kapat

PAZAR 09 KASIM 1997

'Atatürk heykellerini tartışmaya açalım'

Nuriye Akman

HAFTANIN SOHBETİ: NECATİ İNCİ

Necati İnci, yurdun dört bir yanındaki meydanlarda, okullarda ve işyerlerindeki Atatürk heykelleriyle tanınıyor. İstanbul'daki İnci Heykelcilik'in sahibi olan Necati İnci, orantısız yapılan Atatürk heykellerinden ve heykel sanatının Türkiye'deki durumundan şikayetçi. Bir komisyon kurulmasını ve bozuk Atatürk heykellerinin değiştirilmesini istiyor.

Heykel fabrikası

Ankara'dan karayolu ile İstanbul'a her gidişimde E-5 karayolu üzerindeki bahçesi Atatürk heykelleriyle dolu bir imalathane dikkatimi çeker. Tam Maltepe Kavşağı'nda, benim gibi oradan geçen herkesi 8.5 metrelik dev bir Atatürk heykeli karşılar. Türkiye'deki Atatürk heykellerinin çoğunun burada üretildiğini hep duyarım da, içeri girip çalışanlarla sohbet imkanı bulamamışımdır. Yarın 10 Kasım. Atatürk'ü Anma Haftası etkinlikleri başlıyor. Tam zamanıdır diye düşünüp bu "Atatürk fabrikası" gibi çalışan İnci Heykelcilik'in sahibi Necati İnci ile tanıştım. İnci ile Atatürk heykelciliğini ince ince konuştuk. Özetleyemeyeceğim kadar öğretici oldu.

- Atatürk heykelleri denilince akla neden siz geliyorsunuz?

- Ben merhum heykeltıraş Mehmet İnci'nin oğluyum. Babam için Türkiye'nin Michelangelo'su deseler yeri var.

- Bu biraz iddialı bir değerlendirme değil mi?

- Yaptıkları ortada. Bizim anladığımız manada heykeltıraşlık, blok mermerden bir sert malzemeyi yontarak üç boyutlu bir eser vermektir. Kırkağaç, Keşan, Adana Seyhan Barajı Atatürk heykelleri onun blok mermerden yaptığı heykellerdir.

- Ne eğitimi aldınız?

- Arkeloji'yi 5'inci sömestirden bıraktım. Güzel Sanatlar'ın Heykel Bölümü sınavlarına iki sefer girdim, kazanamadım. Babam aslında taş yoncutusuydu. Mermer atölyemiz vardı. Küçük yaşta çekiç kullanmasını çok iyi öğrendim. Babamdan bilhassa göz terbiyesi aldım, bakmayı öğrendim. Göz terbiyen olmazsa elin yaptığını da göremezsin. Mesela babam "Heykellere çok yakından bakma" derdi.

Bir tokat yüzünden

- Babanızın dönemin trendlerini iyi değerlendirirek, Atatürk heykellerine yönlenmesi uzak görüşlülük müydü?

- Babam üstün bir zekaydı ama bir tokat yüzünden okulundan ayrılmıştı. O zamanın şartlarında bir insanın kendini kanıtlaması zordu. Babam o şaşaalı İtalyan heykellerinden çok etkilenmiş. Ayrıca Selanikli olması, Atatürk'e hayranlığı da babama yardımcı olmuş. Benim Güzel Sanatlar'a giremeyişime de ünlü bir heykeltıraşımızın Tokat'taki Atatürk heykeli sebep oldu. Sınavda bu heykeli anlatmamı istediler. "Bronz yığınından başka bir şey değil" dedim. Atatürk çok hassas giyim terbiyesi olan bir insandı. Hiçbir zaman şapkasını emir erinde unutmazdı. Resmi heykelin şapkasının olmaması garibime gitmişti.

- Sizin neden hiç gülen bir Atatürk büstünüz yok?

- Atatürk'ün çok az gülümseyen resmi vardır. Hayatında o kadar çok düşünmüş ki gülmeye pek fırsat bulamadı.

- Ama heykeltıraşlık bir sanat işi. Sanatçı, heykelini yapacağı kişiyi istediği gibi yorumlayamaz mı? Kahkaha atan bir Atatürk büstü olamaz mı?

- Lider heykellerinde yorum olmaz. Kahkaha attığı zaman mimiklerini bile toparlayamazsınız. Görmemişiz. Görmediğiniz bir şeyin hayalini nasıl yapacaksınız?

Kahkaha atan heykel

- Hayalleriniz ne güne duruyor? Diyelim ki biri cesaret etti yaptı bu heykeli. Bu eserin bir meydanda yaşama şansı var mıdır?

- Yok. Meydanlara dikilen heykeller, resmi toplantıların, anma törenlerinin saygı odak noktası oluyor.

- Kahkaha atan bir insan saygıyı hakketmez mi yani?

- Belki, bizim toplumumuz için biraz zor.

-Peki ağlayan bir Atatürk heykeli de olmaz mı?

- O olur, hatta şimdi şöyle gözünü çevirse Türkiye'ye, nasıl olsa ağlayacaktır.

- Burası bir heykel fabrikası mı?

- Bütün dostlarım, valiler, paşalar dahil, tanıştırırken dostlarına beni, heykel fabrikasının sahibi diyorlar. Tabii burası bir imalathane.

- Bu durumda siz Atatürk heykelleri imalatçısı mısınız?

- İnci Heykelcilik bir ekoldür. Heykeltraşlar, heykel mastırı yapmış, öğretim üyesi sıfatını kazanmış kişiler de burada gelip hizmet verir. Okullarda en büyük zorluk, anatomi hocasının layıkıyla bulunmaması. Akademiye yeni gelmiş bir talebe ne kadar yeteneği olursa olsun yontulmamıştır. Onu pırlanta haline getirmek için en ağırlıklı dersin anatomi olması lazım. Bütün hayvan insan figürlerini, kemik ve kas yapısını çok iyi bilmesi lazım.

'Sadece bir çırağım'

- Siz şimdi Atatürk'ün kemik ve kas yapısını en iyi bilen insan mısınız?

- Yok o kadar iddialı olmayayım.

- Babanız için Türkiye'nin Michelangelo'su demiştiniz. Kendinizi kime benzetiyorsunuz?

- Babamın sadece küçük bir çırağıyım. Ona ulaşmam mümkün değil. Babamın dengelediği yüz hatlarını hiçbir şekilde değiştirmiyorum. Neden? Bugün Başbakanlık'taki ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndaki iki tane, kaynaksız, tek parça dökülmüş büstler Atatürk'e en benzer, en anlamlı sima kabul edildi.

- Simanın en çok neresinde başarılısınız?

- En zor kısım gözlerdir, bakışları ifade etmektir. Tabii mermer, bronz ya da fiberglas olmasına göre de anlam değişir. Tabii fiyatlar da. Fiberglas büstler boyutlarına göre 60 milyondan başlayarak, 450 milyona kadar gidiyor. Bronz olduğu zaman 3-4 misli fiyat artıyor. Aşağı yukarı 150 kalıbım var. 500 milyara değişmem elimdeki kalıpları. İlk fiberglas Atatürk heykellerini ben yaptım. Bugün Türkiye'nin hemen her yerinde, 300 küsur yerleşim merkezi, ayrıca fabrikalar, okullarda benim heykellerim var.

- Son zamanlardaki en pahalı anıt heykeliniz Sultanbeyli'deki mi?

- Biz Doğu Paşa'yla para konusunu ortaya atmadık. Lütfettiler malzeme yardımında bulundular. Yani bir para alışverişimiz olmadı. Ama geçen yılın fiyatlarıyla 600 milyondan, bugünün fiyatlarına göre 1.5 milyardan aşağı yapılmazdı bu heykel. Yine geçen yıl Adana Büyükşehir Belediyesi'ne 2 milyarlık bir anıt armağan ettik.

'Bir dairem bile yok'

- Bunların ne kadarı masraftır?

- Bunlar hep global masraflarla yapılır. Bu, 60 senenin birikimidir. Tabii yüzde 50'den aşağı bir kazançla idame ettiremezsiniz işi. Ben şimdi Afyon Kocatepe Üniversitesi Mermerlik Bölümü'nde öğrenciyim. Oraya 600 milyon değerinde bir heykel hediye ettim. Onu görünce öğretim üyeleri "Kültür Bakanlığı'ndan geçen yılın fiyatlarıyla 8-10'ar milyar liraya 2-3 tane heykel geldi, Atatürk'e hiç benzemiyor, Necati Bey şunlara Allah aşkına bak" diye dert yandılar. Benim heyecanım heykel yapmak. Senede 2 tane heykele nasıl olsa 5-6 milyara müşteri bulurum. Türkiye büyük devlettir, bu kadar çaba sarfetmeme gerek olmaz ama benim amacım Atatürk heykellerinden aman aman para kazanmak değil. Benim bir dairem dahi yok.

- Nasıl olur, Türkiye'nin her tarafı sizin heykellerinizle dolu?

- Oluyor işte. Akademiye giremememin hıncından, akademisyenlerle olan sürtüşmemden dolayı fiyatları daima çok aşağıda tuttum. Bugün 3 metrelik bir heykeli 5-6 milyardan aşağı kimse yapmaz. Ben 1.5 -2 milyarı geçmiyorum.

350 heykel yaptı

- Türkiye'de en çok Atatürk heykeli mi yapılıyor?

- Evet. Heykelcilik Atatürk'le başlamıştır. Yani heykel deyince Atatürk, Atatürk deyince heykel konumu sanki bir dengeleme olmuştur. Sadece ben 350 tane yaptım.

- Bir ülke ki en fazla yapılan heykel Atatürk'ün. Türk heykeltıraşlığı için bu nasıl bir durum?

- Bu yanlış bir olay. Sanat açısından bir güdüklük, bir tıkanıklıktır.

- Ama Atatürk heykelleri para getiriyor.

- Ben bu açıdan bakmıyorum. Cumhuriyetin ilk Atatürk anıtı Sarayburnu'ndakidir. Ondan itibaren Samsun, Ankara, İzmir, İstanbul'da Canonica ve Krippel adlı iki heykeltıraş büyük hizmetler vermiştir ve Türkiye'de heykeltıraşlık akımına başlanmıştır.

İthal heykeltraşlar

- Ama Canonica, Henry Krippel ve bir de Thorak'a o günlerde Türk heykeltıraşları ateş püskürüyordu. Bakın Ar Dergisi'nden nasıl sesleniyorlar kamuoyuna: "Fecaat! Estetiğin hazin tecellisi! Gülünç, mübalağalı. Memleketimizi tecrübe tahtasına çevirdiler." Çünkü bunlar heykelde tekel hakkını almışlar Türkiye'den. Bizim sanatçılara çalışacak bir alan bırakmamışlar. Hatta Ahmet Haşim, "İnönü'den şuraya bir koca kaya parçası getireydik de şu fecaati görmeyeydik" diyor Taksim Anıtı'nı gördüğü zaman.

- Tabii, heykeli herkes kendine göre tenkit eder. Şişli'deki Uğur Mumcu Anıtı'nı akademisyenler yaptı. Gidin bakın Uğur Mumcu'dan eser var mı? Samsun ve Sarayburnu'ndaki anıt fevkalade dinamik heykellerdir. Ama Atatürk'ün öyle kıvırcık saçı yoktur. Öyle algılamıştır, çünkü bu memleketten yetişmiş, aynı heyecanı duymuş kişiler değil, ithal heykeltıraşlardır. Tabii Sarayburnu Anıtı'nda, o anotomideki bir insan o kadar abartılı bir kılıcı, o kınından çıkaramaz. Ama bugün Michelangelo sağ olsaydı, bir Atatürk heykeli yaptırsaydık acaba o mitolojik heykelleri gibi muvaffak olabilecek miydi?

'Beni hiç sevmiyorlar'

- Sonuç olarak o heykelleri bizim heykeltraşlarımız sevmemişler.

- Beni de hiç sevmiyorlar, yerin içine batırıyorlar hatta Meclis'ten karar çıkartmaya kadar gittiler. Tabii 40 yıl evvel beni akademiye bir heykel tenkiti yüzünden almayanlardan, bunun acısını çıkarttım.

- Nasıl? Türkiye'yi Atatürk heykelleriyle donatarak mı?

- 350 tane heykelin hepsini kendileri yapacaklardı. Fiyatı aşağı aldım, fiberglas çalıştım. Tabii herkesin, her okulun bir alım gücü vardır.

- Ya bundan sonra hiç kimse ve hiçbir kurum Atatürk heykeli sipariş etmese ne yaparsınız?

- Diğer birikimlerimi kullanırım. Ama yine armağan niteliğiyle de olsa heykelleri devam ettiririm. Şimdi de mermercilik profesörü olana kadar mücadele edeceğim. Şahsımı bırakalım, öyle muvaffak gençler var ki, öğretim üyeleri onları istedikleri gibi kullanıyor, kendilerinin önüne geçmelerine fırsat tanımıyor. Ben dahil Türkiye'de heykeltıraş olmadığını iddia ediyorum. Atölyeler çok yetersiz. Eğer talebeler Marmara Üniversitesi'nin Heykel ve Seramik Bölümü'ne gidip orada vakit harcayacağına Anadolu Hisarı'ndaki çamurcu Hasan Usta'ya gitseler daha iyi çalışırlar. Bir TV programında buyursunlar hep beraber Türkiye'deki heykelleri tartışalım. Bir komisyon oluşturalım heykellerin bozuk olanlarını değiştirelim.

'Rekorlar kitabına girer'

- Sizinkilerin ne kadarı bozuk çıkar?

- Tabii karga da kendi yavrusunu dünyanın en güzel şeyi olarak gösterir.

- Yani başkalarınınkilerle sizin Atatürk heykellerinizi mi yarıştıralım?

- Yarıştıralım değil. İnsan tenkit ederken kendi bir yerde olacak.

- Ama sizin de babanızın da adı belli başlı heykeltıraşlarımız listesinde yok.

- Beni bırakın, babamın tamamen geçmesi lazım. Barbaros Anıtı'nın maketini bile büyültemediler, babam büyüttü. O anıtın hakiki heykeltıraşı durumundadır babam. Bizim adlarımızın geçmemesinin nedeni bir tekelleşme vardır. 1 tane heykel yapanın ismi vardır 350 tane heykel yapanın yoktur. Bir liderin bu kadar heykelini yapan kişi rekorlar kitabına girer.

- Yine de içlerinde en iyisi benim mi diyorsunuz?

- 5 ay kadar önce Emlak Bankası'nın bir profesör heykeltıraşa yaptırdığı ve Kumburgaz Ortaköy beldesine dikilen Atatürk heykeli, 48 saatte geri indirildi. Yerine tarafıma sipariş edilerek beğeni kazanan heykel dikildi. Daha sonra bu indirilen heykelin Emlak Bank Bahçeşehir Meydanı'na dikildiğini okudum ve çok üzüldüm. Bu heykel engizisyon mahkemesi reisi kıyafetinde ve suratında. Atatürk'le alakası yok. Geçen gün de yine akademisyenlerin diplomalarına güvenerek detaylara girmemelerinden dolayı, Aydın'daki bıyıksız ve şekilsiz Efe Anıtı'nın, paldır küldür indirilmesini hicranla izledik.

'Jüri heyeti oluşsun'

- 1.12.37 tarihli bir Bakanlar Kurulu kararı var. Atatürk heykellerinin plastik açıdan yetkinliklerine karar verecek bir jüriye dair. Bugüne kadar bu jüriye tek bir Atatürk heykeli girdi mi?

- Onu bilmiyorum. 12 Eylül'den sonra Atatürk heykelleri, büstler, maskları yapılıyor her yerde harıl harıl. Bunu herkes bir ticari meta haline getirmesin diye bir Heykel İzin Komisyonu kuruldu. Meclis'e bir mask, bir rölyef götürdüm. General Karakoyunlu bana, "Sen Mehmet İnci'nin oğlusun değil mi? Sizin için değil bu izin belgeleri, yeni çıkan müessesseler için" dedi ve hemen izin belgesini imzaladı. Şimdi yeniden böyle bir komisyon toplanmalı ama jüriye akademisyenler, heykeltıraşlar hiçbirimiz girmeyelim.

- Jüriye heykelden anlamayanlar mı girsin?

- Hayır, ama sırf heykeli yapan heykelden anlar diye bir saplantıya girmeyelim. Mesela ben ressam değilim ama resmin en azından genel değerlendirmesini yapabilecek biriyimdir.

- Peki kendi heykelleriniz sizi heyecanlandırıyor mu?

- Heyecanlandıranlar var, hepsi değilse bile.

- O zaman neden piyasa işlerini bırakıp sadece heyecan veren heykeller yapmıyorsunuz?

- Artık yenisinin değişimini yapmanın da bir anlamı yok. Bugün eğer TC Devleti üst yöneticilerinin de kabul ettiği bir sima varsa bunu ben değiştirip acaba şu nasıl olur bu nasıl olur diye arayış içinde olmama gerek yoktur.

Parasını bile alamıyor

- Sanatçı hep bir arayış içinde olmamalı mıdır?

- Bu ancak değişik taleplerle olur. Bizde heykeltıraş yetişmemesinin bir sebebi de bu. Avrupa'da yetişen büyük sanatçıların arkasında prensler, krallar vardı.

- Atatürk heykellerinin arkasında da devlet var.

- Devlet var derken, bu bir mali güç konusu. Diğerinde sınırsız bir yaşam garantisi var. Ben belediyelere verdiğim heykellerin bile parasını almakta zorlanıyorum. Belediyeler maaş ödeyemiyor, okullar yakıt alamıyor, gündelik ihtiyacını gideremiyor ama mecburi tamimle yapılması lazım Atatürk büstü. Onu bile para toplayarak yapıyorlar.

- Bu kadar heykelden sonra Atatürk rüyalarınıza giriyor mu?

- Rüya görmüyorum da her yerde Atatürk siması arıyorum. Nerede bir resmini görsem saklıyorum. Hatta arkadaşlar bana "Atatürk'ü yapa yapa Atatürk'e benzemeye başladın" diye takılıyor.

- Heykellerin Atatürk sevgisine katkısı oluyor mu?

- Sevgisi değil de ilkelerine oluyor. Çünkü onun askeri giyim tarzı bile bir atılımın ifadesidir.

- Teşekkür ederim.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr