kapat

CUMARTESİ 06 ARALIK 1997

Hıncal Uluç (e-posta:uluch@sabah.com.tr )

Erkeklik ölüyor mu, dersiniz?

Önce Şamdan'da okudum.. Özel haber sandım.. Sonra gene İzmir kaynaklı bir başka imza ile bir başka dergide ayni habere rastladım.. Manşet miydi, Alem mi, tam aklımda kalmamış..

Ama rakip iki dergide ayni haber olunca, işin iç yüzünü anlamak zor değil..

Cemal Özgörkey, İzmirli paparazzileri bir araya toplamış.. Jülide Ateş'ten niye ayrıldığını anlatmış..

Efendim Jülide, aklı fikri ailesinde değil televizyonculukta olan Jülide, Cemal Bey'in kardeşi Özlem'i fena halde hırpalamış.. Eve gelip kardeşinin halini gören Cemal Bey de Jülide'yi dövmüş.. Boşanmışlar..

Ne zaman?.. Aylar önce..

Peki niye "Bugün" anlatıyor Cemal Bey, bayram değil seyran değil?..

Jülide boşanması konusunda hiçbir gazeteye, dergiye ve televizyona bu güne dek tek kelime söylememişken şimdi niye birden çıkıyor Cemal Özgörkey de, aile sırlarını açıklama gereği duyuyor?.

Kol kırılır yen içinde.. Üstelik aylar önce kırılmış.. Şimdi niye konuşuyor Cemal Bey?..

Dahası var..

Jülide'ye bir gece sormuştum niye boşandıklarını.. Anlattı.. Gazeteci Hıncal'a değil, dostu, arkadaşı Hıncal'a anlattı. Bu yüzden size anlatmam mümkün değil.. Ama şunu söyleyeyim.. Boşanma sebebi bu değil..

Gözleri dolu dolu oldu Jülide'nin anlatırken.. "Tamam" dedim, "Geçelim.." Konuyu değiştirdik..

* * *

Teoman Demir bir basın toplantısı yapmıştı hatırlarsınız birgün.. Ajda'dan niçin ayrıldığını anlatırken..

Efendim Ajda'dan şüphelenmiş.. Peşine özel hafiye takmış izletmiş..

Gerisi önemli değil..

Şüphelendiysen eğer, ilişki biter zaten..

İnsan sevdiğine ya inanır, ya inanmaz.. İnanmadı mı da iş biter..

Ne demek dedektif tutmak.. Ne demek sorguya çekmek..

Ben birisini seviyorum.. Ömrüm sevdiğime, ona ihanet etmediğimi kanıtlamakla geçecek.. Böyle ilişki olmaz..

Bu yüzden şüphe ettin mi biter zaten..

Diyelim özel hafiye rapor yazdı..

"Hiç bir şey yok.."

Ne yapacaktı Teoman Demir o zaman..

"Ajdacım senden şüphelendim. Peşine adam taktım, beni affet" diye ayağına mı kapanacaktı..

Böyle sulandırılmış ilişki yürür mü?..

Ya inanır, ya bitirirsin.

Bitirdiğin zaman da, vakur olur susarsın..

"Bitti.."

O kadar..

Sevgi, inançtır, duygudur, kanıt gerektirmez. Kanıtla, sorguyla, dedektifle sevgi, aşk olmaz.. İnanç bitince sevgi biter. Bitmeli.. Kanıt aradın mı, sevgiliyi yıkarsın.. Sevgiyi yıkarsın..

Şüphe etmek, ihanet etmekten daha korkunç bir sevgi zehiridir.. Ve şüphe zehirinin panzehiri yoktur.

İhanet edeni affederim. Hatadır, belki. Ama şüphe edeni affetmem. Hiç etmedim.. Çünkü şüphenin sonu yoktur.. Bir girdi mi, yerleşir, kök salar..

Sen inanmazsan, onun sana inanmasını isteyebilir, bekleyebilir misin?

Birbirlerine inançlarını yitirenler birbirlerini sevmeye devam edebilirler mi?.

Sevgiyi bu kadar aşağılamaya, bu kadar kirletmeye kimin hakkı var?.

* * *

Aylar yıllar boyu birlikte olduğu kadını ayrılınca suçlayan, aşağılayan açıklamalar erkeğe ve erkekliğe yakışmıyor.

Onun için soruyorum zaten..

Erkeklik ölüyor mu?..

Bir Tavsiye

Bu Gezi'yi gezin mutlak..

"Ey yüce hanımım

Ey benim şahane İnanna'm

Ey benim kutsal mücevherim

Ben süreceğim senin tarlanı

Ben süreceğim nemli toprağını

Sür tarlamı bal adam

Beni tatlandıran bal adamım

Beyim, tanrıların bal adamı

Elleri bal, ayakları bal

Beni hep ballandıran adam"

Dört bin yıllık bir aşk şiiri bu.

Dile kolay, dört bin yıl.. Bir çivi yazısı tabletinden çözülmüş..

Sümerlerin tanrıçası İnanna ile çoban tanrı Dumuzi'nin "ballı" aşkını dile getiriyor.

Elimde kalın mı kalın bir dergi var:

Gezi dergisi. Üçüncü sayısı yeni çıktı. Daha önce çıkan iki sayısına şöyle bir göz gezdirmiştim ama dikkatlice okuyacak vaktim pek olmamıştı bir türlü. Bu sayıyı elimden bırakamıyorum.

"Sümerlerde ballı aşk", küçük konulardan yalnızca biri. Daha neler yok ki! Bozkırda yaşam; o hepimizin korktuğu, iğrendiği olağanüstü canlılar yani böcekler, sedir ağacının dünü, bugünü; tuğralar, haftasonunda başınızı dinlemek için kaçabileceğiniz doğa köşeleri, kısaca ilginizi çekebilecek birçok şey!

Ve olağanüstü bir görsel şölen... Başta kapak konusu Tarihi Urfa Çarşısı olmak üzere, her sayfada farklı zaman ve mekânlara ayrı bir yolculuğa çıkıyorsunuz. National Geographic Traveler dergisinin uzman yazar ve fotoğrafçılarının gözünden Vietnam ve Madrid röportajları, dünya gezisinde uğradığımız iki durak.. Trakya bağlarında bağbozumu ve asmalardan sofralara uzanan bir lezzetin, üzümün öyküsü.. Eduardo Galeano'nun "Üzüm aslında şaraptan yapılmıştır," sözünden yola çıkılıp görüntülenmiş. Üzümün öyküsü anlatılırken şarap da gözardı edilmemiş. Benden size küçük bir tavsiye: Elinize bir kadeh şarap alın ve yudum yudum tadına vararak okuyun bu yazıyı.

Karadeniz'le özdeşleşen Lazlar'ın kültür ve yaşam özellikleri hakkında ilginç röportaj ve etkileyici fotoğraflar derginin ana konuları arasında dikkati çekiyor.

Bu ay Gezi'nin iki de armağanı var. Türkiye'nin Önemli Kuş Alanları Haritası bunlardan birincisi. İkinci armağan ise National Geographic Society'nin orijinal takvimi. Dünyanın en iyi fotoğrafçılarının en seçme fotoğrafları 1998 yılında her ay karşınızda olacak.

Takvim deyip geçmeden önce bu fotoğraflara mutlak bir bakmanızı öneririm.. Ne muhteşem bir dünyada yaşadığımızı anlatan 12 fotoğraf bunlar..

Abartmıyorum..

Gezi'nin bu sayısı, Türkiye'de bugüne dek çıkmış en iyi dergi bence.. Bunu söylerken içim de yanıyor..

Çünkü daha düne kadar hep "Benim Erkekçem gibisi çıkmadı.. Kolay kolay da çıkmaz bir daha" derdim piyasaya bakıp..

Gezi, odanızdan çıkmadan size Türkiye'yi, dünyayı hem de ne lezzet, ne keyifle gezdiren harika bir dergi.. Her evde, ama her evde olmalı..

Amerika'da hemen her evde National Geographic'i görür gıpta ederdim..

Artık etmiyorum!..

İmza!..

Editörüm Hüsnü Terek'le konuştuk uzun uzun.. Ve hani nasıl derler bir Anadolu turnesi düşündük..

Bugüne dek imza günlerimizi hep büyük kentlerde yapmıştık, genelde.. Bu defa Anadolu'ya açılma niyetindeyiz..

İzmir'e, Ankara'ya gene gideceğiz.. O ayrı.. Şimdi ilk hedef Kilis.. Memleketim..

Vali Güner Özmen, Mustafa Süzer'in büyük katkıları ile Kemaliye İlkokulu yenilenmesinin bitmek üzere olduğunu söyledi. Okuluma gideceğim yarım yüzyıl sonra.. Bir taşla iki kuş..

Sonra.. Erzincan.. Erzurum.. Diyarbakır.. Yaşamıma ait ilk anılarımın sahibi, ilk çocukluğumun kenti Van.. Eskişehir.. Antalya.. Edirne.. Kayseri.. Bandırma..

Artık bakalım neler gösterecek gelecek..

Bu arada..

Dört bir yandan Altın Kitaplar'a yazıp imzalı kitap isteyenlere servis devam ediyor..

Kitapların tanesi 625 bin lira.. Hüsnü "Peki" dedi.. Beşi bir yerde, takım isteyenlere yılbaşı armağanı 2 milyon liradan gönderiyor.

Ödemeli ve imzalı isteme adresini bir kez daha yazalım:

Altın Kitaplar

Celal Ferdi Gökaçay Sokak

Nebioğlu Han

Cağaloğlu/ İstanbul.

DİZE

Dizeler..

Yorgun değilim

Seni beklemekten,

Seni düşlemekle geçen günlerden

Yeniden başlasam da bir başka yenilgiye...

(İzmir'den Filiz Aslan yollamış. Teşekkürler.)

TAŞ

Ülkenin eğitim düzeyi çok düşük seviye hala Hepatit- B'de geziyor..

SEVDİĞİM SÖZLER

"İleri yaşta herşeye inanır, orta yaşta herşeyden şüphelenir, genç kuşak herşeyi bilir"

Oscar Wilde (Teşekkürler Cahit)

KARADENİZDEN

Pansiyonda geceleyen Cemal sabah ayrılırken sorar,

-Borcumu ödeyebilir miyim?

Pansiyoncu Temel,

-İnşallah!.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr