SALI 07 EKİM 1997

Sezen Aksu ve Ahmet Utlu'nun boşanma kararını, şarkılarla yazan 23 yıllık hakim İzzet Doğan'dan yaşam değerlendirmesi: "Duygular hayatı yaşanır kılır."NURTEN ERTUL
Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görev yapan Hakim İzzet Doğan, bir hafta öncesine kadar, yine davalara giriyor, çeşitli kararlara imzasını atıyordu ama davasına baktığı tarafların dışında kimse onu tanımıyordu. Ta ki, geçen hafta, Sezen Aksu ile gazeteci eşi Ahmet Utlu'nun boşanma kararını verene kadar... 48 yaşındaki Hakim İzzet Doğan, yazdığı duygu yüklü gerekçeli kararla, insanların gözündeki klasik hakim görüntüsünü bir anda değiştirdi. Çünkü Doğan, ağır hukuk dilini bir kenara itip şarkılarla, şiirlerle bezediği bir karar kaleme aldı. Bu karar, "Ben her bahar aşık olurum" dizesiyle başlayıp, "Dönüşü yok beraberce karar verdik ayrılmaya" diye bitiyordu.
Bu duygu yüklü satırların ardından hukuksal hükmü kısa olarak belirterek Sezen Aksu ve Ahmet Utlu'nun boşanmasına karar veren hakim İzzet Doğan, "Davalı gazeteci Ahmet Hamdi Utlu, davalı Sezen Aksu olunca boşanma kararlarının gerekçesi de hiç kuşkusuz alışılmışın ve sıradan olmanın ötesinde yazılır" diyordu ve bu ilginç kararı nasıl yazdığını şöyle anlatıyordu:
"Boşanma kararının gerekçesini gece yazdım ve dilimde Sezen'in hiç düşürmediğim bu sözleri vardı. Sezen gibi bir sanatçı ile başka iklimleri solumak için dağları, denizleri, çölleri aşan gezgin bir gazeteci Ahmet Utlu'nun boşanma kararları da onlara yakışır düzeyde olmalı diye düşündüm. Ve beynimden geçenlerle, dilimde dolaşan şarkı sözleri bir anda karar olarak kağıda döküldüler. Belki bu karar yargıya klasik kararlardan farklı gelecek. Ama ben yargının da artık mevcut bağlarından kopmasını ve yeniden yapılanmasını istiyorum. Özellikle o kimsenin anlamadığı, Arapça, Farsça kelimelerle dolu dilinin artık terk edilmesini istiyorum."
Şimdi herkes, korkulan, çekinilen hakim tanımını "duygusal hakim"e dönüştüren İzzet Doğan'ı konuşuyor, onu merak ediyor. Hakim İzzet Doğan, en az gerekçesine konu yaptığı şarkılardaki kadar duygusal... Klasik Batı Müziği ve sanat tutkunu olan, hayatı yaşanır kılan tek şeyin duygular olduğuna inanan hakim Doğan, haftada iki kez eşine çiçek gönderiyor.
Hukuk Fakültesi'nde okuduğu yıllarda gazetecilik yapmış hakim İzzet Doğan. Sonra 23 yıldır görev yaptığı kürsü ile tanışmış. Öğretmen olan eşi ile 32 yaşında evlenen İzzet Doğan 18 yıllık evliliğini yoğun bir duygusallıkla yaşamış ve yaşamaya da devam ediyor. 16 yaşında bir oğlu olan hakim Doğan, "Duygusal gerekçeli karar" ile birlikte kendini şöyle anlatıyor:
"Bizler hep çekinilen insanlar olarak görülüyoruz. İnsanların aralarındaki sorunları hukukla çözüp anlaşılmaz bir dille kağıtlara döküyoruz. Fakat ben bütün kararlarımı, Sezen Aksu'nun boşanma davasında olduğu gibi güzel, anlaşılabilir, iyi bir Türkçe ile yazmak isterim. Çünkü Türkçe'nin doğru ve yerinde kullanılmasından yanayım. Türkçe'nin, yabancı ve anlaşımayan kelimelerden arındırılması gerektiğini düşünüyorum."
"Sanatı ve sanatın her dalını çok seviyorum. Fırsat buldukça opera ve tiyatroya gidiyorum. Haftada en az bir gün eşime ve evime bir buket çiçek yolluyorum. Bu duygusallıklar hayatı yaşanır kılıyor. Bu duygusallığımın yanı sıra, Klasik Batı Müziği tutkunuyum. Evimde ve ofisimde sürekli Vivaldi, Çaykovski, Bach, Mozart ve Bethoven dinleyip huzur bulurum. Hemen hemen bütün vizyona giren filmleri kaçırmam. Opera ve konserler de hayatımda vazgeçilmez bir yer dolduruyor. Son alarak Flemenko Dansı ve Afrika Dansı'nı izledim. Afrika Dansı bir harıkaydı. Çünkü son derece özgün ve yaratıcı figürler vardı. Ayrıca bizden çok uzak olan bir kültürü anlatıyordu."
Bir süre önce boşanma kararı verdiği Sezen Aksu'yu 1977 yılından bu yana dinlediğini belirten Hakim İzzet Doğan şöyle devam ediyor: "Sezen çok beğendiğim ve takdir ettiğim bir sanatçı. 1977 yılından beri şarkılarını dinlerim, ezberlerim, söylerim. Hep dilimdedir onun şarkıları. Ahmet Utlu da doğaya tutkusu açısından hoşuma giden bir insan. Onun da çalışmalarını dikkatle takip ediyordum. Belgesellerini izledim. Bu iki değerli insanın hayatlarındaki o önemli kararını onaylamak bana düştü. İkisinin boşanma gerekçesi sıradan olamazdı. Çünkü ortada ne bir anlaşmazlık, ne kavga ne hakaret vardı. Ortada sevgi vardı. Böyle bir durumda 'İnsanı niye boşadın' derlerdi. Ben de boşanma nedeni olarak, duyguların her ikisinin de yaratıcılıklarını engellemesini gördüm ve gerekçeye bunu yazdım. Onlar böyle bir kararı hak etmişlerdi."