SALI 25 KASIM 1997

HAYATİ KILIÇ-İLKER GÜLER (SHA)
Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal'ın 28 Temmuz 1996'da öldürülmesiyle ilgili olarak, 4'ü özel tim görevlisi 7 sanıktan 6'sı, "Taammüden adam öldürmek ve iştirak" suçundan idamla yargılandıkları davada tahliye edildiler. Davada bir tek Topal'ın ortağı Sami Hoştan gıyabi tutuklu olarak bulunuyor.
Beyoğlu 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün görülen Topal davasının 4'üncü duruşması için, tutuklu özel tim görevlisi sanıklar Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy ile Topal'ın iş ortağı Ali Fevzi Bir, saat 10.15'te Metris Cezaevi'nden Beyoğlu Adliyesi'ne getirildi. Adliyede, tutuksuz olarak yargılanan sigortacı Serdar Özdağ ile özel tim görevlisi polis memuru Mustafa Altunok da hazır bulundu.
Duruşmada, Selvi Özmen, Yeniköy Polis Karakolu Amiri İsmail Yazgan ve Topal'ın muhasebe elemanlarından Ahmet Kara'nın talimatla alınan ifadeleri okunarak dosyaya konuldu.
Özmen ifadesinde şöyle dedi: "Oğuz Yorulmaz'la barda tanıştık. Bir gün, Yorulmaz beni Mehmet ve Gonca isminde şahıslarla tanıştırdı. Susurluk'tan sonra onların Abdullah Çatlı ve Gonca Us olduğunu anladım. Yorulmaz'a Topal cinayetine karışıp karışmadıklarını sorduğumda 'üzerimize yıkmaya çalışıyorlar' dedi."
Yeniköy Polis Karakolu Amiri İsmail Yazgan'ın, Topal'ı öldüren silahın şarjöründe Abdullah Çatlı'nın parmak izinin bulunmasıyla ilgili ifadesi ise şöyle: "Şarjörlerin üzerinde koli bandı vardı. Bunu çok iyi hatırlıyorum.Çok kalabalık olması ve çok sayıda basın mensubunun bulunmasınedeniyle bu ayrıntı olarak görülen koli bantları tutanaklarageçirilmemiş olabilir. Cumhuriyet Savcısı geldikten sonra da olayı teknik ekibe devrettik."
Topal'ın öldürülmeden önce yanında muhasebe elemanı olarak çalışan Ahmet Kara da talimatla alınan ifadesinde, Ali Fevzi Bir ve Sami Hoştan'ın, Topal'la ortak olduğunu belirterek şöyle dedi: "Sami Hoştan bir gün 'Hep siz alıyorsunuz. Bizim hakkımızı da verin' dedi. Bu konuşma Topal'ın ölümünden bir hafta önceydi. Sonra Topal'la konuştu. O da 'Kolay, hallederiz' dedi."
Duruşmada daha sonra Çatlı'nın arkadaşı olduğu söylenen Mehmet Necdet Amasyalı, Şamdansa gece kulübünün görevlisi Hüseyin Ataşak, Olay Yeri İnceleme Şube Müdür Yardımcısı Behzat Yılmaz ve işadamı Ersin Ortaç tanık olarak dinlendi.
Amasyalı cinayetle ilgili bilgisi bulunmadığını söyledi. Hüseyin Ataşak "Güreş İhtisas Kulübü'nden bazı arkadaşlarım beni Ayhan Çarkın'la tanıştırmışlardı. Çarkın da ekip arabasıyla, diğer arkadaşlarıyla birlikte zaman zaman gelip yemek yerlerdi. Olay gecesi de 21.00 sıralarında gelip yemek yediler, gittiler. Bilgim bundan ibarettir" dedi.
Behzat Yılmaz, ise sözkonusu koli bantıyla ilgili olarak şöyle konuştu: "Susurluk'tan sonra koli bandındaki parmak iziyle Çatlı'nın parmak izini karşılaştırdık. Ancak tutmadı. Daha sonra basından, Çatlı'nın Şahli Ekli sahte kimliğini de kullandığını öğrendik. Bunu Ankara'ya gönderdik. Ekli adına parmak izi tuttu."
Bu sırada Ali Fevzi Bir müdahale ederek, "Çatlı aranan bir kişi. Her yerde parmak izi var. Çatlı'nın parmak izi ölünce mi aklınıza geldi?" diye sordu.
Çarkın da, "Peki bir şahıs ehliyet ya da silah taşıma ruhsatı alırken parmak izi alınır mı alınmaz mı? Hem bu parmak izlerinin gönderilmesi hangi Emniyet Genel Müdürü döneminde oldu?" sorularının yanıtlanmasını istedi.
Bunun üzerine Behzat Yılmaz, "Silah ruhsatı ve ehliyet alanların parmak izi alınmaz. Ancak suç işleyecek ki parmak izi alınsın. Bu olay Emniyet Genel Müdürü Alaattin Yüksel döneminde oldu" dedi. Çarkın da, "O zaman diyecek bir şey yok" diyerek yerine oturdu.
Daha sonra resmi kayıtlarda koli bantıyla ilgili olarak bulunan "İz var ve tespit edildi" şeklindeki not ve notun alındığı 28 Temmuz 1996 tarihi tutanaklara geçirildi. Ancak sanık avukatları, cinayetin 28 Temmuz'da gece yarısına yakın bir saatte işlendiğini hatırlatarak, kayıt tarihinin 29 Temmuz olması gerektiğini, bunun da bir çelişki olduğunu söylediler.
Duruşmada daha sonra dinlenilen Ahmet Deveci de, Nihat Yasak'ın amcasının oğlu olduğunu belirterek, kendisinin cep telefonunun bir süre Yasak tarafından kullanıldığını, ölümünden sonra da gidip ofisinden aldığını söyledi.
Duruşmada, Başbakan Mesut Yılmaz'ın elinde cinayetle ilgili belge ve bilgi bulunup bulunmadığının tespiti için gönderilen yazıya gelen yanıt dilekçesi okundu. Söz konusu dilekçede, Yılmaz'ın elinde herhangi bir belge ya da bilgi bulunmadığı belirtiliyordu.
Bunun üzerine söz alan sanık avukatlarından Birsen Uluğ, mahkemenin ve kamuoyunun kafasını karıştırmak için Başbakan'ın böyle konuştuğunu öne sürdü. Avukat, "Elinde belge olmadığı açıkça ortadadır" dedi.
Daha sonra sanık avukatları aleyhlerinde suç unsuru bulunmadığını belirterek müvekkillerinin tahliyelerini istediler. Savcı da geçen duruşmada olduğu gibi yine sanıklar için tahliye talebinde bulundu.
Bunun üzerine, Özel Timci Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy ile Topal'ın iş ortağı Ali Fevzi Bir hakkında, delillerin büyük bir bölümünün toplanmış olması ve haklarındaki delil durumu gözönüne alınarak, 250'şer milyon lira kefalet karşılığında tahliye kararı verildi.
Tahliye kararı üzerine, Ali Fevzi Bir dışındaki tutuklu Özel Timci 3 sanık, İstanbul 6 No'lu DGM'de görülen Susurluk Davası'nda 12 Eylül 1997'de tahliye edildikleri için Metris Cezaevi'nden çıkacak.
Sanıklardan Ali Fevzi Bir ise iddianamesi hazırlanmadığı için DGM'de görülen Susurluk davası kapsamında tutuklu bulunuyor. Topal'ın öldürülmesi olayına ilişkin olarak yargılanan Özel Tim'de görevli diğer sanık Mustafa Altunok ile sigortacı Serdar Özdağ ise daha önceki duruşmalarda tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmişti. Duruşmada, sanık Sami Hoştan'ın ise gıyabi tutukluluğunun sürmesini kararlaştırıldı.
Sanıklar için yurtdışına çıkış yasağı getirildi. İstanbul eski Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, Uğur Dündar, Topal'ın çocukları Murat ve Elif Topal'ın tanık olarak çağrılmasına karar verildi.