kapat

PAZAR 23 KASIM 1997

Milyarder işçiler

3 yıl önce işsiz kalma korkusuyla 40 milyon lirayla Kardemir'e ortak olan işçiler bugün milyarlarca lira değerindeki hisse senedinin sahibi oldu.

Karabüklü işçiler rüyalarında bile görseler inanamayacakları bir işi başardılar. Devletin bir liraya devrettiği, ama kimsenin yaşayacağına inanmadığı Kardemir'in 1997 yılı 9 aylık brüt kârı 6 trilyona, net kârı ise 1.8 trilyona yükseldi. İşçilerin 45 milyon liraya aldıkları hisselerin nominal değeri 1.5 milyar liraya ulaştı.

Şimdi Kardemir'in borsaya girme vakti geldi. İşçilerin elindeki hisselerin tanesine 5-9 bin lira arasında fiyat biçiliyor. Bu durumda en az para yatıranın elinde 7.5-12.5 milyar liralık hisse senedi var. Kardemir çalışanları ellerindeki bu değere inanamıyor. Fabrika kapanmasın diye aldıkları senetler şimdi milyarlar ediyor. Üç yıl önce kendilerini sokakta bulma korkusu yaşayan işçiler, şimdi patron olmanın tadını çıkarıyor. Şubat ayında borsada Kardemir hisselerinin göstereceği performansı heyecanla bekliyorlar.

Ne düşündüğünü sorduğumuz bir işçi şöyle diyor: "Biz buraya kâr etmek için para yatırmadık. Babalarımız bizi buradan kazandıkları paralarla büyütmüştü. Biz de çocuklarımızı aynı şekilde büyüttük. Borcumuzu ödemek, fabrikamızın kapanmasını engellemek için para yatırdık. Hisse senetlerinin bu kadar para edeceğini hayal bile edemezdik."

Uzun mücadelelerden sonra bir liraya devraldıkları fabrikayı kurtarmak için önce sıfır zamma razı geldiler, ardından hummalı bir çalışma başlattılar. İşçilik maliyetleri hızla gerilerken, üretilen mallara yapılan zamlarla kârlar yükselmeye, yatırımlar ardı ardına devreye sokulmaya başladı. Kardemir Nisan 1995'te işçilere devredildikten sonraki 9 ayda 285 milyar lira kâr etti. 1996 net kârı 2 trilyon liraya ulaşınca Karabük'te küçük çaplı bir deprem oldu.

Bir zamanlar yöre halkı ve sanayicilere ayrılan hisseleri almak istemeyenler, birden işçilerin elindeki hisselere talip olmaya başladı. Oysa 1995 başında bu hisseler satılamadığı için Öz Çelik-İş Sendikası fabrika çalışanlarına bu hisseleri de almaları için baskı yapmak zorunda kalmıştı. Böylece Karabük'te kısa bir sürede hisse senedi borsası oluşuverdi. Hisseler bire 2 değer üzerinden satılmaya başladı. Ancak Sakıp Sabancı'nın Kardemir'in içine yatırım yaptığı duyulunca herkes şaşırdı. Önce inanmazlık, ardından soruşturma başladı. Haber doğru çıktı; Karçimsa, yüzde 51 Sabancı Holding, yüzde 49 Kardemir ortaklığıyla kuruldu. Bu da hisselerin değerini bire 3'e çıkardı.

Ama kimse hisselerini satmak istemiyordu. 1997 yılına gelindiğinde ise Kardemir'e borsanın yolları görünmüştü bile. Devir sözleşmesine göre Kardemir 1998 Şubat ayında borsaya gireceği için el altı satışları hızlanmaya başladı. Hisselerin değeri bire 3.5'e ulaştı.

Kardemir'in halka açılması için hazırlıklar hızlanmaya başladı. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası'nın üstlendiği halka arzın hazırlıkları hızlanırken işçilerle görüşmek üzere Kardemir'e gittik. Ziyaretimizin hedefi işçi-patronların borsa ve hisselere bakışını öğrenmekti.

Kardemir hisselerinin fiyatı yükseldikçe işçiler de kârlarla daha çok ilgilenmeye başladı. Milli Piyango'nun büyük ikramiyesini kazananların isimlerini açıklamaması gibi çok hissesi olan işçiler de görüşmek, fotoğraf çektirmek istemedi. Karabük'te elinde 20-90 milyar liralık değer biçilen hissesi olan 500 civarında işçi bulunuyor. Geri kalan 4.500 kişi ortalama olarak 12 milyar liralık hisseye sahip.

"Bizi adam yerine koyan yoktu"

Kardemir, adeta Karabük'ün her şeyi. Her aileden en az bir kişi Kardemir'de çalışıyor. Ancak bir çok ailenin dede-oğul-torun üçlüsü fabrikada değişik yerlerde çalışmış veya halen çalışıyor. 24 yıldan beri Kardemir'de çalışan Aziz Çakmak 1974 yılından beri fabrikada. Oğlu Şahin Çakmak ise iki yıldır teknik ekipte yer alıyor. Emekliliğine bir yıl kalan Aziz Çakmak, ateşli bir şekilde konuşuyor; "Bizim başarımız Türkiye'ye değil dünyaya örnek olacak. İşçiler bitmiş, kapatılmaya kalkılmış dev bir işletmeyi ayağa kaldırdılar diye anlatılacak. Bizi adam yerine koyan yoktu bir zamanlar. Hepsine neler yapabileceğimizi gösterdik."

İçinde büyük bir hırs birikmiş Çakmak'ın. 1994 yılındaki 5 Nisan kararlarıyla fabrikanın kapatılacağı açıklanınca yöre milletvekili ve dönemin Enerji Bakanı Şinasi Altiner'in söylediklerini ağzından ateşler saçarak tekrarlıyor; "Burayı dünyaya peşkeş çekmeye kalktı. '3 trilyonluk hurdası var, gelin alın' diyerek herkesi çağırdı. 'Kardemir eskidi, burası çalışırsa kendimi yakarım' dedi. Başbakan kadın da ne bilsin demir-çelik tesisi nedir? Nasıl çalışır? Kapatmaya kalktı. Oysa geçen yıl sakıp Sabancı gelip yatırım yapınca Kardemir altın yumurtlayan tavuğa dönüştü. Herkes neler başarabileceğimizi gördü."

Elindeki hisseleri asla satmayacağını söyleyen Çakmak, "Biz buraya kâr etmek için para yatırmadık. Bacalar tütsün, çoluk çocuğumuz çalışsın diye ortak olduk" diyor. Oğlu Şahin Çakmak ise önceden kimsenin paraya bakmadığını, oysa şimdi herkesin kâr hesabı yapmaya başladığını belirtiyor.

"Eskiden işimizden olmayalım diye Kardemir hissesi alanlar bugünleri tahmin edemiyorlardı" diyen oğul Çakmak, "Şimdi hisseler para ediyor. Herkes 1995 öncesindeki kargaşa ortamından korkuyor. Hisselerin kimin eline geçeceğini bilmiyoruz. Sendikamız bize sahip çıkmazsa bütün kontrolümüzü kaybederiz" diye konuşuyor.

Borç yerim hisse satmam

Hisselerin her geçen gün değerleneceğini düşünen işçiler bu yüzden mümkün olduğu sürece satış yapmak istemiyorlar. 22 yıldır Kardemir'in üç dev fırınından Fatma'nın karşısında 1.400 derece sıcaklıktaki demir cevheriyle çalışan İsmail Vural, "Borç yerim, hisse satmam. Yalnız ben değil arkadaşlarımızın büyük kısmı aynı görüşte" diyor.

Babası da Kardemir'den emekli olan Vural, "Biz babalarımızın bizim karnımızı doyurmak için çalıştığı yeri kaybetmemek için hisse aldık. Buradaki hisselerimizi çocuklarımıza devredeceğiz. Kardemir'in geleceği o kadar parlak olacak ki çocuklarımız çok rahat bir hayat sürecek. Bunun için daha da çok çalışacağız. Canımızı dişimize takarak fabrikayı bu hale getirdik" diye konuşuyor.

Bir ülkede yüksek fırın yoksa orada kalkınma olmayacağını savunan Vural, "Babam Ocak 1980'de fabrikadan emekli olmuştu. Bana 'Evladım ben 25 sene buradan sizi besledim. Fabrika kapanmaz. Siz de çocuklarınızı buradan besleyeceksiniz' dedi. Ben de hisse almakta tereddüt etmedim" deyince hemen soruyoruz, "Şimdi hisseler borsaya girecek. İstanbul'da evlerinde oturan, Kardemir'i hiç görmemiş olanlar hisse alacak. Sizin emeklerinize ortak olacaklar. Ne düşünüyorsunuz?"

Biraz şaşırıyor Vural, ama kendinden emin yanıtlıyor, "Biz borsada vurgun vurmak için hisse almadık. Biliyoruz ki aracı mutlaka mal sahibinden daha fazla kazanır. Kim alırsa alsın, fabrika kapanmasın, çalışanlar işsiz kalmasın da" diyor.

Patron işçi düşük maaşlı

Kardemir işçileri hisselerini satmak istemiyor ama 3 yıldan bu yana düşük maaşla çalışmaktan da iyice sıkılmış. Özelleştirmeden sonra işçileri sıfır zamma razı etmek çok kolay olmamıştı. Fabrikanın kapanması tehdidi dışında hiç bir şey Kardemir işçisini böyle bir şeye ikna edemezdi. Çünkü onlar yüksek oranlı zamlara alışkındılar. 1989'da 137 günlük büyük grevin ardından yüzde 394 zam almakla kalmayıp 1991 yılında da Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığı döneminde yüzde 80 artı seyyanen bir zam koparmışlardı. O günlerde Karabük'teki bankaların tümü işçilere ekstra faizler, komisyonsuz borsada oynama imkanları sunuyordu. İşçilerin aldığı sıfır arabalardaki patlama, inşaat sektöründeki canlılık dikkat çekici boyutlara ulaşmıştı. Hatta Kardemir işçileri görmedikleri tatil yörelerinden devremülkler bile almışlardı.

O zaman Türkiye ortalamasının yüzde 40 üzerinde kazanan Kardemirliler şimdi, kendi sektörlerindekilerden daha az ücret alıyorlar. Bugün deneyimli bir Kardemir işçisi ortalama olarak 55 milyon kazanırken, sektörde bu ortalama 70 milyonu geçiyor. Bu da işçilerin sabrını tüketiyor. Çok kazanmaya alışkın işçiler, aldıkları ücreti eskisiyle kıyaslıyorlar. Eski bir işçi, "Bir zamanlar 2.000 marka ulaşan ücretim şimdi 500 marka indi" diye şikayet ediyor. Bu yüzden hisselerinin bir miktarını satarak erteledikleri ihtiyaçlarını karşılamak istiyorlar. Bunun için de fiyatlar yükselmeden daha fazla hisse toplamaya peşindeler.

Herkes hisse peşinde koşuyor

Hisselerin değerlenmesiyle birlikte herkes hisse peşinde koşmaya başlamış. Bir zamanlar zorlukla satılan hisseleri almadıkları için pişmanlık duyanlar, şimdi alacak hisse arıyor. 1 Ocak 1996'da emekli olan Yılmaz Duman, "Bulsam yeni hisse alacağım" derken, Civan Çelik araya giriyor, "Ben Kasım 1996'da 100 milyonluk daha hisse bulup aldım. Şimdiye kadar herkes yatırdığı parayı baz alıyordu. Ama durum değişti. 1 yıl önceki gibi satan olsa arabamı satar hisse alırım" diyor. Oradaki diğer çalışanlar atılıyor, "Ne arabası evi bile satarız."

"Biz bilemedik" diyor yılların Kardemir işçisi Yılmaz Duran, "40 milyon lirayı ahde vefa gibi verdik. Babamız ekmek yedi, biz ekmek yedik diye verdik parayı. O zaman bilsek evi, köyü satar hisse alırdık. İşçi şu anki halini görse çok daha fazla hisse satın alırdı. Fabrikanın kapanacağına inanmıyorduk ama bu kadar büyük bir başarıyı da beklemiyorduk."

Şimdi hayal zamanı

Hisselerin umulmadık derecede değer kazanması işçileri 1.400 derece sıcaklığın karşısında da olsa hayallare dalmaktan alıkoymuyor. Çalışanların bir kısmı hiç bir hissesini satmayacağını söylerken, önemli bir kısmı borsadaki fiyatı sabırsızlıkla bekliyor. Seçme ve seçilme hakkı yüksek ana hisselerini satmayacaklarını söyleyen işçiler, sermaye artırımlarında verilenlerin bir kısmını satarak neler yapacaklarını planlamaya başlamışlar bile.

"25 yaşında bekar oğlum var" diye gözleri parlayarak konuşuyor Mustafa Ovabaşı, "Borsayı bir görelim. Emekliliğim de doldu. Karabük'te kalıp emekliliğimi yaşayacağım."

23 yıllık çelikhane işçisi Mevlüt Ebik de geleceğini elindeki hisselerde görüyor: "O hisseler bizim geleceğimiz. Değerlenmesini bekleyeceğiz. İlk olarak kar önemli değildi, ekmek parası çıksın yeterdi. Şimdi emeklilik planlarımızı bile yapamıyoruz. Hisseler ne olacak belli değil. Eğer umduğumuz gibi olursa çocuklara iş sahası açacağız."

Teknik Koruma'da çalışan Selami Öztürk ise 300 milyon nominal değerli hisselerine kıyamıyor ama bir ev bir arabaya da satmaya razı gibi.

Sonuçta bütün Karabük'ün gözü aynı yerde. "Hele bir Borsa'yı görelim" şu günlerde Karabük'te en çok duyulan söz.

Borsadan sonra ne olacak?

Hisseler işçilerin elinden tamamen çıkarsa ne olacak? Bu soru işçileri rahatsız ediyor. Bunun için tek umutları sendikanın kurduğu Vakıf. Vakıf şirketin yönetimi etkileyecek güce sahip A tertibi hisse senetlerinin işçilerin dışına çıkmaması için çalışacak.

Ancak bazı işçiler bu konuda endişeli değil. "Eskiden de fabrikanın kârı bizim cebimize girmiyordu. Biz aldığımız ücrete bakar çalışırız" diye konuşuyor Yılmaz Duman ve şöyle devam ediyor; "Biz çalıştığımızın karşılığını aldıktan sonra fabrikanın kimin olduğu önemli değil. Ama yine de hisseler bizde kalacak."


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr