PAZAR 11 OCAK 1998

Özer Çiller, eşi Tansu Çiller'i yakından ilgilendiren örtülü ödenek davasına ilişkin mahkumiyet kararının bozulması için Yargıtay'da lobi oluşturduERSİN BAL
Ankara- DYP lideri Tansu Çiller'in eşi Özer Çiller, Yargıtay 6'ncı Ceza Dairesi'nce 16 Ocak'ta karara bağlanacak örtülü ödenek skandalı davası için harekete geçti. Özer Çiller, eşini de yakından ilgilendiren bu davada Yargıtay'ın mahkemenin verdiği mahkumiyet kararını bozması için büyük bir lobi oluşturdu. Çünkü, mahkumiyet kararı bozulmazsa Tansu Çiller 12 yıla kadar hapis istemiyle Yüce Divan'da yargılanabilecek.
Örtülü ödenek davası şöyle gelişti: Ankara 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi, emekli Orgeneral Necdet Öztorun'un adı kullanılarak Tansu Çiller'in talimatıyla örtülü ödenekten 5.5 milyar lira çekildiği iddiasıyla açılan davada, Selçuk, Hüseyin ve Mukadder Parsadan'ı 6'şar yıl 3'er ay hapis ve 13 milyar 750 şer milyon lira para cezasına mahkum etti. Dosya temyiz için Yargıtay'a gitti.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6'ncı Ceza Dairesi'ne gönderilen tebliğnamede mahkumiyet kararının "onanması" istendi. 16 Ocak'ta Yargıtay 6'ncı Ceza Dairesi dosyayla ilgili karar verecek. Yargıtay cezayı onaylarsa Parsadan'ın örtülü ödeneği dolandırdığı tescil edilmiş olacak. Tansu Çiller "Görevi kötüye kullanma" fiilinin yanı sıra "zimmet"le de itham edilebilecek. Bu durumda Çiller hakkında soruşturma açılacak. Dava açılması için yeterli delil bulunduğuna kanaat getirildiğinde, Çiller'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlanacak. Bu durumda, Çiller ile ilgili fezleke TBMM'de görüşülerek karara bağlanacak. Meclis Genel Kurulu, Çiller'in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar verirse söz konusu eylem Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde yaşandığı için Çiller hakkında Anayasa Mahkemesi'ne yazı gönderilerek Yüce Divan'da dava açılacak. Çiller'in söz konusu suçlardan 12 yıla kadar hapsi istenebilecek.
6'ncı Ceza Dairesi, Parsadan hakkındaki kararı onaylamadığı takdirde, dava yeniden Ankara 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülecek. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın karara itiraz etme yetkisini kullanması durumunda, dava mahkemeye gitmeden Parsadan'ın cezası bu kez Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu'nda görüşülecek.
Ancak, kararın onaylanması olasılığı Çillerler'i endişelendiriyor. Özer Çiller de, eşinin Yüce Divan'a gitmesini önlemek için Parsadan'a verilen mahkumiyet cezasının bozulmasını sağlamaya çalışıyor. Özer Çiller'in bu amaçla oluşturduğu lobide başı iki hukukçu çekiyor. Çiller'in başbakanlığı döneminde müsteşar olarak görev yapan Danıştay üyesi Arif Yüksel ile DYP Grup Başkan Vekili İçel Milletvekili Turhan Güven'in Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi Başkanı olan eşi Türkan Güven'in kararı verecek Yargıtay üyeleriyle temas kurdukları belirtiliyor.
Yargıtay'da geniş bir çevresi bulunan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Fikret Eren'in de, cezanın bozulmasını sağlamak için bazı üyelerle temas kurduğu ifade ediliyor. Özer Çiller, Nakşibendi tarikatında büyük ağırlığı olduğu belirtilen Menzil Şeyhi'ni de devreye soktu. Muhammed Raşit Erol'un ölümünden sonra Menzil Şeyhi sıfatını devralan kardeşi Abdülbaki Erol ile eski şeyhin oğlu Fevzeddin Erol'un üyeleri etkilemeleri için Yargıtay ve hukuk çevrelerindeki ilişkilerini kullandıkları bildiriliyor.
DYP lideri Tansu Çiller, kendisini yakından ilgilendiren örtülü ödenek davasıyla ilgili olarak 25 Kasım'da Yargıtay 6'ncı Ceza Dairesi'ne sürpriz bir dilekçe göndererek Parsadan hakkındaki mahkumiyet kararının bozulmasını istemişti. Çiller, dilekçesinde ayrıca davadan kendi adının çıkarılmasını da talep etmişti.
Başvuru dilekçesinde, Parsadan'la görüştüğü iddialarını da reddeden Çiller, "Davanın sanıklarıyla hiçbir vasıta ile ve hiç bir yerde görüşmüş değilim" demişti.
Çiller'in tek sayfalık dilekçesi şöyleydi: "Yüksek Dairenizde esas numarası 97/10021 olan dosyada işlem gören davaya mesnet ilk mahkeme kararının gerekçesinde, haricen öğrendiğime göre, Başbakan olarak görev yaptığım sırada, olayın sanıklarından birisi ile telefonda görüştüğüm ifade edilmektedir. Davanın sanıklarıyla hiçbir vasıta ile ve hiçbir yerde görüşmüş değilim. İlk mahkemenin şahsıma izafe edilen ve gerekçesinde yer alan tesbitleri doğru değildir. Bu nedenle, eksik inceleme ve soruşturmaya dayanan mahkeme kararının gerekçesinden, soruşturmanın genişletilmesi suretiyle adımın çıkarılmasının düşünülmesine karar verilmesini ve dolayısıyla ilk mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulmasını saygılarımla arz ve talep ederim."
Çiller'in "ihlal etmekle" suçlanabileceği, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu'nun "Örtülü ödenek" ile ilgili 77'nci maddesi şöyle:
"Başbakanlık bütçesine konulan örtülü ödenek;
Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri için, devletin yüksek güvenliği ve yüksek menfaatlerinin isterleri için, siyasi, sosyal konularla kültür ve devlet itibarı alanlarında ve olağanüstü hizmetlerin sağlanmasında hükümet icapları sayılan maksat ve gayeler için sarf edilir.
Örtülü ödeneğin sarf yerinin ve hesaplarının nasıl tutulup tasfiye edileceğinin ve hangi vesikaların halef olan zata devrolunacağının tayin ve takdiri Başbakan'a aittir.
Örtülü ödenek, Başbakan'ın ve ailesinin şahsi masraflarına ve siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarına sarf olunamaz.
Gümrük ve Tekel Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bütçelerinin haber alma ödenekleri, hizmetin gerektirdiği ve ilgili bakanın takdir edeceği gizli istihbarat işlerine sarf edilir.
Başbakanlık bütçesindeki örtülü ödenek ile diğer bakanlık ve dairelerin bütçelerindeki haber alma ödeneklerinden yapılacak harcamalar, Başbakan, Maliye Bakanı ve sorumlu bakan tarafından müştereken imza edilmiş kararnameye dayanılarak tahakkuk ettirilir. Merkez Saymanlığı'nca bu ödemelerin yapılması, kararnameyi imza eden bakanların yerlerini muhafaza etmelerine bağlıdır.
Başbakanlığa veya ilgili bakanlıklara yeni atamalar yapıldığında evvelce görülmüş hizmetlerin karşılığının ödenmesi, yeni atananların takdirine bağlıdır."
Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde Özel Kalem Müdürlüğü görevinde bulunan ve davada tanık olarak dinlenen Akın İstanbullu da Yargıtay 6'ıncı Ceza Dairesi'ne verdiği dilekçede Parsadan ve suç ortakları hakkında verilen kararın somut delillere dayanmadığını öne sürerek kararın bozulmasını istedi.
Mahkemenin gerekçeli kararında şahsına yönelik suçlayıcı değerlendirmelere yer verildiğine de dikkat çeken İstanbullu'nun, 10 Kasım 1997 tarihli dilekçesi özetle şöyle: "Yerel mahkemenin kararında kendimi veya başkalarını kurtarmak maksadıyla doğruyu söylemediğim ifade edilmiş ve benim beyanıma karşı, benimle konuştukları iddia edilen 3 basın mensubu tanığın, bana atfen söyledikleri söz ve beyanlar dikkate alınmıştır. Böyle bir olayın olmadığını açıkça ifade etmeme ve yine dolaylı yoldan dolandırıldığı iddia edilen kişinin ifadesine başvurulmadan verilen mahkeme kararında, dolaylı da olsa haklarımı zedeleyici değerlendirmeler yapılmıştır. Davada, müspet veya menfi müdahale hakkıma karar verilmesi gerekirken, bu durum gözönüne alınmadan karar verilmesi nedeniyle mahkeme kararının bozulmasını ve davaya müdahaleme karar verilmesini arz ve talep ederim."