PAZARTESİ 24 KASIM 1997

ŞELALE KADAK
Gebze'de üretime geçen Türkiye'nin 7'nci otomobil fabrikası Honda, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yaptığı açılışın ardından deneme ve test amaçlı olarak günde bir adet otomobil üretmeye başladı. Demirel'in açılışta yaptığı konuşmada "Ben Honda'nın ikinci aşama fabrikasının da temelini atılmış sayıyorum" demesinden güç alan Honda Motor'un Türk ve Japon ortakları o gün öğleden sonra toplanarak, 1998 yılında yapılacak yatırımın çerçevesini çizdi. "Başlangıcımız küçük, ama hedefimiz büyük" diyen Anadolu Honda Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ecevit, Türkiye'de üretilen Honda'nın Japonya'da üretilen Honda'dan yüzde 1 daha kaliteli olduğunu söyledi. Yapılan testlerde, yerli Honda Japonya'da üretilen benzerlerini 1 puan geride bıraktı.
Anadolu Grubu ile Japon Honda Motor ortaklığıyla kurulan Anadolu Honda'nın Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ecevit sorulramızı şöyle yanıtladı:
Türk tüketicisi yerli Honda'ya ne zaman binebilecek?
Deneme üretimine 15-20 gün daha devam edeceğiz. Sonuçlar tatmin edici düzeye gelince, Ocak'tan itibaren seri üretime geçerek yerli Honda'yı satışa sunacağız. Gelecek yıl 10 bin adet civarında üretim yapacağız. Şu anda ithal otoları satıyoruz. Yılbaşına kadar da ithallerin satışına devam edeceğiz. Üretimimizin yüzde 75'i 1.6 cc, yüzde 25'i de 1.4 cc olacak.
Yerliler ithallerden daha ucuz olmayacak. Yerli Toyota piyasaya çıktığında ithallerine göre daha ucuz olmuştu ama bu tüketici açısından haksızlık yaratıyor. Çünkü aynı araç olduğu halde ithal daha pahalı, yerli daha ucuz satılacak. Biz bunu yapmadık. Bunu da teşvikli ithalata borçluyuz. Çünkü yüzde 30 yerine yüzde 15 gümrük vergisiyle ithalat yapabildiğimiz için, fiilen şu anda üreteceğimiz otomobillerin maliyeti ile ithalatın maliyeti birbirine çok yakın tespit edildi. Dolayısıyla Ocak ayında yerli üretimin satışına geçildiğinde farklı bir fiyat olmayacak ama Ocak'ta bildiğiniz gibi vergiler yüzde 80'in üzerinde artacak, bu da fiyatları artıracak.
1998'de pazardan gelecek talebe göre üretimi artırma şansımız var. Hedefimiz 1998'de 10 bin, 1999'da 30 bin adet Honda Civic satmak. 1997 otomotiv sektörü açısından iyi bir yıl oldu. Yıl sonunda yerli ve ithal toplam 350 bin adetlik satışı bulacağımızı tahmin ediyoruz.
Anadolu Honda 2000 yılında, ikinci fabrikayı da kurduktan sonra 50 bin adetlik satış hedefliyor. Üretimin yüzde 10'unu dış pazara satacağız. Başta, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan ve Ukrayna için çalışmalarımız devam ediyor. Türk cumhuriyetlerinin dışında Ortadoğu, Afrika ve Avrupa'ya da ihracatı hedefliyoruz. İngiltere'deki fabrikada bizim ürettiğimiz model üretilmiyor. Dolayısıyla Avrupa'nın dört kapılı sedan ihtiyacını biz karşılayabiliriz.
İkinci fabrika kurulduğunda ikinci bir model de gündeme gelecek. Bu günün koşullarına göre Civic'ten küçük bir model olabilir. Honda'nın gelecek yıl üretilecek olan 1.3 motorlu Tipo'ya yakın bir aracı var. O olabilir, jip olabilir.
Nasıl oluyor da Japonya'daki Honda fabrikasından daha kaliteli otomobil üretiyorsunuz?
Bunu testler ortaya çıkardı. Kalite testleri boya üzerinde yapılıyor. Buna göre yerli Honda'nın testleri, Japonya'da üretilen araçtan 1 puan kaliteli sonuç verdi. Japonya'daki fabrika 15 puan, İngiltere'deki 14 puan, Türkiye ise 16 puan aldı.
Türkiye'deki Honda fabrikasının kalite konusunda bir ilke imza attığı söyleniyor...
Fabrikamızda her bölüm kendi modülü içinde kendi kalitesinden sorumlu. Örneğin, montaj tamamlanınca kalite kontrolü var. Bu aşamadan sonra aracın geçtiği boyahanenin de kendi kalite kontrolü var. Nihai aşamaya geldiğinizde artık son testler yapılıyor ama çok yoğun bir kalite kontrolüne gerek kalmıyor. Bu bizim fabrikamızda uygulanan yeni bir model. Başarılı olursa, Japon ortağımız diğer fabrikalarda kullanmayı düşünüyor. Bu modelin mucidi de bizim fabrikamızın müdürü Mr Kimura.
OSD'ye üye oluruz, tabii kabul edilirsek
Yerli üretici olduğunuza göre Otomotiv Sanayicileri Derneği'ne (OSD) üye olacak mısınız?
OSD'ye üretime başladıktan sonra üye olmayı düşünüyoruz, tabii kabul ederlerse. Çünkü Türkiye pazarına yeni yerli üreticilerin girmesinin doğru olmadığını düşünüyorlar. Kapasite de sorun oluyor. Oysa Tofaş fabrikası da kurulduğunda hangi büyüklükteydi ona bakmak lazım. Biz öyle büyük bir fabrika kurduk demiyoruz, 30 bin kapasitesi var ama şunu söylüyoruz: Bunu 100 bin kapasiteye taşıyacağız. Başlangıcımız küçük ama hedefimiz büyük. Başlangıçta da 100 kapasiteyle bir fabrika kurabilirdik. Bir tercihtir, biz yapmadık. Toyota'nın yaptığının yanlış olduğunu gördük. 100 bin kapasitenin bütün maliyetini sattıkları 25 bin otomobile bölüştürmek durumundalar. Biz zamanla kapasiteyi büyütelim ama daha büyük bir kapasitenin maliyetini de tüketiciye yansıtmayalım istedik.