ÇARŞAMBA 10 EYLÜL 1997

SAYGI ÖZTÜRK-KAMİL ELİBOL
Tokat - İstanbul'dan başlayan uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra nihayet Reşadiye'ye gelmişlerdi. Sıra arkadaşlarına ulaşmaya kalmıştı. Kurduğu son bağlantıda PKK grubunun Çakırlar Köyü yakınında olduğunu öğrenmişti. Akşam saatlerinde Çakırlar Köyü'ne ulaşmışlardı. Her şey yolunda gidiyordu.
Köylüler akşamın bu saatinde gelen iki genci ilk kez görüyorlardı. Bir işaretle 3 erkek, 5 kadın birden bire iki gencin üzerine saldırdılar. Bir köylü silahını çıkarttı:
Birden eller havaya kalktı. Kadınlar kalın ipleri getirdiler. İki genci erkeklerin yardımıyla kıskıvrak bağlayıp evin içine kadar sürüklediler. Reşadiye Jandarma Komutanlığı'na, "Biz burada iki şüpheli adam yakaladık. Gelip bakın" dediler.
Yakalanan gençler kısa bir direnmeden sonra çözüldü:
"Ben Adıyaman ili Gerger ilçesi Yenimahalle nüfusuna kayıtlı Hayri Kod adlı Mehmet Boğatekin. Örgütteki görevim bomba hazırlamak, bomba yerleştirmek. Örgütten aldığım talimat üzerine İstanbul'a gittim. Bana verilen talimat uyarınca da Sinan Gündoğdu'yu buraya getirdim."
"Ben Malatya'nın Arguvan ilçesi Yazıbaşı Köyü nüfusuna kayıtlı Sinan Gündoğdu. Cezaevinden yeni çıktım. Örgüte katılmak üzere buraya getirildim."
İki militan günlerce sorgulandı. Çakırlar Köyüne geliş amaçları arasında Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin'in köyü olması nedeniyle araştırma yapıp yapmadıkları da soruldu. Örgütün sığınaklarına gidildi. Girilen sığınakta önemli bir fotoğraf bulundu. PKK ile DHKP-C aynı sığınaklarda kalıyor. PKK'lıları yakalayan köylüler, yaptıklarıyla övünüyor. Ancak o zamandan bu yana yaşamları hayli değişti. Köylüler her an bir PKK baskınına uğrayacağını düşünüyorlar. Ve buna karşı silahlanmış vaziyetteler. Artık ciddi bir hedef olduklarını biliyorlar, ona göre de önlem alıyorlar.
Tokat'ta hemen hemen her dönem sol örgütler var. Aslen Tokatlı olup da büyük kentlere göç eden ailelerin çocukları Tokat kırsalında DHKP-C ile TİKKO örgütlerinin içinde yer alıyor. Akrabalık bağları nedeniyle de yardım ve yataklık görüyorlar. Yöre için fazla tehlikeli olmayan bu örgütler, PKK'nın gelmesi ve bunların ses getirmek için eylemlere başlamasıyla birlikte varlıklarını kaybetmemek için eylemlere başladı.
Yakalanan bir militan, ifadesinde PKK'nın Tokat'ta gerçekleştirdiği kanlı eylemi şöyle anlatıyor:
"Burada olduğumuzu duyurmak için ses getirici bir eylem yapmamız gerekiyordu. Tokat'ta yol kesmeyi düşündük. Yol keseceğimiz yerde un fabrikası vardı. Burada bir kaç adam öldürürsek de ses getireceğine inandık. Fabrikaya baskın yaptık. Fabrika sahibi Mustafa Çivi'nin aynı zamanda Borsa Başkanı olduğunu öğrendik. Çivi'nin yanındaki TEDAŞ eski İl Müdürü Naci Özen, Tedaş Müfettişi Ahmet Duygu'nun öldürülmesinin etkili olacağını düşündük. Üçünü de öldürdük."
Tokat'ta dengeler çok hassas. Sünni vatandaşlar, PKK ve diğer sol örgütlere alevi vatandaşların yardım ettiğine inanıyor. Bize köy isimleri söylüyorlar. Bunlardan birisini konuştuğumuz askeri yetkiliye soruyoruz. "Olur mu öyle şey. O köyde doğup büyümüş, her yıl memleketine gelen çok değerli subaylar var. En çok güvendiğimiz köylerden birisi" diyor.
PKK, Sünni-Alevi kardeşliğini bozmak için ne gerekiyorsa yapıyor. Özellikle sünni köylerinde kendilerine Aleviler'in yardım ettiklerini söylüyorlar. PKK'nın yörede tutunabilmek için DHKP-C'den gördüğü yardımların yanı sıra, PKK bünyesinde oluşturulan "Devrimci Halk Partisi"yle de devrimciliğini ön plana çıkarıp sempati toplamaya çaba gösteriyor.
PKK'nın yeni kimliği ve DHKP-C'nin desteği sayesinde bazı köylerden yardım aldığı kesin. Güvenlik birimlerinin yetkilileri, "PKK'lılara yardım edenler olmazsa burada barınamazlar" diyor.
Tokat'ın Reşadiye, Almus, Niksar yöresinde dolaşan PKK'lılara yönelik operasyonlar da aralıksız sürüyor. Tokat-Erzincan yolunun kesilmemesi için zırhlı araçlar sürekli devriye dolaşıyor. 3'üncü Ordu'ya bağlı birliklerin operasyonları aralıksız sürüyor. Tokat tam anlamıyla bir operasyon bölgesi olmuş. Tedirginliğin, huzursuzluğun had safhaya çıktığı köylerde halk görülmemiş bir biçimde silahlanıyor. Pompalı, yarı otomatik ve otomatik silah ruhsatı almak kolay olduğu için hemen herkes silahlanıyor. Aynı evde birden çok silah olduğunu en yetkili kişiler söylüyor.
Tokat Valisi Ayhan Çevik, yörede sevilen bir isim. Sorunun dallanıp budaklanıp büyüyeceğini aylar önce İçişleri Bakanlığı'nın yetkililerine sözlü ve yazılı olarak anlatmış. Vali terörün mutlaka ortadan kaldırılacağına inanıyor. Terörle mücadelenin birlik-beraberlik ve sabır işi olduğunu anlatan vali, paniğe gerek olmadığını söylüyor, halktan devlete güvenmelerini ve yardımcı olmalarını istiyor.
Tokat'ta büyük sanayi yatırımları var. Yörenin ileri gelenleri, kitle örgütlerinin yöneticileri de törörden rahatsız. "Yeterki terör olmasın. Sünni-Alevi kardeşliği bozulmasın" diyorlar. İşte bu nedenle terörün ortadan kaldırılması için ne gerekiyorsa üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını anlatıyorlar.
PKK, DHKP-C ve TİKKO yörede üstünlüklerini kabul ettirmek için eylemler yapıyor. Almus Mescit Köyü eski muhtarı Cemalettin Yüksek, Yağmurlu Belediye Başkanı Hasan Utku TİKKO militanları tarafından "ihbarcı" oldukları gerekçesiyle öldürüldü. PKK'lılar fabrika sahibi ve iki arkadaşını öldürürken, TELEKOM binası yaktılar. Yol kesip vatandaşın parasını, saatini aldılar. Vilayet ve Emniyet Müdürlüğü'nün arkasına bomba yerleştirilmiş. Terörle mücadelenin kaçınılmaz sonucu şehitler de verilmiş.
Terör olaylarındaki gelişmelerin mevcut jandarma ve polis güçleriyle önlenemeyeceği biliniyor. Mevcut güvenlik güçlerinin günlük asayiş hizmetlerini yerine getirecek araç, gereç ve kuvveti bulunuyor. Harita başında vali Ayhan Çevik anlatıyor:
"Tokat ili son zamanlarda meydana gelen terör olayları ile birlikte, terörle mücadelede birinci derecede iller arasına girmiştir. Yasadışı örgütlerle yapılacak mücadelede başarı elde edilebilmesi için bölgeye komando birlikleri ile yörede devamlı konuşlandırılacak eğitilmiş piyade birliklerinin gönderilmesi faydalı olacaktır. Niksar, Almus ve Reşadiye kırsalını kontrol altına alabilmek ve bu bölgede devamlı kalmak üzere iki Jandarma Komando Bölüğü konuşlandırılmalı. Mevcut 9 Jandarma İç Güvenlik C Timleri araç-gereç ve personel yönünden daha da güçlendirilmeli. Jandarma zırhlı araç yönünden güçlendirilmeli. Bölgenin sık ormanlarla kaplı olması nedeniyle iz takibi yapılamamaktadır. Bunun için iz takip köpeklerinin bakıcısı ile birlikte gönderilmesi gerekmektedir. İl ve ilçelerdeki amir-memur ve personel sayısı mutlaka artırılmalıdır."
Vali Çevik isteklerini böyle sıralıyor. Şimdi söz Ankara'nın...
Yarın: Yaylalar boşalıyor