kapat

PERŞEMBE 21 AĞUSTOS 1997

Hasan Cemal (e-posta:hcemal@sabah.com.tr )

Kulp'ta bataklık kurutmak...

Aş ve iş, okul, öğretmen, sağlık hizmeti, doktor, ebe, hemşire... Güvenlik sorununda büyük bir aşamayı geride bırakan Güneydoğu şimdi bu hizmetleri bekliyor. İş sade bunlarla sınırlı değil tabii. Ama bunlarsız mümkünü yok bataklık kurumaz!

Kulp- Ateş! Bu komutla düğmeye basılıyor. Ağırdan dönmeye başlıyor koca pervane. Pata pata sesleriyle yükseliyor helikopterimiz.

Sıcak!

Gölgede 37-38 derece...

Diyarbakır'ın Lice ilçesinden, dağların yamacındaki bir başka ilçeye, Kulp'a doğru uçuyoruz. Askeri helikopter tepelere teğet geçiyor. İki yanımız dağ, vadinin içinden uçuyoruz. Gencecik pilotun başındaki kaskın arkasına kocaman yazmışlar:

"Doktor görmeden kaskımı çıkarma. Felce neden olma!"

Sarıyla yeşilin birbirini bıçak gibi kestiği topraklar uzanıyor altımızda. Yeşiller ekili. Sarılarda ekin biçilmiş...

Harikulade bir manzara!

Lice'deki komutanı dinledik:

"Son bir yılda Lice ve çevresinde imha edilen dişi Hint keneviri, kubar ve esrarın Diyarbakır değeri 138 trilyon lira tutuyor. Bu arada tarlaların arasına kamufle edilerek ekilmiş 2 bin kök haşhaşı da imha ettik. Biliyorsunuz bu eroinin hammaddesi. Fazla değildi. Deneme mahiyetinde, ancak bir oda büyüklüğünde bir alana dikmişler."

PKK ve uyuşturucu!

Nereye gitsek, en çok kulağa çalınan konulardan biri bu...

Savaş çarpanı...

Kulp Çayı'nın üzerinden bir kavis çiziyoruz. Altımızda Muş Güneyi Dağları. Güneydoğu Torosları'nın bir bölümü...

"Her orduya kısmet olmaz bu" diye anlatıyor, "Müthiş bir savaş aygıtı çalışıyor, oluşuyor buralarda. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin savaş aygıtı... Olağanüstü bir muharebe tecrübesi ediniyoruz. Al bu iki kolorduyu buradan, götür bir başka yere, yine fevkalade savaşır. Biz askerler buna savaş çarpanı diyoruz."

Kulp, sırtını dağlara, yalçın kayalıklara dayamış. İlerisi Silvan, Sason...

Pata pata uçuyoruz.

Sason deyince, aklıma Cemal Madanoğlu Paşa geliyor. Bu dağlarda, 1930'lu yıllarda devlete isyan edenleri kovalamış...

12 Eylül dönemiydi.

Cumhuriyet'te Paşa'nın anılarını yayınlamaya başlamıştık. Tam Sason Harekatı'nı anlatırken, sıkıyönetimden gelen bir emirle diziyi yarıda kesmiştik.

Şeytan üçgeni...

"Kulp için bir zamanlar PKK'nın askerlik şubesi denirdi. O zamanlar çarşıda silahlı olarak dolaşırdı teröristler. Bir astsubayı çarşının ortasında şehit etmişlerdi. Uzun zaman caddenin ortasında öylece yatmıştı. Kimse alamamıştı. Bir hakimle bir savcıyı lojmanın önünde vurmuşlar, ellerini kollarını sallaya sallaya gitmişlerdi."

Bir zamanlar böyleymiş Kulp!

Mehtap pırıl pırıl.

"Bak şu ışığın parladığı tepe var ya" diye anlatıyor, "Orası Kaletepe. Kulp'a 15 kilometre mesafede. Dört beş yıl öncesine kadar Şemdin Sakık'ın eğitim kampı vardı o dağda..."

Diyarbakır'ın Lice-Kulp-Genç ilçeleri... Buraya şeytan üçgeni diyen de var:

"Kuzey Irak'tan giren terörist, Batman-Sason istikametinden, şu Çaçi Dağları'ndan şeytan üçgeninde toplanır. Buranın dağlık arazi yapısından yararlanarak Kuzey'e, Batı'ya geçebilir."

Kulp artık kolay geçit vermiyor PKK'ya. 1993'ten sonra alan hakimiyetini de psikolojik üstünlüğünü de kaybetmiş asker karşısında. Kulp'un içinde bir zamanlar sadece 1 astsubayla 20 er varmış sadece. Bu geçmişte kalmış...

Artık gece de...

Bir komutanın sözleri:

"Artık yalnızca gündüz değil, gece de kovalayan biziz. Üstünlük bizde... Her yerde hazır ve nazırız."

Aynı komutan ekliyor:

"Karşısında hep asker görüyor buranın insanı. Her şeyine asker koşuyor. Bunun değişmesi lazım. Bu bir topyekun mücadele... En başta öğretmeniyle, savcısıyla, doktoruyla, ebesiyle, yeni iş yerleriyle... Özellikle bu bölgeye dönük radyo ve televizyon yayınları şart... Bataklığın üstündeki sivrisineği öldürmekle bataklığı kurutamayız."

Her yerde kulağımıza çalınan yakınma... Bu açıdan Kulp'ta durum nasıl?

Parlak sayılmaz.

Kulp Kaymakamı Salih Işık. 33 yaşında. Mülkiye mezunu. İşte geçen pazartesi akşamı kendisinden dinlediklerimin özeti:

"Kulp'un 50 köyü var. 14'ü tamamen boş. 12'si kısmen boş. 179 mezrası var Kulp'un. 79-80'i tamamen boş... Köylerde 9 sağlık evi, 3 sağlık ocağı var. Hepsi kapalı... Güvenlik yeterli olmadığı için, personel olmadığı için... Kulp'un kırsalında 73 okul var. 23 yerde nüfus göçtüğü için okul kapalı. Geriye kalan 50 okulun geçen yıl 8'ini açtık. Bu sene daha çok öğretmen verecekler, daha çok okul açılacak. İşsiz çok. Kulp merkezine çevreden yığılma olduğu için ev sıkıntısı var. Ayrıca merkezdeki 12 bin nüfusa 4 doktor düşüyor."

Kulp böyle!

Güvenlik sorun olmaktan büyük ölçüde çıkmış. Özellikle ilçe merkezi rahatlamış. Ama devlet başka alanlara elini henüz uzatabilmiş değil.

Refahlı Başkan...

Kulp'un Belediye Başkanı bir Refahlı, Fahri Aydın. 48 yaşında. Hayvan tüccarlığı eski işi. Doğma büyüme Kulplu.

Yakınıyor:

"Eskiden köyde yaşardım. Yazları yaylaya çıkardım. 300-500 koyunum vardı. Köy artık hayal oldu. Şimdi Başkanım ama rahatım eskisi gibi değil. Huzursuzum."

Tabii dertli:

"Köylerle birlikte Kulp'un nüfusu 1990 sayımına göre 52 bindi. 23 bin seçmeni vardı. Şimdi bu nüfus 30 bine indi. Seçmeni de artık 12-13 bin... Maddi durumu iyi olanlar Diyarbakır'a, Adana'ya, Mersin'e, İstanbul'a gittiler."

Hep aynı hikaye!

Devam ediyor Başkan:

"Canına tak etti herkesin. Çocuğuna kuru ekmek götüremiyor. Bütün okullar kapalı. Genç nesil kitap defter yüzü görmemiş... Evet güvenlik 1993, 1994 sonrasında tesis edildi. Güvenlikten yana bir sıkıntımız yok. Ama devlet hizmet getirsin."

Bataklık kurutmak!

Belediye Başkanı bir de Kulp için bir kitapçık hazırlamış. Şu satırlar ilginç:

"Devletin kabahati büyük... Vaktiyle okulsuz, öğretmensiz bıraktı. Aklı selim sahibi din adamlarını göndermedi. Ekonomik olarak kalkınmamızı gerçekleştirmedi. Ve şimdi faturasını hem devlet hem halk ödüyor. Oğlu askerliğini yaparken ölmüş ananın da yüreği yanıyor. Evladı eşkıyanın tuzağına düşmüş Kulp'taki ananın da yüreği yanıyor."

Başkan'a göre, devletin artık terör var bahanesini bırakması ve halkkucak açması şart! Aksi halde halkla devleti barıştırmanın imkansız olduğunu belirtiyor.

Aş ve iş, okul, öğretmen, sağlık hizmeti, doktor, ebe, hemşire... Güvenlik sorununda büyük bir aşamayı geride bırakan Güneydoğu şimdi bu hizmetleri bekliyor. İş sade bunlarla sınırlı değil tabii. Ama bunlarsız mümkünü yok bataklık kurumaz!

Güneydoğu izlenimlerinin dördüncüsü yarın.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr