel sensiz buranın tadı yok diye. Mecburen gidiyordum. Bence iyi oldu kapanması. Ama bu kumarın bittiği anlamına gelmiyor."

* O gece personel, son kez öpücük sesiyle çağırdı birbirini. Müşterileri rahatsız etmemek için seçilen bu yöntemi iki yıl önce bir Kalabalıklar yazısı için dolaştığımda öğrenmiştim. Bu "mucuk" sesi bana kumarhanede değil, bir at çiftliğinde miyim diye sordurmuştu. Çıkardıkları ses öpücük de olsa, son gece gerginliği daha çok personelin üzerine sinmişti. "Şimdi bizim durumumumuz ne olacak" diye soruyorlardı. Tatlı paranın nimetlerine alıştıklarını saklamıyorlardı: "18 bin kişi. Aileleriyle 30 bin kişi. Bu saatten sonra memurluk mu yapacağız?"

* İçlerinden biri, "En çok kızlara üzülüyorum" dedi. "Çoğu yeniden açılmaya başlayan gazinolara düşecek."

Casinoyu, gazinodan daha "iyi" olarak algılaması ilginçti. Kızların durumunu başka bir erkek meslekdaşı şöyle anlattı:

"Casinolarda kızlara taciz olayı, ahlaksız teklifler çok olur. Çok yüksek miktarlarda alınan bahşişler, kızların casino dışında müşterilerle özel ilişkiler geliştirmesini teşvik ediyor. Bu kadar yüksek ücretleri başka hangi işte kazanabilirlerdi? Lüks hayata alıştılar. Onu kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapacaklardır."

* İçerde görevli olan kızlarla konuşamadım. Kapıda görevli olanlar ise bu iddiaları reddettiler, ailelerinin izniyle çalıştıklarını, kumarhanelerin en güvenli, en nezih yerler olduğunu söylediler ve şöyle devam ettiler:

"Emperyal yüzünden biz de ekmeğimizden olduk. Kimse kimseyi buraya zorla getirmiyor ki. Devlet denetleme görevini gereğince yapsaydı kapanmazdık. Dürüst çalışanlar da arada yandı. Kumarhanelerin kapatma kararını verenler de gelip oynuyordu burada."

Müşterilerden birinin, kapıdan çıkarken görevli kızlara, "Biz nasıl olsa oynayacak yer buluruz. Olan size oldu" dediğini duydum.

Onlar da "Açılır açılır. Daha önce de kapanmıştı. Hele ortalık biraz yatışsın" dediler.

* Son gece telekızlar da son kez şanslarını denediler. Onlar kumarı, kağıtla, pulla, jetonla değil, kumarbazlarla oynuyarlardı. O gece tek bir turist bile göremedim. Demek ki turizmi yeterince teşvik edememiştik. Büyükelçilik mensupları da son geceyi şereflendirmemişti. VİP müşteriler kendi özel salonlarındaydı.

* 22.30'dan sonra yeni müşteri alınmadı içeri. 23'ten itibaren görevliler müşterileri acele etmeye çağırdılar. "Son jetonlarımı atıyorum. Biraz daha izin verin. Son dakika şansımızın içine etmeyin" diyenler oldu. 23.30'da makineler tümüyle durdu. Daha dün, hayatın yeni başladığı saatlerde, kumarhaneler sustu. O mekanları terk edenlerin hepsi biliyordu, hayatlarının son kumarı olmayacaktı bu. Çıkışta personelden biri uyardı beni, "Dikkat ettiniz mi" dedi, "son gece daha çok alacaklılar gelmişti. Borçlular kayıplara karışmıştı."


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr