PERŞEMBE 16 EKİM 1997
Meclis Başkanı seçimleri, parlamentonun önümüzdeki yasama döneminde de entrikalar içinde yüzeceğini gösteriyor.
Siyaset kurumu, siyasetçi ve partiler, halkın güven duyduğu kurumlar sıralamasında perişan, yerlerde sürünüyor. Kendisine yeni bir başkan seçmek zorunda olan parlamentonun, küçük parti çıkarlarını bir kenara bırakarak ortak menfaatin gösterdiği doğrultuda bütünleşmek mecburiyeti vardır.
Ama önceki gün yapılan ilk iki tur seçim, bu mecburiyetin algılanmış olmadığını ortaya koydu.
Bu eleştiriyi öncelikle Refah Partisi hak ediyor.
Refah, Aydın Menderes'i aday gösterdi. Erbakan, meclisin ve milletin kabulüne göğsünü gere gere sunabileceği bir Refahlı bulamadı herhalde. Talihsiz bir kazanın sakat bıraktığı, fiziki engelleri nedeniyle bu önemli görevi taşıyamayacağı belli olan Menderes'i ileri sürdü.
Çünkü Erbakan için iktidar blokunda rahatsızlık yaratmak, iyi bir meclis başkanı seçmekten daha önemlidir.
Menderes'i öne sürmesi, yeteneklerine güvendiğinden değil, onu iktidar blokunda çatlama yaratmaya elverişli tek "silah" olarak görmesindendir.
Refah'ın gerçekte Aydın Menderes'e ne gözle baktığını Hasan Hüseyin Ceylan, Fransa'da yaptığı bir konuşmada ortaya koymuştu. "Saftorik" demişti onun için:
"Menderes saftır. 'Aydın Menderes'i cumhurbaşkanlığına teklif ediyoruz' dedik; duyunca hoşaf oldu. Şimdi 'Muhterem hocam' diyor, 'Arzı hürmet ederim' diyor."
Erbakan Salı günü "Bu iş nereye kadar giderse gitsin, sonuna kadar Aydın Menderes beyi destekleyeceğiz" dedi. Ama ikinci tur seçimde Refahlılar oylarını ANAP'lı Kamran İnan'da topladılar. Menderes'in oyu 145'ten 28'e düşerken İnan'ın oyu 32'den 169'a fırladı ve Kalemli'yi geçti.
İnan meclisin en birikimli, temsil yeteneği en yüksek üyelerinden biridir. Bu görevin hakkını verecek değerde, uluslararası saygınlığa sahip bir devlet adamıdır.
Ama Refah takımının İnan'a desteği onu meclis başkanı yapmak kararına değil, Mustafa Kalemli'yi bu yarıştan tasfiye etme kurnazlığına hizmet ediyor.
Çünkü ANAP'tan dört aday çıkmıştı ve ikinci tur sonunda en yüksek oyu bulan ANAP'lı, partinin tek adayı olarak üçüncü tura girecekti. Karar buydu.
Refah'ın bu oyunu sezildiği için şimdi İnan'la beraber Kalemli de üçüncü tura katılacak. Refah böylelikle ANAP grubunun iki ANAP adayı arasında bölünmesiyle ortaya çıkacak gruplaşmayı daha sonraki aşamalarda sömürmenin fırsatını kollayacak.
"Koyun can derdinde, kasap et derdinde" demişler. Meclis herhalde bu ilkel oyunu bozma basiretini gösterecektir!
Çok duygulu ve anlamlı bir töreni izlemek için İzmir'e gittim.
Bayraklı'da 5 bin kişinin yaşayacağı çağdaş bir site kuruluyor. Cumhurbaşkanı Demirel bu sitenin temeline ilk harcı koydu.
Bu töreni, benzerlerinden ayıran önemli bir fark vardı. Sitenin yükseleceği arazi, Karşıyaka'nın en güzel binalarını yapan Yüksek İnşaat Mühendisi Armağan Çağlayan'a aittir. Bu arazi, Armağan Çağlayan'ın kırk yıllık birikimlerinin en önemli değeridir.
Yetişkin üç çocuğu ile oturup karar vermişler: Bu siteden hisselerine düşecek 10 milyon Dolar tutarındaki kaynak ile kanser araştırmaları yapan bir eğitim vakfı kuracaklar.
Cumhurbaşkanı Demirel'i bu törene getiren sebep de, işte bu alicenaplık.. Bu ruh yüceliği..
Özgül Çağlayan'ı dört yıl önce eşi Armağan'dan ve çocukları Berrak, Billur ve Hüseyin'den koparan hastalık kanserdi.
Çağlayan ailesi, varlıklarının büyük bir kısmını kanser savaşına vakfetmek suretiyle yalnız aynı acının tehdit edeceği başka mutlu aileleri korumakla kalmıyor, Özgül Çağlayan'ın anısına da en makbul armağanı sunuyor..