ÇARŞAMBA 29 EKİM 1997

F.DİLEK KANTOĞLU (SHA)
Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, Metris Cezaevi'nde, 8 Temmuz 1997 tarihinde meydana gelen ve 5 kişinin ölümüyle, 53 milyar liralık da maddi zararla sonuçlanan isyanla ilgili soruşturmayı tamamladı.
Olayla ilgili 90 sayfalık iddianame hazırlayan savcılık 235 sanık hakkında, "Cezaevinde silahlı isyan çıkarmak; elebaşılık yapmak; silahlı isyana iştirak etmek; faili belli olmayacak şekilde, canavarca hisle, suç delillerini gizleyip cezadan kurtulmak için 5 kişiyi öldürmek; 4 kişiyi öldürmeye tam teşebbüs; 1 kişiyi öldürmeye eksik teşebbüs; kasten yangın çıkarma; resmi evrakı tahrip ve yakarak yok etmek; yağma; izrar; 6136 sayılı kanuna muhalefet ve korku, kaygı ve panik yaratacak şekilde ateş etmek" suçlarından dava açtı.
İddianamede sanıkların bu suçlardan 3 yıl ile 36 yıl arasında değişen hapis cezalarıyla yargılanması talep edildi. Doğan Kalkan, Vedat Ergin, Ufuk Sessiz, Mehmet Şerif Erat, Orhan Kalkuz ve Ahmet Tunçoğlu başta olmak üzere, isyanı çıkartan, elebaşılık eden, cinayetleri işleyen ve emir veren 116 sanık hakkında ise toplam 906 kez idam cezası istendi.
İddianameye göre, Metris Cezaevi'ni ceheneme çeviren isyan şöyle gelişti: Olaydan bir gece önce Ali Demirkıran adlı mahkum şişlenerek öldürüldü. Bunun üzerine cezaevinin disiplin ve düzenini bozduğu anlaşılan bir grup mahkumun başka cezaevlerine nakli kararlaştırıldı. Ancak, sevk edileceklerini öğrenen Vedat Ergin ve Ufuk Sessiz ile arkadaşları, daha önceden cezaevine soktukları cep telefonlarıyla haberleşerek, sevki önlemek için ayaklanma çıkarmaya karar verdi. Vedat Ergin ve Ufuk Sessiz, diğer tutukluları, daha önce içeriye soktukları uyuşturucu maddeleri vererek ve cep telefonuyla görüşmelerini sağlayarak kendilerine katılmaları için ikna ettiler.
İsyancılar, infaz koruma memurlarından Muharrem Sarıkaya'yı karpuz verme bahanesiyle yanlarına çağırdılar. Karpuzun parmaklıkların arasından sığmayacağını söyleyerek de kapılarını açtıran isyancılar, Sarıkaya'yı rehin alıp anahtarlarını gaspettikten sonra diğer koğuşların kapılarını da açtılar. Bu sırada, yataklarını yakan bir grup isyancıda duman çıkmasını sağlayarak diğer infaz koruma memurlarının içeriye girmesini engellediler.
Öte yandan Orhan Kalkuz adlı elebaşı, cinayet suçlularının bulunduğu koğuşu isyana katılmaya ikna etti. İBDA-C ve İslami Hareket Örgütü sanıkları ise isyana katılmayı reddetti.
İsyancılar, idareyle arabulucuk yapması için çete davasından tutuklu bulunan Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin'le görüştüler. Şahin de, Vedat Ergin'in cep telefonundan İstanbul Emniyet Müdürü'nü ve diğer yetkilileri arayarak, isyancıların, "sevkler durdurulsun, ikinci müdür başka yere atansın" şeklindeki isteklerini iletti. Daha sonra özel timcilerle birlikte dışarıya çıkan isyanın elebaşıları, jandarmayla görüştü. Anlaşma sağlanamayınca elebaşılar içeriye döndü, İbrahim Şahin ve diğer özel timciler ise dışarıda kaldı.
Bu sırada, isyancılar koğuşları dolaşarak, dövüp, öldürmek için yüz kızartıcı suçtan tutuklu ve hükümlü olanları aramaya başladı. Metris Cezaevi'nde, Zeytinburnu, Sefaköy, Bağcılar ve Esenler Grubu olarak ayrı ayrı hareket eden gruplar, kendi semtlerinin sapığını öldürmek için anlaştı.
İsyancılar, tutukluların cezaevi kimliklerini ve tutuklama müzekkerelerini incelemeye başladı. Cinsel suçtan tutuklu bulunan mahkumlar, öldürülmek için arandıklarını öğrenince koridorlara dağıldı.
Ancak, isyancılar, "İsyan bitti, asker gelecek" söylentisini yayarak herkesin koğuşlarına dönmesini sağladılar. Cinsel suçluların bulunduğu koğuşa gelen isyancı grup,`Muhammet Demir, Şemsettin Demir, Kubilay Biçinciler, Sedat Demirez ve Feyzullah Özmen adlı cinsel suçluları birbiri ardına öldürmek için harekete geçtiler.
İsyancılar, sapık olarak niteledikleri 5 kişiyi önce dövdüler, sonra da yavaş yavaş ölmeleri için şah damarlarını keserek terkettiler. Daha sonra çıkan yangında cesetler yanarak tanınmaz hale geldi.
Yüksel Şengül, Erol Oymak, Osman Altay, Fehmi Başaran ve Sefa Ersoy adlı tutuklular ise, dövülerek ağır yaralandıktan sonra çıkan bir kargaşada saklanmayı başararak ölümden kurtuldu.
Mehmet Ali Koleş adlı bir sanık ise isyan boyunca, ellerinde şişler bulunan bir grupla PKK itirafçısı Murat Demir ve Murat İpek'i aradı.
İnsan avını bitiren isyancılar daha sonra, tutukluların yakınları tarafından gönderilen paralarla, eşyaların konduğu kasayı ve cezaevinin kantinini yağmaladı. Bu arada idari bölüme yönelen bir grup isyancı da tutukluların kayıtlarının bulunduğu infaz bürosunu yaktı. İsyan sırasında, revir kullanılamaz hale gelirken, duyarlı kapı, televizyon, X-Ray cihazı gibi birçok elektronik eşya, koğuş kapıları ve camlar kırıldı. Öte yandan, aralarında İbrahim Şahin'in de bulunduğu birçok tutuklunun giyecekleri ve değerli eşyaları isyancılar tarafından gaspedildi. Hasar belirleme tutanağına göre cezaevinde 53 milyar liralık zarar meydana geldi.
Cezaevindeki isyan 36 saat sonra güçlükle bastırladı. İsyandan geriye 5 ölü ve 11 yaralı ve 53 milyar liralık maddi hasar kaldı.
Savcılık isyanla ilgili soruşturma açtı. İsyana katılanlar hakkında bilgi toplamak için cezaevindeki koğuşlara boş kağıtlar dağıtan savcılar, tutuklulardan isyan gecesi gördüklerini bu kağıtlara yazmalarını istedi. İddianame hazırlanırken bu notlardan da yararlanıldı. İfadelerine başvurulan tanıkların isimleri gizli tutuldu. Ancak buna rağmen, cezaevindeki tanıklardan birinin konuştuğu gerekçesiyle şişlendiği öğrenildi.
Metris Cezaevi görevlileri hakkında da, 1997 yılı ve öncesinde, cezaevine rüşvet karşılığında uyuşturucu, silah ve cep telefonu sokmak, görevi ihmal ve kötüye kullanma suçlarından dava açılacak.
Ayrıca isyanla ilgili iddianame Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na gönderiliyor.