ÇARŞAMBA 24 EYLÜL 1997
"Çekimler sırasında yorulmuştu. 'Biraz ara verelim' dedim. 'Olur' dedi. Elimi tuttu ve 'sıkı tut, düşmeyeyim' dedi. Makyaj odasına girdik. Bir anda dizlerinin üzerine çöktü. Derin bir nefes aldı. Sonra rahatladı. Meğer son nefesini almış ve vermiş. Hemen doktor çağırdım, ama artık aramızdan ayrılmıştı."
Bu sözler, Zeki Müren'in öldüğü sırada yanında olan iki kişiden Kürşat Özkök'e ait. Hani, TRT'de Zeki Müren belgeseli yapan ve son gününde kendisini çok yorduğu için suçlanan TRT yönetmeni Kürşat Özkök.
Bugün Türkiye'nin en büyük sanatçılarından Zeki Müren'i kaybedişimizin yıldönümü.
TRT yönetmeni Kürşat Özkök, Zeki Müren'in ölümünden bir yıl sonra ilk kez konuştu. O üzücü günün bütün ayrıntılarını ilk kez anlattı.
Kürşat Özkök, Zeki Müren'in ölümünden sorumlu tutulmuştu bazı gazete ve tv'ler tarafından. Çünkü Özkök, Zeki Müren'i hasta haliyle Bodrum'dan alıp yorucu bir yolculuktan sonra İzmir'e getirmiş, ünlü sanatçı bu tempoya dayanamamıştı.
"Bu eleştiriler o günden beri içimde dert oldu" dedi Kürşat Özkök. Sonra da ekledi "Bu konuda bir yıl sustum. Ama şimdi anlatmak istiyorum."
"Zeki Müren'i İzmir'e götürme fikri nereden çıktı?" diye sordum.
Anlattı: "Zeki Müren belgeseli hazırlamıştım TRT için. Ancak Zeki Müren'le henüz görüşme sağlayamamıştım. Telefonla aradım ve belgeseli anlattım. Görüşmeyi kabul etti. Dosyalarla gittim. Çok heyecanlandı. Belgeselin son bölümünü birlikte çekmeye karar verdik. Çok güzel bir belgesel oldu. Yayınlandıktan sonra aradı ve teşekkür etti. Ben de kendisine bir ödül vermek istediğimizi söyledim. Onu da kabul etti."
Kürşat Özkök gözleri hafif nemlenerek anlatmaya devam etti:
"Ödülünü Bodrum'daki evinde verecektik. Ama Zeki Müren son anda yağmur olur, çamur olur düşüncesiyle bir otelde yapılmasını teklif etti. Bunun üzerine Magumba Otel'de yapmaya karar verdik. Tam anlaşma imzalıyorduk ki, gece beni telefonla aradı ve 'İzmir'de stüdyoda yapalım' dedi. Aslında stüdyo benim işime gelmiyordu, çünkü evinde ya da otelde yapsak sadece TRT dolacaktı orada. İzmir'e gidince bütün basın karşımıza çıkacaktı.
Hemen İzmir'le konuştum. Bize çok sıkışık olmalarına rağmen bir stüdyo ayarladılar. Dekorcu arkadaşımız Melda Tekin Kulaç olağanüstü bir tempo ile iki günde stüdyoyu hazırladı."
Kürşat Özkök "Önemli olan yolculuk" diyerek sözlerini sürdürdü:
"Zeki Müren'e İzmir'e helikopterle gidebileceğimizi söyledim. Yüksek tansiyonu olduğunu helikopterle gitmesinin sakıncalı olabileceğini söyledi. Bunun üzerine sanatçıların kullandığı, arka koltukları yatak olabilen özel bir minibüs kiraladık. Zeki Müren çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle günde tam 35 tane ilaç içiyormuş. Ama yolculuk sabahı bu ilaçları içmedi. Çünkü bu ilaçlar terletiyormuş. 'Çekim sırasında çok terlersem halka karşı saygısızlık olur' dedi. Bodrum'dan çıkarken diğer gazetecilerin görmemesini istedi. Çünkü doğal kıyafetindeydi. Kilolarından rahatsızdı, makyaj yapmadan ve kostümünü giymeden fotoğraf çekilmesini ve bunların yayınlanmasını istemiyordu. 'Halk beni böyle tanımıyor, saygısızlık yapamam' diyordu. Yolculuk çok neşeli geçti. O kadar çok espri yaptı ve güldü ki anlatamam.
Zeki Müren'in ödül töreni için yanında Ajda Pekkan ve Muazzez Ersoy'u istediğini söyleyen Kürşat Özkök bir de şu ilginç bilgiyi aktardı. Zeki Müren Ajda'yı çok sevdiği için yanında görmek istemiş. Muazzez Ersoy'u ise tanımıyormuş. Ancak Muazzez Ersoy'un Bülent Ersoy şovuna katılmayı kabul etmemesi onu çok etkilemiş. "Bu hanımefendiyi çok beğeniyorum, bir de o olsun" demiş.
Zeki Müren İzmir stüdyosunda "son gece" adını verdiği elbisesini giymiş. Program başlayana kadar da hiç oturmamış. "Çünkü" demiş "Eğer oturursam ütüsü bozulabilir. Halkın karşısına ütüsü bozulmuş giysiyle çıkacak kadar saygısızlık yapamam." Kürşat Özkök "Bu sözleri ile Zeki Müren'e hayranlığım daha da arttı" diyor.
Zeki Müren çekimler sırasında hafif sararmış ve yüzü kasılmaya başlamış. Ara verildiği sırada da... Gerisini biliyorsunuz.
Zeki Müren çağın en önemli sanatçılarından biriydi. Tam istediği gibi hiç kopamadığı sahnede verdi son nefesini. Kürşat Özkök'ü dinlerken "Sanki" dedim kendi kendime "Zeki Müren ölümü bekliyordu ve hatta sahnede ölmeyi tercih etti."
Öyle ya, hergün içtiği 35 ilacı almıyor, uzun bir yolculuk yapmayı kendi istiyor, giydiği kostüme bile "Son gece" adını veriyor. Yorulmayı göze alıyor ve en önemlisi kalbi sıkıştığında hiç direnmiyor, derin nefes alıp kendini bırakıyor.
Zeki Müren'i bir yıl önce, kendisine yakışan bir ölümle uğurladık. Ruhu şâd olsun.
Zeki Müren'le yapılan son röportajda ilginç bir bölüm var. Bugüne kadar yayınlanmamış bu konuşma bana Zeki Müren'in içinde bulunduğu ruh hali ilgili ipucu veriyor. Bu bölümü aynen aktarmak istiyorum:
SORU: Tiyatro sanatçısı olsaydınız hangi rolü oynamak isterdiniz?
ZEKİ MÜREN: Henüz alkışlar devam ederken inzivaya çekilmiş bir bestecinin hayatını oynamak isterdim. Geçmiş yıllarda yaşanmış bir aşkın sonucu inzivaya çekilmiş bir besteciyi oynamak isterdim. Bu aşkın sonucunda intihar etmiş bir besteci olmak isterdim.

Bu notun başında çekimler sırasında "sağ profil'in kullanılmasını" istiyor. Çünkü saç şeklinin buna mecbur bıraktığını belirtiyor.
Zeki Müren son notunda okuyacağı şarkıları da seçmiş. Kürşat Özkök "O kadar titiz bir sanatçıydı ki, şarkılarını yazdıktan sonra yanına bunları nereden bulacağımızı da eklemişti. Sadece bununla da kalmaz, işini takip ederdi. Şarkıları bulup bulmadığımızı, verdiği adresleri arayıp aramadığımızı da sorardı" dedi.
Zeki Müren herşeye rağmen sesinin eski formunda olmadığını düşünerek "canlı" yayınlanacak parçalar için "sesim iyi ise" notunu düşmeyi ihmal etmemiş.
Zeki Müren'in son notu, özellikle programcıların çok iyi bildiği "Kekere mekere" tekerlemesiyle ile bitiyor. Zeki Müren bu tür notlarının altına bu tekerlemeyi mutlaka yazarmış.